26 Mayıs 2011 Perşembe

Bodrum'da kadraja giren kareler ve notlar


Yolda yürürken, sahilde otururken, bahçede dolanırken, bir yerde yemek yerken gözüme takılanları elden geldiğince kaydetmeye çalışıyorum diye yazmıştım. Bu aralar bir de bu blog için özellikle çektiğim kareler eklendi. Biriktikçe de bunları paylaşıyorum. Batkım yine epey birikmiş. Bir kısmını bugün buraya alıyorum.

Yalıkavak'taki berberim Turgut amca. Tipik berber. Otellerin içinde berber açıyorlar hiç olur mu? diye konuyu açarsanız, o heyecanla beş dakikada traş ediyor.




 Bodrum’la ilgili bazı notları da yazmak istiyorum;

İki gündür hava çok kararsız. Kapıyor, çok hafif ve biri iki dakika süren yağış oluyor, sonra açıyor, sonra yine kapıyor, sonra yine yağış... buranın şivesiyle söylemek gerekirse; böyle gidip duru.

19 Mayıs’ta hava iyiydi, Bodrum gelenlere ihanet etmedi. Ama bu haftasonu gelenler için şimdilik görünen kapalı ve yağışlı bir hava. Yine de burası Bodrum, günde üç beş kez hava da mavsim de değişir, hiç belli olmaz.

Artık sezonu açmayan tesis, işletme filan kalmadı. Yaz hazırlıkları bitti.

New/Old Club, Mandalin ve Porta bu yazın yeni mekanlarından. Sırasıyla hepsini yazacağım.




Yalıkavak'ta kış güneşi

Evimin arkasında, Eskiçeşme Mahallesi'nin çeşme meydanında kurulan mahalle pazarı
Barlar sokağında 25 metre içinde 5 tane birbirinin aynı çakma çantaları satan dükkan var. Orada senelik kiralar 70-80 bin TL civarı. Nasıl oluyor da batmıyorlar ve her yıl yine açıyorlar anlamak mümkün değil. Günde kaç çanta satmalılar? Bazı şeylerin hesaba kitaba gelir yanı yok.

Marina bölgesindeki köfteci sayısı üçe çıktı. İsimleri de çok benzeşiyor; Marina, Liman, Sahil.


Yalıkavak’ın efsane köftecisi Kavaklı Köfteci yıllardır aynı yerde, büyütmeden istikrarlı şekilde işini götürüyor. Yazın akşam saatlerinde kapasında kuyruk olan köftecinin yanına geçtiğimiz yıl bir dönerci açılmıştı. Çat pat iş yapıyordu. Baktı ki orada köfte çok iş yapıyor, tuttu dönerciyi köfteci yaptı. İsmini de Sultanahmet koydu. Tabii hakiki Sultanahmet değil. Yahu insan bir düşünür; bu işi en iyi yapanın, ismini oturtmuş, aranan bir dükkanın yanında onun yaptığı işi değil de başka iş yapmak daha mantıklı değil mi? Üstelik biraz araştırsa geçtiğimiz yıllarda o bölgede açılan bütün köftecilerin kapandığını da bilirdi. Ama bizde böyle olur. Birinin işi iyi mi, hemen yanına aynı işi yapan bir rakip açılır. Yıllar yıllar önce gittiğim Giresun’da çarşıda yürürken yanyana 8 köfteci saymıştım. Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa sanki hepsinin ismi aynıydı. Sonuncusu başına “hakiki” ibaresi koymuş, işi sahiplenmiş.

Bahar yağmuru yağarken bahçenin görünümü


Yalıkavak'ın denize açılan en dar sokağı
 Hava ısındıkça gündüzleri Bodrum sessizleşiyor. Geceleri de tam tersi.

Şimdi evden Zazu’ya bisikletle, oradan Halikarnas’a yürüyerek gidiş geliş ve sonra yine eve bisikletle dönüş zamanı. Bizim Ahmet ile bu yürüyüşleri yaparken bazen kendimi emekli albay gibi görüyorum. Hani eller arkada yolda yürürken ona buna çatıp “olmamış, şurasını daha iyi yapmalılar, bu ne biçim vitrin” gibi söylenirler ya. Onun gibi.



Pantone kataloğunda karşılığı olmayan renk




Bu akşam da evde olayım. Ziyaret edilecek, hayırlı olsun denecek çok yer var. Yeni açılan Abe Üsen'in ocakbaşına uğramak lazım. Sonra yılların Körfez’i yeni yapılan çevre düzenlemesinden sonra çok daha ferah ve güzel oldu, Hasan Amca’ya hayırlı olsuna gitmeli (Bkz. yukarıdaki resim). Mandalin’e bir uğramış, daha uzun zaman geçirmeye geleceğimizi söylemiştik. Belki bu Cumartesi akşamı gideriz. Çok iş var çok... haftasonu için dinlenmek gerek (Yine de bu akşam için söz vermesem... belli olmaz).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder