20 Eylül 2011 Salı

Eylül ayında Bodrum


İstanbul’da yaşar ve sadece yazları Bodrum’a gelirken, burada yaşayanlardan hep “asıl siz Bodrum’u bir eylül ayında bir de sarıyazda görün” lafını duyardım. Doğrusu pek de anlam veremezdim. Benim gibi İstanbul’da yaşayanlar için Bodrum yazlık bir yerdir. Eylül sonbahardır ve artık şehre dönülür. Eylül kışın habercisidir. Sarıyazı hiç bilmezdim, aynı dönemde bizim Boğaziçinde de pastırma yazı vardı.

Sonraları eylül ayında uzun haftasonu tatilleri yaratmaya başladım. Buranın eylülün tadına vardım. Ama eylül hüzünlü bir aydır ya. Yaz bitti, ta bir dahaki haziran ayına kadar buralara gelemeyecek olmanın sıkıntısı içime çökerdi. Eylül ayında son kez Bodrum’a gelip sonra ayrılışlarım hep ağır gelmiştir.

Sonraları yarı zamanlı Yalıkavak günlerim başlayınca eylül ayının ne kadar farklı olduğunu yaşayarak görmeye başladım. Üstelik eylülde İstanbul’a dönüşlerim o kadar ağır gelmemeye başladı çünkü artık bir ayağım Bodrum’daydı ve nasıl olsa ekim ayında yine gelebilirdim. Ama asıl tadına varmam, Bodrum’a tam anlamıyla yerleştikten sonra oldu. Şimdi yine eylül ve ben Yalıkavak’taki yazlık evdeyim. Henüz Bodrum’un içindeki evime geçmedim çünkü şu sıralar Yalıkavak olağanüstü.

Peki eylül ile öncesinin ne farkı var derseniz; işte bu yazıyı onun için yazıyorum. Biraz buraların eylülünden bahsedeyim.

Her yaz Ağustos ayının sonuna doğru bir fırtına oluyor. Artık öğrendim. Neredeyse randevulu geliyor. Bu yıl da bayramın hemen öncesinde geldi, esti, dağıttı, gitti. İşte o fırtınadan sonra hiçbirşey eskisi gibi olmuyor. Hava sabahları ve geceleri daha serinliyor. Gündüzleri yazın bunaltıcı sıcağı yok oluyor. Sabah sekizde evin kapısından çıkınca yüzüme vuran sıcak kalmıyor. Geceleri ardına kadar açık olan cam, aralık bırakılıyor. Sabaha karşı örtünme ihtiyacı duyuluyor. Özellikle Yalıkavak’taki evin yatak odasının dağlara bakmasının bir güzelliği de bu. Öğlenleri sıcak yine yerinde kalıyor. Ama bunaltmıyor. 

Eylülde güneş başka türlü batıyor
Kos'a karşı sakin bir Akyarlar günü

Yalıkavak'taki evin önü de sakinleşti
Durgun bir Eylül akşamı
Deniz sabahları hiç hareket etmiyor. Üstü camla kaplanmış gibi. Sabah erken saatte yüzerken kendi kulaç sesinizden başka ses duymuyorsunuz. Zaten artık yazlıkçıların neredeyse tamamı gittiği için ortalık sakinlemiş, o saatte sizinle birlikte denize giren kimse olmuyor. Ya da belki uzakta birkaç kişi daha bu güzelliğin tadını çıkarıyor. Haftasonları ortalık boşaldığından bizler de başka başka koylara gidip denize giriyoruz. Mesela geçen hafta cumartesi günü Güvercinlik'ten Bodrum'a doğru gelirken hemen Güvercinlik çıkışındaki türkuaz suyuyla dikkat çeken Köhne'ye gittik. Ertesi gün Gölköy'deydik. Bu haftasonu Akyarlar'dan denize girmeye niyetim var. Bütün koylar artık bizim.

Akyarlar'da gün batımı
Güvercinlik'in Bodrum çıkışındaki Köhne
Çok önemli bir fark Bodrum’da kalan insan kalitesinde. Yazın ortalıkta gezinen siyah cipler gidiyorlar. İçlerinde Kurtlar Vadisi’nden fırlamış sahipleriyle birlikte taa bir dahaki temmuz ayına kadar toz oluyorlar. Veya purolu, öğlenleri blush içen tipler... ha bir de hafta arası kocaları İstanbul’a gittiği için onların bıraktığı cipleri kullanamayıp trafiği mahveden botokslu sarışınlar. onlar da yok oldular. Buranın tadına varmış, işini ayarlamış iş sahipleri veya emekliler kalıyor. Bir de tekne sahipleri.



Eylül ayında havayla birlikte hayat da sakinliyor. Kalabalığın gidişiyle sessizlik çöküyor. Yollar rahatlıyor. Akşam daha erken batan güneşin ışığını ve eylülde bambaşka olan batışını görmek isteyenler sahillerdeki kahveleri, balıkçıları dolduruyor. Ama yazın olduğu gibi insanlar altalta üstüste değil. Makul bir kalabalık, makul insanlar ve makul ses düzeyi. Beachler kapanıyor. Etrafa gürültü yapan gece barları tek tek kepenkleri indiriyor. Okulların açılmasıyla sessizlik artıyor. Hem gündüzleri burada parklarda, bahçede oynayan çocuk sesleri kesiliyor, hem çocuğu olan yazlıkçılar artık şehirlere dönüyorlar. Kalanlar genellikle emekliler. Dolayısıyla bu mevsim Bodrum’un yaş ortalaması epey yükseliyor. Emekliler kısıtlı bütçeleriyle daha uygun fiyatı olan belediyelerin çay bahçelerini tercih ediyorlar. Akşamüstü yürüyüşlerimde onları izliyorum. Buralarda emekliliklerini geçirenler gerçekten şanslı. Hayatları boyunca çalışmış, didinmiş insanların buralarda gün batımlarını izlerken neler düşündükleri hep merak ederim. Hoş, öğrenmeme çok ta zaman kalmadı zaten.

Burası Bodrum değil, Hisarönü ama eylülde orası da çok sakin
Burası da eylüldeki sakin Selimiye
Eylül mehtabı doğarken Bodrum Bardakçı koyu
Geçen gün Bodrum'daki eve gittiğimde yatak odası penceresinden içeri giren begonviller
Bu da Yalıkavak'taki evin yavru begonvili
Sakin bir eylül akşamı Yalıkavak
Eylül mehtabı doğarken
Yalıkavak'ta sabah okula giden kız çocuğu
Eylülde meyhanelere yeniden bizim gibi yaz kış burada kalanlar gelmeye başlıyor. Bazı meyhane sahipleri sezonda söylüyorlar; yazın kusurumuza bakmayın, servis aksayabilir, şu olur bu olur. Hatta yazın isterseniz gelmeyin bile. Kışın nasıl olsa bizbizeyiz. Gümüşlük'teki Limon'u görmeniz lazım. O kalabalık gitmiş, sevimli ve candan personeli rahatlamış. Mesela Mahmut Kaptan’ın meyhanesini açmasını bekliyoruz, dört gözle. Malum kaptan mayıs sonu kapatıp ekim başı açıyor. Şimdilerde bizler hasret gidermeyi bekliyoruz. Zaten ekimin ikinci yarısı sarıyaz başlıyor. Ben de Yalıkavak’taki evi kilitleyip Bodrum’daki eve geçiyorum. Sarıyaz ise bambaşka. Ama onu da sarıyaz başladığında yazacağım.

Limon'da güneş ışığının vurduğu satsumalı votka ve gelincik likörü
Limon'da eylül güneşi batarken
Geçen akşam Limon'da tek başıma rakı-kavun-peynir yaparken
Muhteşem ikili
Eylül mehtabında Akyarlar Mehtap restorandan ışıl ışıl Kos görüntüsü
Bodrum’u bilen, buraya gelmiş ve burayı seven herkese önerim şu; ne yapıp yapın eylül ayının bir haftasonunu buraya ayırın. Bu güzelliği kendiniz görün. Sonra zaten her yıl gelmek isteyeceksiniz.

5 yorum:

  1. faydalı bilgileriniz, güzel anlatımınız ve harika fotoğraf kareleriniz için teşekkürler:)

    YanıtlaSil
  2. Biz hemen hemen her tatilimizde İstanbul'dan göç etmeyi düşünürüz.Gittiğimiz heryerin bizi yaşadığımız keşmekeşten kurtaracağını ve oralarda ne kadar huzur içinde yaşayacağımızı hayal eder dururuz.O yönde planlar yapar günlerimizi o hayaller ile harcar dururuz.Bu seneki tatilimizde Yalıkavak tüm hayallerimizi süsler oldu.Sayenizde hayallerimize daha güzel yön verir olduk.Emeklerinize sağlık...

    YanıtlaSil
  3. ben eylülde kadıkalesinde olacagım simdiden heyecan tavan yaptı bende

    YanıtlaSil
  4. Selimiye hala oyle mi yoksa o bos arazilere otel vb insa ettiler mi yoksa? :(
    Tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En son ne zaman gittiniz bilmiyorum ama çok olmamakla birlikte bazı tesisler yapıldı. Şimdilik makul denebilir.

      Sil