Yayınlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İstanbul'a üç günlük iş gezisi dönüşü Bodrum'da 29 Ekim

Resim
Geçtiğimiz çarşamba sabahı, yine iş nedeniyle üç günlük bir İstanbul seyahati yaptım. İstanbul'da mesela Beylikdüzü bölgesinde oturan biri saat 10:00’da Kartal-Maltepe'deki randevusuna yetişmek için kaçta evden çıkmalı sizce? Tabii bu havanın yağışlı olup olmamasına, TEM’de bir TIR’ın kayıp yan yatmasına, o gün İstanbul’da lodos olması gibi şeylere bağlı ama ben saat 07:00’de evden çıkıp, 08:05’teki Sabiha Gökçen uçuşuna binip 09:10’da İstanbul’a indim. Daha zamanım olduğu için de havalimanında kahve molası verip tam zamanında toplantıya gittim. Benim buradan İstanbul’daki toplantıya yetişmem için 2,5 saat öncesinden çıkmam yetiyor. Bütün mesele rötar olup olmamasında. THY’yi çok az kullandığım için de rötar yaşamıyorum. Bizim Yalıkavak'ın tüm halkı bu gemiye sığar da artan yere Gümüşlük'ten insan alırız İstanbul’a işlerimle ilgili geldiğim için zamanı iyi değerlendirmek istiyorum ve bir güne mümkün olan maksimum işi sığdırmaya çabalıyorum. B

Dün akşam Bodrum’da Mahmut Kaptan’ı açtık

Resim
Mahmut Kaptan’ı daha önce yazmıştım; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/05/tipik-bodrum-meyhanesi-mahmut-kaptan.html . O yazıyı Kaptan’ını meyhaneyi yaz sezonunun gelmesi nedeniyle kapattığı 30 Nisan’dan iki gün sonra yazmışım. Ve “Gecenin sonunda sonbaharda buluşmak üzere sözleştik. Sağlıklı ve güzel bir yaz geçirmek üzere dedik...” diye bitirmişim. Aradan neredeyse 6 ay ile birlikte dileğimizdeki gibi sağlıklı ve güzel bir yaz geçti ve Mahmut Kaptan meyhanesini dün akşam açtı. “Çok şükür buluştuk”, “hayırlı kışlar olsun” gibi dilekler arasında Bodrum’un kış sezonu da resmen açılmış oldu. Kaptan’ın yeri yazlıkçıların hiçbir zaman öğrenemeyeceği bir yer çünkü bu blogu izleyenler biliyor, Kaptan yazın teknede olduğundan dükkanı kapıyor. Yazın Bodrum dolunca ben Yalıkavak’a kaçmadan önce Kaptan da Gündoğan’a kaçıyor. Görevli olduğu tekne orada demirli. Dün akşamki sohbetten öğrendim ki bu yaz Bodrum’a hiç mi hiç inmemiş. Yazın Bodrum nasıldı diye bize sordu. Bu arada be

Bodrum’a yerleşirsem sıkılmaz mıyım?

Resim
Buraya yerleştiğim ilk yıl bana en çok sorulan soru buydu; sıkılmıyor musun? Arkadaşlarım artık sormuyor çünkü gelip buradaki hayatımı gördüler. Bu blog da işe yaradı, beni tanıyan tanımayan, blogu izleyenler sıkılmadığımı görüyorlar. Birinci mesele insanın yapısıyla ilgili. Herşeyden önce kendiyle barışık olmayan biri zaten her yerde sıkılır. İç huzuru olmayan, takıntılı, hiç bir şey bulamazsa kendiyle kavga edenler nereye gitse rahat edemezler ki. Bu tipleri bir kenara koyalım. İkinci mesele insanın bir uğraşı olması gerek. Hani zaten her zaman, her yerde bir uğraş olmalı da, buraya gelince bu olmazsa olmaz bir şey. İş olabilir, hobi olabilir. Ama mutlaka bir uğraş şart. Benim avantajım, teknoloji sayesinde İstanbul’a yaptığım işleri buradan da yapabiliyor olmak. Ofisim İstanbul’da. Müşterilerimin tümü İstanbul’da –biri Ankara’da. İlk yıllar evden işi yürütmekte zorlanacağımı düşünmüştüm çünkü otuz yıl boyunca evden işe “gidiyor”dum. İşten de eve “dönüyor”dum. Bu yol

Sonbaharda Bodrum

Resim
Yazılara, notlara bir süre ara vermek zorunda kaldım. Yazacak zaman olmadı. Epey hareketli bir on gün geçti. Ancak bu gece biraz zaman ayırabildim. Yazlıktan kışlığa, yani Yalıkavak’tan Bodrum’a geçeli oniki gün oldu. Biraz buranın sonbaharından söz edeyim istiyorum. Bu sene sonbahar bir tuhaf. İki gündür havada yanmış odun kokusu olduğuna göre birileri üşüdü ve soba veya şömine yaktı. Aslında bu koku ben çok güzel duygular uyandırıyor. Bodrum’a temelli taşınmadan önce kışları geldiğimde –o zaman sadece Yalıkavak’a geliyordum- bu koku bütün Yalıkavak’ı kaplardı. Fırtınada üstüme yağmurluğu giyip, ayağıma plastik sarı çizmeleri geçirip balıkçı Sait’e giderdim. Benden başka beş on kişi olurdu, şömine başına oturur buranın çok lezzetli dil balığını yer rakı içer, camlara vuran dalgaları seyrederdim. Odun kokusu bana bunları hatırlatıyor. Tabii odun kokusu bozulmamışlık, sakinlik, köy veya kasaba anlamına da geliyor. Yalıkavak'ta eylül ayının son günlerinde, bisiklet turunda

Yalıkavak’tan Bodrum’a dönüş, Orfoz ve Gemibaşı’nda kış antrenmanları

Resim
Geçtiğimiz Perşembe akşamı Yalıkavak’taki evi kapatıp Bodrum’daki eve geçtim. Bu benim için yaz sezonunun resmen bittiği, kış sezonunun açıldığı anlamına geliyor. Yalıkavak denizde yüzmelerle, Sait’te yenen balıklarla, içilen rakılarla, Gümüşlük Limon’da batırılan güneşlerle sonlandı. Yalıkavak yürüyüşleri, bisikletle koyu arşınlamalar, çarşıda esnafla sohbetler önümüzdeki yaza kadar bitti. Bu yıl 7 Temmuz günü Bodrum’daki evden Yalıkavak’a göçmüştüm. Dönüşüm de 6 Ekim günü oldu. Tam üç ay Yalıkavak’ta geçti. Yalıkavak kuzeye baktığından sürekli esintilidir ve bu da Bodrum yarımadası için inanılmaz bir nimettir. Bodrum’un içi yanarken, gece klimasız uyunamazken Yalıkavak’ta gece cam açık yatmak yeterlidir. Havanın hareket edecek halinin bile kalmadığı ağustos sıcaklarında yedi sekiz gece klima açma ihtiyacı duyulur o kadar. Yalıkavak yaz için ideal bir yerleşim yeri. Bodrum’a temelli taşınmama rağmen Yalıkavak’tan vazgeçemedim. Yalıkavak'taki sezonun son gün