24 Mart 2012 Cumartesi

Bodrum-Kemer-Fethiye-Datça-Bodrum turunun ikinci durağı; Fethiye

Geçen hafta çarşamba günü Bodrum'dan yola çıkmış akşam Antalya Kemer'e varmıştım. Oraya giderkenki rota üzerinde olanı biteni, güzellikleri geçen yazıda anlatmıştım. Kemer'de kaldığım süre içinde anlatacak pek birşey olmadı çünkü o bölüm iş ile ilgiliydi. Perşembe akşamı erkence yatıp ertesi sabah şahane bir havaya uyandım. Hafif bir kahvaltı yapıp, çantamı kaptığım gibi yola çıkmak üzere otelden ayrıldım. Ben arabama giderken, kapıda onlarca otobüs, toplantıya gelen bayileri havalimanına götürmek için dizilmişti. Onlar otel çıkışından sağa dönerken ben sola, Kaş, Fethiye istikametine döndüm. Oldum olası herkesten ayrı yöne gitmeyi sevmişimdir...
Yolculuğa hazır vaziyet görüntüsü
Kemer'den sola döndüm, Kaş'a doğru yola çıktım
Akdeniz bölgesi bu mevsim başka türlü güzel. Karlı dağlar ve pırıl pırıl, tertemiz bir hava
Kemer'den Fethiye'ye doğru giden sahil yolu, benim için araba kullanmanın çok zevkli olduğu bir yol. Tabii yaz olmaması kaydıyla. Yoksa o virajlarda ve o sıcakta konvoy halinde gitmenin bir tadı yok. Ama bu mevsim gerçekten çok iyi. Tepede güneş parlıyor ama arabanın tavanı camı açık, yani beyninizi kavurmuyor. Yol bomboş denecek kadar sakin. Sol tarafınızda Akdeniz var, yer yer lacivert yer yer türkuvaz. Daha ne olsun? İçinizde bir coşku ki sormayın.
Virajlar virajlar...
Bir virajı dönüyorsunuz ve işte böyle bir manzara sizi bekliyor
Kemer'den sonra tepelere tırmanıyorsunuz ve bir anda karşınıza Kumluca çıkıyor. Türkiye'nin sebze deposu. Yer gök sera. Tepeden görünüşü çok güzel. Şehrin içinden geçerken Kumluca'lıların bu zerzevat meselesinine kadar sahiplendiklerini görebiliyorsunuz. Hıyarıyla, domatesiyle bu kadar öğünen bir şehir azdır. Her yerde dev salatalıklar karşınıza çıkıveriyor. Doğa verimli bir toprak, uygun bir iklim bahşetmiş. Kumluca'dan sonra Finike ve Demre'nin virajları ve istikamet Kaş oldu.

Binlerce seranın bulunduğu Kumluca'ya tepeden bakış. Beyazlıkların hepsi sera
Domatesleri geç...
...biber ve patlıcandan sola dön, o istikamet Finike
video
Kaş'ı kışın görmemiştim. Hem kışını merak ediyor hem şöyle güzel bir öğlen yemeği yemeyi hayal ediyordum. Bilirsiniz, Kaş'ın fanatikleri vardır. Her yaz mutlaka Kaş'a giderler. Dip avcılığı ve dalış gibi merakı olanları bir yana koyuyorum, bu işler için Kaş çok uygun denir. Ama onun dışında o kadar da vurulacak bir yanı pek göremiyorum. Bir kere yapılaşma haddinden fazla ve son derece kişiliksiz binalar. Hatta arazinin topografik yapısında da yararlanarak bayağı beş katlı apartmanlar yapılmış. Bodrum'da da ciddi bir yapılaşma var. Ama yapılar iki katı aşmaz. Hepsi beyazdır. Kaş malesef çirkin binalarla dolmuş. Uzun yıllar önce, 80'lerin başında gittiğimde Kaş'ı çok sevmiştim. Sonra hiç gitmedim. Ta ki 2005 yılında ana yoldan geçerken bankadan para çekmem gerektiği için kasabanın içine girene dek. Sahildeki Atatürk anıtının olduğu meydana inene kadar Kaş'ı tanıyamadım. Sonra bir kere daha yine geçerken uğramışlığım var o kadar. Bu sefer dediğim gibi kışını bir göreyim istedim.
Kaş'ın Antalya tarafından girişindeki tepeden görünüşü çok etkileyici
video

Bütün Akdeniz sahilinde o gün sıkı poyraz vardı. Mendireğin civarına arabayı park edip yürüdüm. İlaç almak için girdiğim eczacı kız beni tatilci sanıp "tatil için kötü bir gün seçmişsiniz, fırtına havayı soğutuyor" dedi. Sonra karnımı doyurmak için meydana indim ki köpeklerden başka birkaç kişi var o kadar. Bir bakkal, bir emlakçı bir de çorbacı açıktı. Bir de çay bahçesi gibi bir yer. Mecburen çorbacıya gittim. Öylesine bir çorba içip çarşıyı dolaşayım dedim ama her yer kapalıydı. Arka sokaklara daldım, Kaş bitti zaten. Bu geziye çıkarken ilk planım ikinci geceyi Kaş'ta geçirmek, güzel bir balık yemekti. Otel rezervasyonumu bile yapmıştım ki son anda aklıma geldi. Ben hayatımda Fethiye'den daha güneyde iyi balık, iyi deniz mahsülü yemedim ki. Daha önce anlatmıştım, o pek meşhur Antalya Olimpos taraflarında bir akşam barbun tavanın yanına kızarmış patates ve şehriyeli pilav getirmişlerdi, etrafta gizli kamera aradım. Balık kültürünün bittiği sınır Fethiye. Daha aşağısı ı-ıh. İyi ki de Kaş rezervasyonumu iptal etmişim, açıkta kalacak, muhtemelen ara sokaktaki köftecide ayran köfte yapmak zorunda kalacaktım.

Bomboş Kaş meydanı



Yazın adım atılmayacak kadar kalabalık olan eski çarşı
Kaş'tan çıkıp bir de Kalkan'a uğramak istedim. Kalkan'a ilk gittiğimde galiba 1983 veya 1984 yazıydı. Sıcaktan bunaldığımı çok iyi hatırlıyorum. O zaman ne arabalarda ne kalınan pansiyonlarda klima vardı. Kalkan yeni yeni keşfedilmeye başlamış bir yerdi. Sevimli gelmişti. Bir küçük tekneyle biz dört kişiyi minik bir koya bırakmışlardı, oradan denize girmiştik. Söylememe gerek yok, bizden başka kimse yoktu. Şimdi o koyun olduğu yerde Patara Evleri var. Kalkan da bozulmadan payını almış. Niye böyle bir milletiz? Niye koruyarak, güzelleştirerek geliştiremiyoruz? İnsanımız girdiği her yeri vahşice talan ediyor. En zevksiz binaları konduruyor. İyi ile kötünün güzel bir örneği Kalkan'da var. Bir yanda berbat evler, bir yanda usta mimarın elinden çıkmış Patara Evleri. Konumuyla, yeşiliyle, binalarıyla çok farklı. Kalkan'da da kahve içecek doğru dürüst bir yer bulamadan, arabamdan inmeden anayola çıktım. Sonra da artık mola vermeden Fethiye'ye vardım.
Fethiye'ye doğru...
Fethiye'ye her yaz giderim ama içine hiç girmeden arkasından dolanıp Faralya'ya geçerim. Bilenler bilir, Fethiye'ye girmeden geçtiğiniz o arkadaki Ölüdeniz/Faralya bağlantısı olan yol pek sevimsizdir. Tamirciler, zevksiz dükkanlar, eciş bücüş binalar insanda Fethiye hakkında olumsuz izlenim bırakır. Bu izlenim nedeniyle olsa gerek Fethiye'nin içini hiç bilmedim. Ta ki geçen sonbaharda arkadaşlarım Fethiye'nin içine tatile gidene ve ben de onları görmek için kaldıkları Çalış bölgesine dahil olana kadar. Çalış bölgesi pek matah değil ama akşamları balık yemek için şehir merkezine inince gözüme bir sevimli geldi. Hatta bir de otel kestirdim, gelirsem kalırım diye. İşte bu tatile çıkarkeno  otelde rezervasyon yaptım. Marina'nın olduğu yerde, adı Yacht Boutique Hotel. Yeri enfes. Balkondan görünen manzarayı aşağıda görebilirsiniz. Hele bu mevsimdeki karlı tepeler görüntüye farklı bir boyut katıyor. Otelin tek sorunu izolasyon. Kaldığım odanın üst katından devamlı tıkırtılar geliyordu, uykuya dalmakta zorlandım. Yoksa iyi bir otel.

Oteldeki odamdan sabah manzarası
Bu da akşam çökerkenki renkler
Otele yerleştikten sonra biraz dinlenip akşam yemeği için yazın geldiğimde bellediğim Girida'ya yürümeye başladım. Bu arada ilginç birşey oldu. Ben yıllarca Rumelihisarı ve Bebek'te oturdum. Hisar'daki Karaca balıkçısının biraz öncesindeki otobüs durağının yanından çıkan merdivenler benim evimin önünde biterdi. Karaca'yı çok severdim. Yaz kış haftada bir akşam mutlaka Karaca'da balık yerdim. Hele kış akşamları pek kimsecikler olmaz, patronla, garsonlarla yarenlik eder, rakımı yudumlardım. İşte orayı işleten şişman, tam meyhaneci tipli Hüseyin İstanbul'u terk edip Fethiye'nin Üzümlü bölgesine yerleşmişti. Yolda Fethiye'ye gelirken Üzümlü tabelasını görmüştüm ama telefonunu kaybettiğim için bulup bulamayacağıma emin olmadığımdan içeri girmedim. Otelden çıkıp Girida balıkçısına yürürken Hüseyin ne yapıyor acaba diye aklımdan geçirirken pat diye Hüseyin karşıma çıktı. Çok şaşırdım. Ayak üstü epey sohbet ettik. Normalde hergün Fethiye'ye inmezmiş ama o gün torununu okuldan alması gerekmiş. Rastlantı işte. Görüşeceğimiz varmış.



Otelimin olduğu marina bölgesinden Girida balıkçısı en az yedi sekiz kilometre vardır. Fethiye o bölgeye doğru yani Çalış plajlarının olduğu bölgeye doğru genişlemiş. Tahminimce eskiden Çalış ile Fethiye iki ayrı yerleşimken artık birleşmiş. Yeni yapılan evler iki katlı ve planlı yapılmış. Sokaklar geniş tutulmuş. Evler de öyle, geniş bahçeli ve aralıklı kondurulmuş. 
Marinadan sonrası da ayrı bir güzel geldi. Biraz Ayvalık'ın Çamlık bölgesine benziyor. Yıllanmış ağaçlar, yemyeşil bir çevre, çoğu bakımlı evler. Çocukluğumun Suadiye, Bostancı'sını, oraların yazlık olduğu dönemleri de hatırlattı.


Marinadan sonraki bölge
Evlerin manzarası harika
İsviçre Alplerindeki göllerden biri değil,  Fethiye...
Fethiye kışın da yaşıyor. Merkezdeki restoranlar doluydu. Bir iki barın önünden geçtim, içeride kızlı erkekli gençler vardı. Girida'ya yedi kadından oluşan bir grup -belli ki iş çıkışı- geldiler mesela. Rakılarını içip eğlendiler. Fethiye'de kaç göç olmamasının bir nedeni de güneydoğu kökenlilerin barınamaması olabilir mi bilmiyorum. Araştırmak lazım.
Uzun lafın kısası Fethiye ile ilgili düşüncelerim bu seyahatten sonra değişti. Bundan sonra fırsat buldukça Fethiye'ye kaçamak yapmak istiyorum. Ama yazın yine Faralya bölgesine, bahar aylarında ise Fethiye'nin içine.


Bu yol bizim Bodrum'u andırıyor. Ama daha yeşili
Fethiye yeşili bol bir kasaba



Yazlık tur tekneleri ve karlı tepe aynı kadrajda
Bu yazıyı da Girida'da yediklerimi anlatarak ve fotograflarına yer vererek bitireyim. Girida yeni açılmış, yaklaşık iki yıllık bir yer. Belli ki tutmuş, cuma akşamı tümüyle doldu. Genç bir çift gitarla eski İstanbul şarkıları ve biraz da rembetiko söylediler. Önce canlı müzik lafını duyunca içim bi kötü oldu ama sonra hem bahçede oturduğum için ses az geldi hem de rahatsız edici bir repertuvarları yoktu. Yazın bahçe olan yeri brandayla kapatmışlar ortaya da odun sobası koymuşlar. Hava epey serindi, soba başında oturmak iyi geldi. Mezeler yine iyiydi ama orada yazın yediğim ahtapot ızgara çok daha güzeldi. Bir tek lagos şişi pek iyi bulmadım. Ya da Sait'in lagosuna alıştım ondandır. Bak şimdi Sait lafını edince aklıma o lezzet geldi...İlk fırsatta gitmeliyim. Neyse sonuçta epey yedim içtim, çok makul bir hesap ödeyip otele döndüm. Fiyatları Bodrum ile Datça'nın arasında diyebilirim. Yani Bodrum'dan ucuz, Datça'dan bir tık pahalı.





Girida'da balık çeşidi bol
Mezeler de kuvvetli
Bir sonraki yazıda gezinin son durağı olan Datça'yı anlatacağım... Tabii Fevzi'de yenen mezeler başta olmak üzere.


1 yorum:

  1. Serdar Bey merhaba ,sitenizi geçen hafta tesadüfen gördüm (görmez olaydım),her gün detaylı şekilde okuyorum geçmiş yazılarınızı,resimlere bakıyorum,o yeşillikler , o balıklar,o manzaralar hayali bile güzel,ne mutlu size siz bu hayali gerçekleştirmişsiniz,sadece yazmak istedim...güneşli mutlu günler

    YanıtlaSil