5 Mart 2012 Pazartesi

Bodrum'da geleneksel deve güreşleri

Bir arkadaşım Bodrum'da deve güreşleri yapılacağını duyuran afişin fotoğrafını çekip altına kızgın emoji koyan ergen tavırlı bir iş adamının instagram paylaşımını bana gönderdi. Onu görünce bu yazıyı yeniden paylaşmak istedim. Ama önce kısa bir giriş yapmama izin verin. 
Ben hayvanları severim. Evde bir kedim var. İleride kendi bahçeli evimi yapabilirsem köpek de almak istiyorum. Tavuk besledim, hiç birini kesemeden bir arkadaşımın çiftliğine gönderdim. Yani eğer deve güreşi denilen folklorik olayda develer sakatlansa veya ölse ben de karşı çıkarım. Deve güreşi köpeklerle, horozlarla yapılan döğüşe benzeyen vahşi bir şey değil. Deve sahipleri bazen aralarında kavga ediyorlarmış, onlarınki daha sert ve yaralamalı oluyor diyorlar. Eğer derseniz ki ben hayvanlarla yapılan hiç bir organizasyona olumlu bakmıyorum, o zaman muhtemelen at yarışlarına da öyle yaklaşıyorsunuzdur. Çünkü ilke bunu gerektirir. Hayvanlar üzerinden kumara karşıysanız ve deve güreşlerine bu nedenle karşı çıkıyorsanız yine yanlış. Çünkü at yarışı gibi organize bir bahis söz konusu değil. Kendi aralarında bahis tutuşan olabilir ama onlar da at yarışı, İddia oynayanlardır. Deve olmasa tek-çift de oynayacak kumarbaz insanlar yani. Deve güreşlerinde para kazanan/kaybeden duymadım. Ancak, hayvanların olduğu her türlü oyun, güreş, yarış, organizasyona karşı olanları anlarım. Bu bir ilkedir, tamam lafım olmaz.
Demem o ki, deve güreşlerinin afişini paylaşıp altına kızgın surat emojisi koymadan önce gidip izlemek lazım.
Deve güreşleri konusunda Bodrum'da yaşayan Saner Gülsöken'in kitabı var. Bu söyleşi de yararlı olabilir; http://www.arenabodrum.com/neden-guresirler-bilir-misiniz-ayirin-develeri-2/
 
2012 yılı tarihli yazım aşağıdadır. 
Onca senedir şu Bodrum'a gelir giderim, kaç senedir de buraya yerleştim, geçtiğimiz hafta sonuna kadar daha hiç deve güreşi görmemiştim. Bir iki kez TV'de haberlerde falan gözüme çarpmış ama hiç ilgimi çekmemişti. Bodrum'da afişlerde görüyordum. Yalıkavak'da Geleneksel Deve Güreşleri filanca tarihte diye. Bunun Ortakent'te yapılanı, Güllük'te yapılanı da var. Yani sezonda bir kere yapılan bir etkinlik değil. Kış aylarında birbiri ardına, aralarında galiba 20 gün ila bir ay olan bir etkinlikler serisi.
Cumartesi günü sabah sabah bahçede kahvaltı yaparken belediyenin hoparlörlerinden "Yarın saat 10'da Kızılağaç'ta Bodrum Belediyesi'nin düzenlediği deve güreşleri yapılacaktır. Tüm halkımız davetlidir" dendi. Kahvaltı sonrası ben geleneksel yürüyüşümü yaparken develer de geleneksel yürüyüşlerine çıkmışlar, çarşı içinde develerle göz göze geldik. Çok renkli görüntüleri vardı. Yazın turist kaynayan yerde salına salına yürüyen develer hayli sevimliydi. Çarşıyı katedip meydanda toplanıp halkı selamladılar. Yaklaşık 15 deve vardı. O an şu deve güreşlerine gideyim, fotoğraf çekerim fikri aklıma yattı. Bu arada deve güreşleriyle ilgili arkadaşlarımın hepsi aynı şeyi söylüyordu; Güreşleri boşver de asıl etraf çok eğlenceli oluyor. Rakı su gibi akıyor, sucuklar çevriliyor... görmelisin.


Ben bisikletle çarşıya girdiğimde develerle göz göze geldik

Meydana dizilip halkı selamladılar
Develerin adı, nereden geldiği arkasında yazıyor. Plaka gibi
Neyse, pazar sabahı arabaya atladığım gibi, güreşlerin yapılacağı Kızılağaç köyüne doğru yola çıktım. Hava harikaydı. Hani derler ya "zemin futbola müsait" diye, tam öyle yani hava güreşleri müsaitti. Bütün gün deve seyretmeyeceğim için kendime ondan sonrası için de güzel bir rota çizdim, Mazı üzerinden Çökertme'ye gitmeye karar verdim. Bu bölüm ayrı bir yazı konusu. Oraları sonra anlatacağım.

Gelelim deve güreşlerine. Önce bir iki bilgi vereyim. Ben de yeni öğrendim. Efendim bu iş ağırlıklı olarak Ege'de yapılıyormuş. Ama Marmara ve Akdeniz Bölgesi'nde de deve güreşi geleneği var. İlk güreşin Aydın'da İncirliova bölgesinde yapıldığı söyleniyor. Deve güreşi bir yörük adeti. Nerelerde yapıldığını merak ettim öğrendim. Şuralarda yapılırmış; Ege (Selçuk, İzmir, İncirliova, Aydın, Muğla, Bodrum, Denizli), Marmara (Balıkesir, Çanakkale) ve Akdeniz (Burdur, Isparta, Antalya). Biraz da ansiklopedik bilgi olsun;
Deve güreşleri, tek hörgüçlü dişi "yoz" develer ile "buhur" adı verilen çift hörgüçlü erkek develerin çiftleşmesinden meydana gelen ve "Tülü" adı verilen erkek develer arasında yapılır. Bu develer yalnızca güreş için "Savran" denilen deve bakıcıları tarafından yetiştirilir. Güreş develeri tıpkı atlarda olduğu gibi soya dayalı olarak seçilir. Güreşçi olacak Tülüler'in güreşçi develerin kanından olmasına özen gösterilir.Deve güreşleri AyakOrtaBaşaltı ve Baş olmak üzere dört boyda yapılır ve galibiyetler; kaçırtarak, bağırtarak veya yıkarak elde edilir. Develer tıpkı diğer güreşlerde olduğu gibi pehlivan olarak adlandırılır ve cazgır tarafından anons edilirler.
Güreşlerin yapılacağı Kızılağaç Bodrum'a çok yakın. Belediye sırf deve güreşleri için bir Arena yaptırmış. 

Develer park yerinde. Üstleri örtülü, süsleri gizlenmiş
Gidinin goca Bodrumlusu
Pehlivanlar (develere öyle deniyor) sıralarını bekliyorlar
Tepelere mangalcılar konuşlanmış vaziyette
Arenadaki güreşleri bekleyen meraklılar
Arazinin doğal eğimi doğal tribün oluşturuyor

Buna bittim. Kendisi kapalı loca oluyor
Saat 10'da başlayacağı söylenen güreşlere ben 11'e doğru gittiğimde etraf çok sakindi. Güreşler saat 12'yi geçe ancak başladı. Hala Bodrum adetlerine alışamadım. Benim zaman konusundaki titizliğim İstanbul'dan kalma. Genel olarak yavaş yavaş ben de gevşeyip serildim ama saat konusunda hala dakikliğe takık durumdayım. Bu huy kolay değişmez.
Etrafı gezip ne olup bittiğini anlamaya çalışarak zaman geçirdim. Şimdi o gözlemlerimi paylaşayım.

Son söyleneceği baştan söyliyeyim. Deve güreşleri çok sıkıcı. Vahşi değil. Yani hayvanın yaralanması, hele ölmesi hiç mümkün değil. Canının acıması da pek mümkün değil iki deve birbirini ittirip duruyor. Bu arada biri yere çökerse o yenilmiş sayılıyor. Ki bu çok sık olan bir durum değil. Ben yedi sekiz güreş izledim, biri hariç diğerleri berabere bitti. Bir süresi var. Beş dakika mıdır on dakika mıdır nedir. O süre içinde iki deve sadece birbirini itekleyip duruyorlarsa, süre sonunda hakem düdüğü öttürüyor karşılaşma berabere bitiyor. Ya da kuralarına göre atik olan deve puan alıyor güreşi kazanıyor. Ola ki iki deve arasında yırtıcı, asabi bir durum var, baş hakem "Ayırın develeri!" diye bağırırmış. Yani develere zarar gelmesin diye. Ben şahit olmadım. Basbayağı sıkıcı. Peki madem böyle sıkıcı da o kadar insan niye toplaşıyor derseniz cevabım net. Rakı içmek için. Ben bugüne kadar böyle rakı içen topluluk görmedim arkadaş. Sabahın 11'inde sofralar kuruldu. Ben daha kahvaltıdan yeni kalkmıştım, amcalar rakıya oturdu. Herkes evinden bir iki şey getirmiş. Varlık durumuna göre çeşitlenen mezeler ortaya konuldu ve rakılar açıldı. Seyredenlerin rakı içmeyeni bira içiyordu. Hiç içmeyeni de çay ile idare ediyordu. Maksat millete eğlence olsun. Panayır gibi herkesin bir araya geldiği bir ortam. 
Bu güreşlerde para da dönüyormuş. Kumar anlamında değil ama, hani Kırkpınar gibi. Bir gece önce deve sahipleri bir araya geliyorlar. Sabaha kadar içiliyor. Halı gecesi mi ne öyle bir adı var bu gecenin. Bir para toplanıyor. Detaylı bilgim yok. O para genellikle hayır işlerine ayrılıyor dedilerdi. Burada konu Kırkpınar ağalığı gibi ağalık aslında. Devesi o günün güreşlerinde en çok puan alanın sahibinin havası değişiyor diyorlar. Küçük yerlerde böyle şeyler önemlidir.
Yenilen develer ne yapılıyor acaba derken karşıma bu tezgah çıktı. Şaka tabii...
Bu masa birinci saat dolmadan ikinci büyüğü açtı
Amcam almış hanımını yanına, masada patlıcan salatası, peynir ve zeytin. Tabii rakı. İkide bir tüttürdüğü cigarasıyla yaşı 70'lerde... şeker, kolestrol mü dediniz? o ne ki?
Seyircileri izlemek güreşlerden çok daha zevkli, bu kesin. 
Başkan Kocadon'un masası hazır, başkanı bekliyor

Mikrofonda bir adam var. Ona cazgır deniyormuş. Sürekli konuşuyor. Güreş öncesi talimatlar veriyordu. Hakemler bandını taksın. Şuraya kimse girmesin... böyle böyle ortalığı toparladı. Sonra güreşlerin resmi açılışı için anons yaptı. Önce Atatürk ve şehitler için saygı duruşu dedi. Sonra benim çok hoşuma giden bir dua yaptı. Duanın ardından "el faaatiha!" dendi. Millet duaya durdu. Tam bitti derken bu sefer İstiklal Marşı başladı. Böylece bir beş dakika daha geçtikten sonra cazgır ikişerli ikişerli rakipleri arenaya davet etti. Ha unutmadan, bir deve güreşinde kaç deve olur sizce? Ben bir tahminle gittim. Tahminin onbeş yirmi deve olacağı yönündeydi. Elliiki deve saydım. Sonra gelen olmuş, tam altmış deve güreşmiş. O kadar deve günlük hayatta nerede duruyormuş bilemedim. Önce üç çift çıktı. İlk çift güreşirken diğerleri ısınıyormuş gibi tur atıyorlar. Cazgır pehlivanları tanıtıyor. Eğer deve ile ilgili bir dörtlük (mani) yazılmışsa onu okuyor. Neyse derken iki deve karşılıklı geliyor, güreş başlıyor. Cazgır o anda canlı yayına geçiyor. "Kaledonia, Efe'ye baş attı. Boynunu baş altından alıp..." diye devam ediyor. Bir iki güreş sonra baktım ki hep aynı şeyi söylüyor. E güreş çok durağan gidince cazgır ne etsin? Zaten o da sıkılmış olmalı ki "... baş altından kafayı kaldırmaya çalışırken Rambo diz üstüne çöktü. Güreş bu şekilde devam ediyor" demeye başladı. Sonra sonra en çok duyulan "... güreş bu şekil devam ediyor" lafı oldu. Ha bir de tabii geleneksel olarak "raaakip" lafı.
Deve sahipleri

Bu fotoğrafı seviyorum. Yoksul insanlar da kendilerice rakı masası kurmuşlar. Meze olarak ekmek ve çiçek. Bardak da yetmemiş.



Bir iki derken baktım güreş dedikleri şey sıkıcı ve hep aynı. Yavaş yavaş Kızılağaç'ı terk edip Mazı üzerinden Gökova sahiline, Çökertme'ye doğru yola çıktım. Evde yaptığım sandviçim ve mandalinamdan oluşan mini kumanyamla, kimsenin olmadığı sahilde taşların üzerinde güneşte, Ege'nin mavi sularına karşı, Datça kıyılarını seyrederek öğle yemeğimi yedim. Cennetin o bölümünü de bir dahaki sefere anlatırım. 

1 yorum:

  1. Bende merak eder,Arap geleneği gibi düşünürdüm.Çok güzel anlatmışsınız ,teşekkürler...

    YanıtlaSil