24 Nisan 2012 Salı

Bodrum'da bir 23 Nisan daha geçti

Temelli Bodrum'a taşındığımda bir 5 Nisan günüydü. Taşınma telaşı, ustalar, aksilikler, hoşluklar derken oturup kendime gelene kadar Bodrum'a 23 Nisan gelmişti. O yıl da 23 Nisan uygun bir güne denk düşmüş olmalı ki Bodrum'un dolduğunu hatırlıyorum. Aynen bu sefer olduğu gibi. O tatilin son gününün akşamı da çok net aklımda. Yürüyüşten eve doğru dönerken belediyenin olduğu meydanda tekerlekli bavullarını tar tar tar diye çeke çeke garaj yönüne giden insanlar görmüştüm. O an dedim ki kendi kendime; budur işte... tatil bitti ama sen burada kalmaya devam ediyorsun. Bu durumu kutlamak için doğru bir meyhaneye gitmişimdir herhalde. O kısmını hatırlamıyorum.
Bu yıl da 23 Nisan pazartesi gününe denk gelince Bodrum kalabalıklaştı. Cuma akşamı bir anda doldu. Cumartesi akşamı ise neredeyse bir yaz akşamına yakın doluluktaydı. Biz Mahmut Kaptan'ın artık son haftasına giriyor olmanın telaşıyla o cumartesi akşamını da Kaptan'da geçirdik. İstanbul'dan gelen dostlarla o akşam birlikteydik. Sonrasında tabii Zazu'ya gidildi.


Mahmut Kaptan'da Ferit ve Ahmet ile koyu sohbetteyken...
Herkes gitti bir biz kaldık meyhanede. Kaptan dükkanı nasıl kapatacağını düşünürken
Sait'ten...
Sait'te gün batarken hava pusluydu
Gece çökerken

Bodrum'da balıkçılar çarşısında yeni açılan Meyzen'e, hayırlı olsun'a gittim
Meyzen'de masam. Meyzen'i daha sonra yazacağım
Bir önceki cuma akşamı kalabalık basmadan Sait'e gidelim dedik. Sait dönüşlerinde araba kullanmamak için Yalıkavak'ta kalıyorum. Bu sefer de aynısını yaptık ama gece ilerledikçe geceyle birlikte azan lodos evde uyutmadı. Marinadaki tekne direklerine ıslık çaldıran lodos evde de gürültü yapınca sabahın beşbuçuğunda uyumak için Bodrum'daki eve döndük.
Bodrum esnafı 23 Nisan'dan memnun kaldı. Fink, Küba, Helva gibi yerler doldu. 


Marina'da açılan Vespa Cafe
Meyhanelerin tümü tıklım tıklımdı. Marina'da yeni açılan Vespa Cafe ilk haftasını dolu geçirdi.
23 Nisan tatili -bir anlamda- bizim için yaz provası niteliğinde oldu. Botdrum'u çok sevdiği için cebindeki üç kuruşu biriktirip gelen genç kesim ile, teknesine, villasına gelen kesim derhal fark ediliyor. Birincileri yolda, orada burada görüyorsunuz, neşeleri yüzlerinden belli oluyor. İkinciler ise kasım kasım kasıldıklarından yüzleri botoks yapılmış gibi ifadesiz oluyor, mutlu mu değil mi anlaşılmıyor. Vespa Cafe'nin sorumlularından Çisem'e yeni işi hayırlı olsun diye uğradığımızda yan masalardaki konuşmalara ister istemez kulak misafiri olduk. Hangi arabanın fiyatı ne kadar? Kaç km. hıza kaç saniyede ulaşıyor falan konuşuluyordu. Yanlış anlamayın, konuşanlar onbeş yaşındaki çocuklar değil, havalı gözlüklü, marka giysili, purolu tiplerden söz ediyorum. Bir başka masada ise konu finans piyasası ve paraydı. Vespa güzel bir kafe ama bu kitle biraz can sıkıcı. Anlaşılan o ki haziran ayında okullar kapanana kadar Vespa'ya gidebileceğiz. Sonrası sinir bozan Bebek ve Lucca atmosferi olacak.
Yaza doğru bu ilk tatilde Bodrum'a gelenler eğer ilk kez geldilerse muhtemelen akıllarını burada bırakıp gittiler. Öncekiler de böyle yapmış, akıllarını burada bırakıp gitmişlerdi. Ben de bırakmıştım, sonra almaya geldim. Geliş o geliş... Bunu ben demiyorum, bilirsiniz Halikarnas Balıkçısı'nın ünlü sözleridir.


Üç günlük tatilin nasıl geçtiğini en iyi bu resim anlatıyor
Bayramı Berk Balık'ta karşıladık
Şiddetli lodos bayram tatilinin ilk günü hafifledi

Her ilkbaharda damarda akan kanın akış hızı artar derler. Fikirler de öyle hızlanır. Eminim ki birçok evde bu akşam Bodrum'da geçen üç gün konuşulurken Bodrum'a yerleşme fikri tekrar gündeme gelecek. Çünkü yine eminim ki geçen üç akşam boyunca Bodrum meyhanelerinde bir çok masada sohbet dönüp dolaşıp bu konuya gelmiştir. Bodrum'da ılık bir havada, sokakta veya bahçede içilen içkinin de etkisiyle "yeter ya, ne için yaşıyoruz ki" sorusu yine bünyeyi zorlamaya başlamıştır. Üçüncü kadehten sonra genellikle gelme kararı alınır, dördüncü kadehte "yarın ilk iş emlakçıya gidiyoruz" denilir. Sabah olunca iş değişir o ayrı. Yine eminim ki dün akşam veya bu sabah Bodrum'dan şehirlerine, işlerinin başına dönenler bir an olsun dönmemeyi hayal etmişlerdir. Bir an istifa ediyorum lafını sessizce mırıldanmışlardır. Ama kolay değil tabii. Hep söylediğim gibi, borçlar, ev-otomobil kredileri... çocuğun okulu, taksiti derken ömür bitiyor. Bunu fark eden var, edemeyen veya edemeyecek kadar bu döngüye kapılan var. Özgürlük bırakmaktır. Arınmaktır. Sadeleşmektir. Maldan, maddiyattan vazgeçmektir. Mutluluğun Armani giymekte değil de mesela burada denize bakmak olduğunu anlamak için kimin ne kadar zaman harcaması gerekiyor bilmiyorum ama ayılanlar kendilerine bahşedilen hayatı daha anlamlı yaşayacaklar.


Bu cuma günü pazardaki Gümüşlük çilekleri
Datça'dan gelen enginarlar
Dün akşam gelenler döndü. Bodrum sakindi
Bu arada Bodrum'da 23 Nisan şenliklerinin yanında bu yıl beşincisi yapılan uluslararası halk oyunları festivali de vardı. Aşağıdaki videoda çeşitli uluslardan renkarenk çocukların Bodrum'un içinde geçerek meydana gelmelerini görebilirsiniz. Asıl şenlik bu akşam anfitiyatroda.







Bosna Hersek ekibi kendini tanıtan kısa bir gösteri sunarken


Daha sonra Bodrum Dans Festivali var. Hafta sonu Cumhurbaşkanlığı bisiklet turu organizasyonunda ekipler bir gece Bodrum'da kalacak. Her yıl çok renkli görüntüler oluyor. Yine hafta sonu Türk bilmemneleri jetlerinin akrobasi gösterisi varmış. Sabah bir saate yakın tepemizde prova yaptılar. Her gün bu provalar olacaksa yandık. Buranın bu mevsimdeki sessizliğini bozuyorlar. Burası sonuçta küçük bir kasaba. Sabahın dokuzbuçuğunda ses duvarını aşan jetler benim tepemden geçerken beni çok rahatsız etti ama biraz ilerideki hastanede uykuya zorla dalanlar ne düşünmüştür acaba? Ya da sabah ders yapan küçükler. 
Bu hafta sonunda ufukta kısa bir Fethiye-Datça turu gözüküyor. İki ay önce yaptığım turun Antalya ayağı olmadan yapılacak hali. Yine Ege'yi çok özledim. Akbük'ü... Fethiye'yi... Datça'da Palamut'u.













1 yorum:

  1. güzelim çilekler ve sağlık için enginarlar. çok güzeller. pazarın bereketi bunlardan olmalı.
    gorki

    YanıtlaSil