20 Temmuz 2012 Cuma

Girişaltı masalı

Bugün bir masal anlatayım dedim. Masalın geçtiği yer bir yerlere benziyorsa tamamen rastlantı eseridir, baştan söyliyeyim. Zaten adı üstünde masal işte. Aşağıdaki resimler de Girişaltı denilen bu beldeyle ilgili benim hayalim. Bu resimdeki yerler gibi hayal ettim.
Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin Girişaltı adında, masmavi suların kıyısında, hayatın ağır ağır aktığı, yaşaması zevkli, aydın, neşeli ve güzel insanların oturduğu bu belde ülkenin göz bebeğiymiş. Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan bu belde çağlar boyu çok el değiştirmiş, türlü kültürle yoğrulmuş. Tabii halkı da genlerinde bu tarihin, çok kültürlülüğün izlerini taşıyormuş. Hoşgörülü, dini bütün olanın içki içene karışmadığı, içki içenin dini bütüne saygıda kusur etmediği bu güzelim belde, son zamanlarda ülkeye hükmeden Beyaz hanedanının görüşüyle hiç uyuşmaz olmuş. Hanedan mensupları ve kral ne kadar hoşgörüsüz ve ceberrutsa, Girişaltı halkı tam tersiymiş. Onlar herkesi kendi gibi olsun isterken Girişaltı halkı farklılıklara saygı göstererek yaşarmış. Denizin dibine ibadet yeri yapılmış da, insanlar ibadet ederken sahilde bikinili kadınlar denize girermiş. Kimse kimseye karışmaz, gül gibi hayat sürerlermiş.

Masaldaki Girişaltı'nı böyle hayal ediyorum. Denizde kalesi olan bir yer
Buraya da benzeyebilir

Girişaltı'nın belki böyle bir limanı vardır
Ama ülkenin her tarafında yaşayanların kendi kapalı, gerici görüşü gibi yaşamasını isteyen kral ve Beyaz hanedanı, en başta Girişaltı'nın ve köylerinin başkanlarına rahat vermez olmuş. Türlü çeşitli baskılarla onları da kendilerine katmak istermiş. Hizmet etmeleri için gereken paraları ödemez başkanları zor durumda bırakırmış. Halk da başkanlarının hanedana girmelerine izin vermezmiş.
Bir gün Girişaltı'na bir pazar yeri yapılması gündeme gelmiş. Bu işi iyi yaptığı söylenen başka şehirde yaşayan bir ustadan bahsedilmiş. Başkan ve arkadaşları gidip o ustanın yaptığı pazar yerini yerinde görüp çok beğenmişler. Demişler ki keşke bizim de böyle bir pazar yerimiz olsa. Ama bu iş için paraları yokmuş. Baştaki hanedan dedik ya, paralarını kesip duruyormuş. Bunun üzerine Girişaltı'nın ileri gelenlerine çağrı yapılmış. Demişler ki sen betonu alacaksın, sen aydınlatma işini üstleneceksin, sen şunu yapacaksın, sen bunu vereceksin. Böylece ortaklaşa pazar yerini yapmışlar. İleride laf olmasın diye de kim ne kadar para verdiyse karşılığında ona belge vermişler. Bütün bunlar olurken, nereden ne bulurum da Girişaltı'nın başkanını işini yapamaz hale getiririm diyen Beyaz hanedanının mensupları başkanın her adımını kendi adamlarınca izletir, konuşmalarını dinletirmiş. Kendine yakın adamlarına ne yapın yapın bu başkanı yok edin diye buyurmuşlar. Konuşulanları dinleyen kralın adamları "gelin çekiniz hazır, alın" gibi konuşmaları duyunca hah demişler işte Girişaltı'nın başkanını yakacak ip ucunu bulduk. Konuşulanları dinleyince, şehrin ileri gelenlerinin, iş sahiplerinin, otel sahiplerinin belediyeye para ödediğini öğrenince demişler ki bunlar bağış adı altında para sızdırıyor. Oysa yapılacak pazar yeri inşaatına katkı yapan şehir zenginleri bu iş için para veriyormuş. Derken işi iddiacılık olan hukuk adamı demiş ki burada çete kurmuşlar. E çetenin de bir lideri olmalı. O da olsa olsa en tepedeki Girişaltı başkanı Kısaşort'tur. Darkan bir gün başkan Kısaşort'u tutuklatmışlar. Demişler ki sen para çaldın. Başkan şaşırmış, bunlar ne diyor yahu demiş. Başkan Girişaltı'nın en zengin ailelerinden birine mensup, çalışkan, dürüst, sadece Girişaltı'ın düşünen genç biriymiş. Kimse başkanlarının para yediğine inanmadığı gibi kralın adamlarının dolap çevirdiğinden herkes eminmiş. Ama bu arada başkan Kısaşort hapise düşmüş bir kere.



Derken bir gün Girişaltı'nın adı Poşet olan beldesinin asayişi ve Poşet köyünü hırsızdan, düşmandan korumak için gözcü kulelerine ihtiyaç olmuş. Her yerde biz şöyle zenginiz böyle zenginiz diye hava atan kralın, köye gereken gözcü kuleleri için parası yokmuş. Poşet köyünün asayişinden sorumlu yöneticileri de ne yapsın, oranın ileri gelenlerinden para istemiş. İleri gelenlerden biri kalkmış demiş ki size ne kadar para lazım. Şu kadar... Peki biz Poşet köyündeki otel sahipleri olarak kaç yatağımız var? Bu kadar... Güzel, o zaman o tutarı şu kadar yatağa bölelim, her otel sahibi yatağı sayısında ortaya para koysun bu gözetleme kulelerini yapalım. Fikir herkesin çok hoşuna gitmiş. Asayişten sorumlu devletin adamları çok sevinmiş, teşekkür etmiş. Fikri ortaya atan adam o devletin ileri gelen asayişçilerine dönüp "Ama bir şartım var" demiş. "Para veren her birimize, devletin işi için verdiğimiz bu paraları vermenin suç olmadığını yazılı olarak verin"... Devletin adamları şaşırmış. Aman demişler öyle şey olur mu? Siz beldeniz için katkıda bulunuyorsunuz bundan iyi birşey olur mu? Niye böyle bir yazı istiyorsunuz? Fikri ortaya atan demiş ki "Siz öyle diyorsunuz ama sizin işi iddiacı olan hukuçunuz öyle demiyor. Girişaltı'nda pazar yeri için para verdik, şimdi çete kurmaktan yargılanıyoruz". Poşet köyünün resmi zevatı önce kıpkırmızı sonra mosmor olmuş mu? Olmuş tabii...
Tabii böyle şey olmaz. Bu bir masal. Hem böyle ülkesinin güzel, değerli bir beldesini bozmaya uğraşan, geri bir yönetim olabilir mi? Olamaz. Çok şükür ki böyle bir ülkede yaşamıyoruz.









4 yorum:

  1. ..böyle ülkesinin güzel, değerli bir beldesini bozmaya uğraşan, geri bir yönetim olabilir mi? Olamaz. Çok şükür ki böyle bir ülkede yaşamıyoruz..


    elinize sağlık çok güzel bir masal..

    YanıtlaSil
  2. Hah hah ha ! Çok hoşuma gitti, aslında gülerim ağlanacak halime'ye uygun her şey.Ama , birgün çooooook ilerde torunuma , bu masalın sonunu anlatırken şöyle demeyi çok isterdim. '' Sonra aslan yürekli,yiğit , aydın,kafasını çaputlara sarmayan,sadece emeğiyle kazanan, hakkını söke söke almayı bilen , köylüsü,şehirlisi, yazarı,çizeri, kadını ve erkeğiyle bu ülkenin güzel halkı ,sandık başına gidip bu çapulculara hiç oy vermeyerek onları tarihe gömdüler.Torunum erkekse ismi de Ata olsun. Ben de şimdi sağlıklı besleneyim de uzun yaşayayım, masalların sonlarını görelim di mi ???? sevgiler-yurdagül

    YanıtlaSil
  3. bodrum a ait bu resimleri ilk defa görüyorum. nereden buldunuz bu resimleri??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnternetten ve Bodrum'daki dostlardan edindim

      Sil