18 Temmuz 2012 Çarşamba

Yalıkavak'ta gürültü yapan milyonerler

Kuralsız para harcamak için kuralları hiçe sayan mekanlar yapılması kurallara gayet uygun. Parasıyla değil mi? Yatırımını yaparsın, iznini, ruhsatını alırsın. Yatırımı yapılan para öyle birkaç milyon dolar da değil, çok daha fazla. Yalıkavak'taki marinayı Profilo Holding inşa etmişti. Yapım aşamasına geçilirken Yalıkavak'lı denizciler marinanan yer seçiminin isabetli olmadığını, akıntısı ve rüzgarı karşıdan almasıyla buranın uygun olmadığını söylemişlerdi. Onlara göre marina şimdi bulunduğu yerin tam karşısına, Küdür bölgesine yapılmalıydı. Bunun doğru olduğunu anlamak için yılların denizcisi olmaya da gerek yok. Yalıkavak'ta en az bir gün bir gece kalan birisi buranan rüzgarını görüp doğru kararı verebilirdi. Ama ne olduysa oldu Profilo marinayı buraya yapmakta ısrar etti, yaptı. Patron Cefi Kamhi de rüzgarı az, denize sakin olan Küdür koyunun ucuna kendine malikane kondurdu. Marinada tekneler çıp çıp sesleri ile durduk yere sallanırken kendisi sakin sulara kulaç attı o ayrı. Sonuçta para kendi parası, keyif de kendi keyfi öyle uygun gördü, marina oraya yapıldı. Yapıldı ama gerek yeri, gerek çarşısının konumundaki mimari hata, gerekse işletim becerisi eksikliği nedeniyle marina kuş uçmaz kervan geçmez bir yer olarak kaldı. Bu arada marinanın içi mavi bayraklı deniz. Tabii dünyanın her yerinde marinaların içi bulanık olur çünkü su sirkülasyonu çok zayıftır. Yalıkavak marinanın içinin mavi bayrak olmasının nedeni konumunun marinacılık açısından yanlış olması diye konuşuluyor. Ben onların yalancısıyım, ancak bana da mantıklı geliyor. Sirkülasyonun olduğu yerde rüzgar ve akıntı var demektir ki bu da denizi temiz tutar ama tekneleri sallar. Mesela sirkülasyonun neredeyse sıfır olduğu Bodrum marinasının içinde tekneler kıpırdamaz, Yalıkavak'ta ise yerinde durmaz.
Yıllardır Yalıkavak marina zarar ederdi. Dükkanlar bir açılır bir kapanırdı, birkaç firma hatır gönül yüzünden kapatmadı ama genel olarak her yaz yeni mağazalar görürdük. Tabii bir o kadar da kapanan mağaza vardı. Sonuçta Profilo burayı iyi işletemedi. Birkaç yıldır sattı satacak derken en sonunda geçen yaz Azeri asıllı iş adamı Mübariz Mansimov'a satıldı.
Kim bu Mansimov biz de merak ettik. Köyümüze yeni yatırım yapacak adam kim ola ki? Duyduk ki kendisi yurt dışında yaşayan en zengin Azeri iş adamı. Türk vatandaşlığına geçmiş dediler. Gerçi şu anda marinanın kapısında Türk ve Azeri bayrakları yan yana asılı. Palmali Holding'in sahibi. Yalıkavak'ta daha önce Tilkicik Koyu'nun bitiminde Palmlife diye bir otel açmıştı, oradan biliyoruz. Bir iki kez Sait'te yemekte karşılaştıydım. 200'e yakın gemisiyle deniz taşımacılığında dünyanın ilk beşinde dediler bir duraladım. Deniz taşımacılığı deyince...

Oturduğum ev soldaki mendireğin karaya bağlandığı noktanın elli altmış metre gerisinde
Yeni sahibi marinayı kaç milyon dolara aldı bilmiyorum. 25 diyen de var 35 diyen de. Yeniden düzenlemek ve ek mendirek inşaatı için 80 milyon dolar harcadı diyen de var. Para cepten çıkmayınca milyon dolarları savurmak pek kolay tabii. Bütün kış yüzlerce kamyon marinanın içine kaya taşıdı durdu. Sonunda mendirek uzatıldı. Marinanın kapasitesi epey artırıldı. Hedef Akdeniz ve Ege'de gezinen jet sosyete denilen kitleyi mega yatlarıyla birlikte buraya çekmek olarak belirtildi. Bunun için de hem alt yapıda hem üst yapıda yatırım gerekiyordu. Alt yapı yatırımı yapıldı, marina büyütüldü falan. Üst yapı için de "Eğlence Adası" denilen yer tasarlandı. Uzatılan yeni mendireğin dışa bakan tarafına yukarıda havadan fotoğrafını gördüğünüz bölüm inşa edildi. Havuzu, restoranları ve eğlence mekanlarıyla bu bölüm sözü edilen kesimi buraya çekecekti. Dolayısıyla hem yerli hem yabancı para harcayacakların bildiği markalar olmalıydı. Marinayı alan iş adamının İstanbul'da da oteli var. Patlayan HSBC binasını alıp otel yapmıştı. Altına da Billionaire Club açmış. İşte o kulübün bir şubesi de Yalıkavak marinaya, yeni ismiyle Yalıkavak Palmarina'ya açıldı. Cipriani adlı, makarnasını bile kendi üreten iddialı İtalyan restoranı ile bizim Yalıkavak'ın en iyi balıkçısı Sait de bir şubesini buraya açtılar. (Bir bilgi, Billonaire'in havuz başında yemek yerken lahmacun istediniz diyelim. 22 TL verirseniz lahmacun var. Hem de lahmacunu Cipriani yapıyormuş. Ama böyle olunca menüden ismini sildirmiş. Yani karizma çizilmesin durumu. Lahmacunu yaparım ama adımı yazmam... Söyleyenlerin yalancısıyım, gitmedim). Neyse, buraya kadar herşey iyi. 
Yalıkavak Bodrum'un kuzeye bakan yüzünde, her daim esen rüzgarıyla nispeten serin ve rutubetsiz havasıyla bir vahadır. O yüzden de ben yaz aylarımı burada geçiriyorum. Yerlisi turizm ile geçinir. Biraz da mandalinacılık var diyeceğim ama bahçeleri kesip kesip siteler yaptılar. O sitelerdeki evlerini satan yerli halk çalışmaktan pek hazzetmez. Çalışanı da çarşıda dükkan sahibidir veya küçük otel ve pansiyon, lokanta işletir. Yalıkavak bir anlamda da emekli cennetidir. Ankara'da bürokrasiden, dışişlerinden emekli kaliteli insanlar buraya yerleşmiştir. Üst rütbelerden emekli paşalar da epey vardı ama artık azı burada, çoğu Silivri'de. Bir de benim gibi Yalıkavak'ı çok seven yazlıkçıları boldur. Ben her ne kadar Bodrum'da yaşayan bir vatandaşsam da Yalıkavak özelinde ben de bir tür İstanbul'dan yazlığa gelenler gibiyim. Yalıkavak'ın bu orta direk durumunun yanı sıra marinasının olması nedeniyle daha zengin kitle de buraya gelir. Orta direk çarşı bölgesinde, zengin kesim marina bölgesinde yer içer. Bu arada şunu belirteyim ki para el değiştirmeden ve Türkbükü böyle patlamadan önce TC sosyetesi Yalıkavak'taydı. Şamdan Otel'inin iskelesinin dili olsa da anlatsa (Hoş şimdi orası restoran oldu). O zamanlar yaz aylarında Hafta Sonu gazetesinin baş sayfasını hep Yalıkavak çıkışlı haberler ve fotoğraflar süslerdi. Neyse, o yıllar geçti, para el değiştirdi dedik ya, yeni zenginler epey görgüsüz çıktılar. Türkbükü patladı. Acungiller türedi. Bizim Yalıkavak sosyetesinin de yaşı ilerledi. Yeni türeyenlerle bir arada olmak istemediler ve çoğu yaz aylarını artık Nice senin Cannes benim, Rodos senin Mikonos benim yatlarıyla, gemileriyle gezerek geçiriyorlar. Bazı yılbaşlarında toplanıp buradaki evlerinde parti yaparlar. Bir akşam restoranın birinde yan masada birbirlerine manikürcü adresi tarif eden, çok hoş, orta yaş üstü kadınların konuşmalarını duymuştum. "Şekerim senin evinden çıkınca köşede şarküteri var ya. İşte onu geç, marinanın karşısından sola sap..." diye anlatıyordu birisi. Bizim marinada öyle bir sokak yok allah allah derken neden sonra hanımefendilerin Nice'de evlerinin olduğunu anladım.

Bunlar gelip yanaşıyorlar. 


Biz böyle sakin sakin yaşarken, belediyenin işi sıkı tutmasıyla asla gürültü yapan yerlere izin verilmezken, her restoran yanındakinin sesini bastırmadan kendi halinde çalarken bu yaz Billioner Club açıldı. Herşey değişti. Açılış Tarkan ile yapıldı. Yetmedi Eva Herzegova geldi. O da yetmedi Rihanna dedikleri arkadaş da geldi. Havai fişek ve lazer görgüsüzlüğü sahnelendi ama dedik bu bir açılış, normaldir, yaparlar. Mürrüvetlerini görüyorlar diye düşündük. Ancak öyle olmadı. Şimdi haftada üç dört gün parti yapılan mekan müziği öyle bir açıyor ki Yalıkavak'ın dörtte üçünün uyuması mümkün değil. Ben evimin konumu sayesinde kurtaranlardanım. Marinanın dibindeyim ama ses virajı alıp bana kadar ulaşmıyor. Asıl sorun tam karşı sahil yani Küdür bölgesiyle Yalıkavak koyunun ortasındaki merkez mahallesinde. Deniz sesi olduğu gibi taşır. Geriş bölgesinin de tepelerindeki evlere ses çok gidiyormuş. Herkes çok şikayetçi. Belediyeye, jandarmaya bizzat Billionaire Club'un kendisine edilen şikayet telefonlarının sayısı yetmiş bini bulmuş. Bunu söyleyen içeriden biri. İnanırım. 


Basında bu marinaya övgüler de çıkıyor. Kenan Erçetingöz ve benzeri türler şöyle yazıyorlar mesela; "Mükemmel ötesi... Bence dünya standartları üstünde bir yer yapmış Mübariz Mansimov. Çok ciddi para harcamış. Ve ortaya muhteşem mekanlar çıkmış. Diyeceksiniz ki bu kadar para yemekten geriye gelir mi? Tabii ki gelmez ama ülkemde, Bodrum'da böyle modern ve medeni mekanların olması beni çok mutlu ediyor, çünkü bu ülke bunu hakediyor."
Biz de hak etmiyor demiyoruz ki. Yalıkavak'a yapılan yatırım burada kalacak. Ama önemli olan birileri eğlenirken diğerlerinin uyku, dinlenme gibi ihtiyaçlarını göz ardı etmemesi. Bodrum eğlence yeridir, dinlenmek isteyen başka yere gitsin diyen Hıncal türü kafalara söyleyecek laf çok da şununla yetinelim; biz buradaydık, onlar yeni geldi.
Peki bir şey değişir mi? Tabii ki değişmez. Neden değişmez? 200'e yakın gemisi dünya denizlerinde fır fır turlayan, uluslararası bir gücün karşısında, bizim zabıtadan yetişme başkanımız Saruhan ne yapabilir ki? Biraz sabretmek lazım. Birkaç sezon sonunda buranın da havası söner.
Bu arada söylememe gerek var mı bilmiyorum ama marinanın içinde gezinmeyi severim. Gün batımında bir kadeh içki veya bir kahve içmek çok zevklidir. Ama Eğlence adasına adım atmadım, atmam.



3 yorum:

  1. insanlar birbirinini neden çekemez kıskançlık işte.. ölümlü dünya tutulmayın böyle şeylere..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adınızı yazsaydınız adınızla hitap ederdim. Okuduğunuzu anlamadığınızdan, anlamanız için daha özet bir şekilde anlatayım. Konu ne servet düşmanlığı ne sandığınız gibi o hayata özenmek ve kıskanmak. Tam tersi. İstanbul'dan kaçtığım o sonradan görme yeni nesil kitlenin, burayı da İstanbullaştırmaya yönelik çabalarına olan kızgınlığım. Bunu yaparken de etrafta yaşayanlara karşı saygısızlığına tepki. Bilmem bu kısa notumu anlayabilecek misiniz? Anlayamayacaksanız boşverin, kafanızı yormayın, bunlara tutulmayın, zorlanmayın.

      Sil
  2. Bundan 3 sene önce gürültüsüyle tatilimizin içine etmişti bu mekan. İnternette bir aratayım dedim, ekşisözlük dahil bir çok yerdeki entryleri silinmiş.

    Ama neyseki kapanmış, hayırlı olsun :)

    YanıtlaSil