1 Aralık 2012 Cumartesi

Fethiye'de ikinci günümüz ve Girida balıkçısı

Onbeş gün önce hava çok güzeldi ve Bodrum’dan kalkıp bir gece için Fethiye’ye gitmiştik. Bu yolculuğun bir bölümünü on gün önce yazıp fotoğraflarıyla birlikte blogda yer vermiştim. Sonra araya “Bir Bodrum pazarı günü” yazısı girdi, Fethiye gezimin devamını yazamadım. Şimdi devamını ekliyorum.

Fethiye’ye üç nedenden dolayı gittik. Birincisi harika bir sonbahar havasında Fethiye ve devamındaki Faralya bölgesini sakinken turlamak. İkincisi çok severek araba kullandığım Bodrum Akyaka arasındaki Gökova yolundan bir daha geçmek. Üçüncüsü de Faralya’da artık her yıl mutlaka bir kere gittiğimiz tesiste (Oyster/Beyaz Yunus) tanıştığımız neşeli ve genç ekiple Girida’da rakı içip sohbet etmek. Bu yaz da Ağustos ayındaki bayramda Bodrum’un nasıl kalabalık olacağı belli olduğunda kaçmış ve bu kaçışı blogda yazmıştım; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2012/08/bayram-tatilinde-bodrumdan-faralyaya.html. Fethiye’yi eskiden pek bilmediğim için sevmezdim. Çünkü Ölüdeniz ve Faralya bölgesine giderken içinden şöyle bir geçer, İngiliz turist dışında pek birşey görmezdim. Sonra sezon dışındabir kere uğradıktan sonra çok sevdim ve her yıl bir iki kez gider oldum. İşte bu gidişlerimden birinde, yıllar önce Jade Residence’da görevliyken tanıştığımız ve sonrasında Faralya’daki Oyster/Beyaz Yunus’ta da karşılaştığımız Can’ın önerisiyle Girida’yı keşfetmiştim. Girida Fethiye sahilinde, Fethiye’nin genişlediği, yeni mahallelerin yapıldığı bölgede bir balık restoranı. İki yıl içinde beş defa gittim. Bu sefer de Fethiye gezisini yapmamın nedenlerinden biriydi. Giridanın bir balık adı olduğunu biliyordum ama o balığın lahoz –veya lagos- olduğunu yeni öğrendim. Yazın gittiğimizde bahçesinde oturuyoruz. Geçen yıl şubat ayında da Antalya’dan Kaş’a oradan da Fethiye yoluyla Bodrum’a dönerken uğrayıp, soba başındaki masamda nefis bir deniz mahsülü ziyafeti çekmiştim kendime. Bu sefer de lezzetli mezeleri ve bol balık çeşitlerinin hayaliyle Girida’ya gittik. Önceden yer ayırttım çünkü Fethiye’nin en iyi balıkçısı diyebileceğim Girida’da kışın da rezervasyon yapmadan yer bulmak mümkün değil. Sahibi Mete bizi karşıladı, yakın ilgi gösterdi. Mezelerimizi seçtik ki burası işin zor kısmı. Çünkü meze vitrininin çekimine kapılınca o da olsun, bu da olsun derken masayı donatmak işten değil. O anda hemen solda size gözlerini dikmiş bakan lagoslar, levrekler ve daha birçok çeşidin olduğu balık bölümü sizi frenliyor. O kadar mezeden sonra balığa yer kalmaması söz konusu. Bu da ciddi bir tehlike. Onca yolu balık yemek için geldik, yemeden dönecek değiliz.



Neyse biz mezelerimizi seçip rakımızı da söyledikten sonra yerimize geçtik. Büyük bir yuvarlak masada iki kiş oturduk. Hani düğün sahibi gibi, salona yüzümüz dönük ama koca masada iki kişiyiz. Can ile telefonlaşmış, işi yoksa bize katılmasını söylemiştik. O günkü maçı seyrettikten sonra Can ve arkadaşları Girida’ya geldiler. Deniz ve Ahmet ile Faralya’da tanışmıştık. Sezen ve Fethiye’nin Donald Trumph’ıyla (!) da o akşam masada tanıştık. Çok eğlendik, çok güldük, çok iyi yedik, içtik. Bu neşeli genç ekip bana benim o yaşlardaki halimi hatırlattı. Benim de öyle iyi bir ekibim vardı, iyi anlaşırdık. Hala da kopmadık zaten.
Güzel bir akşam yemeğinden sonra, sabahtan beri ne de olsa köy yollarından, dağlardan, tepelerden inip çıkıp 250 km yol yaptığım için  olmalı, yorgunluk çökünce kaldığımız Yacht Otele dönüp iyi bir uyku çektik.


Yengeç dolması

Daltonlar gibi dizilmiş kalamr kardeşler
Dil balığı... şiş hali


Ertesi sabah otelin harika kahvaltısını yapıp biraz yürüyüşe çıktık ve sonra da Faralya’ya doğru yollandık. Ölüdeniz’i, Belcekız plajını hiç böyle sakin görmemiştim. Tesislerin neredeyse tamamı kapanmış. Ölüdeniz sokaklarında çalılar yuvarlanarak önünüzden geçiyor. Spagetti western film dekoru gibi bir durum. Oyalanmadan, her zaman manzarasına hayran kaldığım Faralya yoluna girdik. Burayı resmen özlüyorum. Ağustos’tan beri gitmemiştim. Tabii söylememe gerek yok belki ama yolda neredeyse arabaya rastlamıyorsunuz. Kimseciklerin olmadığı, Akdeniz’e tepeden baktığınız, kendinizle başbaşa kaldığınız bu yer sizi büyülüyor. Kabak koyunu ve Shambala’yı geçtikten sonra artık yol bitiyor ve birkaç yıl öncesinde olduğu gibi toprak yola giriyorsunuz. Yani Kabak koyunu geçtikten sonra asfaltlanmış yol bitiyor. Oradan Gey köyüne Yediburun’a kadar gidiliyor. Yediburun’dan sonra sahil yolu bitiyor, daha içeri giriyorsunuz. Bir süre sonra ana yola çıkmadan Xantos’un yakınına çıkılıyormuş diye duydum. İlk fırsatta bu yolu boydan boya gitmek istiyorum. Sadece yağmur yağmamış olmalı ki aracımızla çamura saplanmayalım. Oralarda kalsanız yaza kadar kimse sizi kurtaramaz.

Yacht Otelin odasından sabah uyanınca görünen manzara
Kahvaltımızın misafiri
Ölüdeniz'deki Belcekız plajı... bomboş
Faralya'dan Akdeniz'e doğru

Araba kullanmayı en sevdiğim yollardan biri; Faralya yolu 
Kelebekler Vadisi'ne sonbahar bakışı
Faralya Köyü. Şimdiki adı Uzunyurt. Yerseniz...
Kabak koyuna doğru
Dar asfalt yolun bitip toprak yolun başladığı nokta. Bu yol Gey köyüne Yediburun'a gidiyor



Yazın İngiliz kaynayan bölge
Fethiye'ye ismini veren "Tayyareci Fethi Bey" heykeli

Köyceğiz yolu üzerindeki vitamincilerden

Boş kıyı Ege yolları

Hızlandırılmış Faralya turunu bitirip biraz sakin Belcekız plajında yürüdük. Havanın erken kararacağını göz önüne alarak yavaştan Bodrum’a doğru yollandık. Bu sefer ana yolu kullanıp Fethiye - Dalaman - Köyceğiz - Akyaka - Muğla - Yatağan - Milas rotasını izleyip Bodrum’a vardık. Giderken Gökova sahilindeki dar yolu kullanıp, bol mola vererek 5 saatte aldığımız yolu dönüşte hiç durmadan ikibuçuk saatte katettik. Eve çantaları bırakıp doğru Berk Balık’a yürüdük. Eh, Bodrum’da içilen rakının tadı başka oluyor. Hele bu mevsimde, ortalık sakinken...

Berk'ten Bodrum'un boş sokaklarına bakarken

Bodrum'un altın sarısı renginde kaya barbunları





2 yorum:

  1. o faralya yolu varya benim yüreğimi ağzıma getiri kesin:)) çocukluğumdaki antalya akseki yolunu katırlattı bana resmen otobüsün arka tekerleklerinden birinin dönüşte uçurumda olduğunu ve karşıdan gelen aracın geçmesi için yol kenarına park ettiğimizi gayet iyi bilirim.

    YanıtlaSil
  2. Sn Serdar bey,
    Muhteşem bir gezi olmuş. Fethiyenin altını üstüne getirmişsiniz. Faralya, Kabak buralar cenneten köşe.

    YanıtlaSil