16 Eylül 2013 Pazartesi

Ben yağmuru Bodrum'a yerleşince sevdim

“Duyuru! İlçemizde akşama doğru Orta Akdeniz’den beklenen şiddetli yağış nedeniyle vatandaşların dikkatli olmasını...” diye başlayan anonslar yazın bitmekte olduğunun habercilerinden biri. Bu sabah Bodrum, okulların açılmasıyla birlikte şehirlerine dönenler nedeniyle bir gün öncesine göre bile çok daha boştu. Artık sadece sezonu uzatan emekliler ve bizler kaldık.

Bu sabah (16 Eylül Pazartesi) işe giderken Bodrum'un bizlere kaldığını anladık. En kalabalık yerlerden garaj bölgesinin sabah trafiği buydu
Kışın şiddetli yağmur sonrası ofisin önü
Yağmurda Gümüşlük yolu
Bodrum'a yağmur geliyor
Kışın merkezde en yoğun trafik böyle oluyor
Ben yağmuru Bodrum’da sevdim. İstanbul’dayken hiç haz etmez, yağdığı zaman söylenirdim. Bebek’teki evde boğaza karşı seyretmesi zevkliydi ama dışarıdayken hiç te öyle değildi. Trafik iyice kilitlenir, yollar çamur içinde kalır, taksi bulmak mesele olur. Şehir pis olunca yağmur şehri temizlemeye değil çamur üretmeye yarıyor. İstanbul hep inşaa halinde bir şantiye olduğu için de tozsuz halini hiç hatırlamıyorum.

Bebek'teki evden yağmur güzel görünüyordu ama dışarıda olmamak kaydıyla
Bodrum’a taşınırken ben arabayla önden yola çıkmıştım. Ertesi gün kamyonla eşyalarım gelirken Bodrum kamyonu yağmurla karşıladı. Günlerden 5 Nisan’dı, bahar yağmuru yağıyordu. İstanbul alışkanlığıyla yağmura saydırmış olmalıyım. Ertesi sabah pırıl pırıl bir havaya uyanmıştık oysa. Sonraları Bodrum’u yaşarken daha sevmeye başladım ki bunda yağmurun çok etkisi oldu. İstanbul’da hava gri oldu mu en az bir hafta on gün güneşi görmediğimi bilirim. Bazen bu yirmi günü bulur, beni depresif yapardı. Bodrum’da yaşayınca en kapalı havanın kırksekiz saatte dağıldığını ve güneşin olanca parlaklığıyla yeniden çıkmasının hazzını yaşayınca buraya bir daha vurulmak çok normal. Yağmurun ıslattığı topraktan yayılan kokunun üzerine çıkan güneşin ısıttığı hava karışınca... hele dalgaların sahile attığı makarna yosunların yaydığı iyot kokusunu içimize çekerek Kumbahçe’de yürürken yağmur sonrası enseden ısıtan güneş, Bodrum’u kışın yaşayanların tattığı Ege nimetlerinden biri. Yürüyüşü Berk Balık’ta sonlandırıp, cama vuran yağmurun ardından kaleyi seyrederek rakımızı yudumlamak...

Yağmur sonrası açan güneş ve mis gibi toprak, çiçek kokan sokaklar
Kışın yağmur sonrası çarşı... Bir de burayı yazın düşünün
Bir yağmur sonrası gün batımı
Kos'a yağan yağmur Bodrum'a yaklaşırken
Bu ise yağmur öncesi gün batımı

Yağmur geliyor...
Fırtınayla karışık yağmura çeyrek kala
Evde yağmur yağdıktan hemen sonra
Yağmur yağarken karşıda Kos kayboluyor... Ofisten görüntü
Bu da mayıs ayının başında şahit olduğum bir doğa olayı. Ofisten, aynı açıdan çekildi. Bulutlar tutulacak kadar yakındı
Turgutreis'te yağmur
Merkezde kışın lodos
Gümüşlük'te yağmur
Lodosun devirdiği ışıklı yılbaşı ağacımız

Belediye çalışanları bir lodos sonrası sahili temizlerken


Hemen yağmur sonrası

Kışın en sert döneminde, bazı akşamlar lodos fırtınasına şiddetli yağmur da eklenir. Adamın akıllısı o havada burnunu çıkarmaz ama ben öyle bir unvan peşinde olmadığımdan, sarı çizmelerim ve sarı yağmurluğumla yürüyerek Mahmut Kaptan’a gitmişliğim çoktur. Benden başka bir iki deli dostla orada buluşur, meyhanede kaptan dahil beş altı kişi olur gecenin keyfine varırız. Gök tepemizde gümbür diye patlayınca Mahmut Kaptan kampanasına vurur “hadi yassu vre” der biz de kadehleri birbirine vurur bu ahenge uyar, eşlik ederiz.

Hafta sonuna denk gelen yağmurlarda güneş çıkınca bazen arabaya atlar koyları gezeriz. Yazın insanların alt alta üst üste olduğu, köye girişte otomobillerin milim milim ilerlediği koylarda bizden başka kimsecikler olmaz. Akyarlar’da kahveye uğrar adaçayı içeriz mesela. Yalıkavak’ta köftecide köfte yer uzun yürüyüşler yaparız. Gümüşlük’te kahvede çay içeriz. Bazen de hiç bir amaç olmadan evden Torba’ya gider oradan Türkbükü, Gündoğan, Yalıkavak, Gümüşlük, Kadıkalesi, Turgutreis, Akyarlar, Karaincir, Yahşi, Ortakent, Bitez üzerinden eve dönerim. Bu yarımada turu demektir ve kışın arabanın camlarını açıp içeri dolan yağmur kokusunu soluyarak gezinmek insanı sarhoş eder. Bazen iyot kokusunu alır bazen çiçek bazen ıslak ot kokusunu fark edersin, mutlu olursun.

Kışın yağmurlu bir akşam Kaptan'a gelmiştik...
Bu fotoğraf şubat ayında, yağmurun ardından çekildi. Yağmur sonrası Zazu'ya uğramış Ahmet ile kahve içmiştim
Kış gecelerinin alemlerinden
Yağmuru sevme nedenlerime, yağmurların ardından çıkan mantarı da eklemeliyim.
Bir kış sabahı Bitez'de kahvaltı... yağmur yola çıkmış geliyor
Yağmurda evde olmanın da yeri ayrıdır. Bazen yine anons yapar belediye ama bu sefer yağmurun yanında “...hızı saatte 90 kilometreyi bulacak keşişleme...” diye devam eder. İşte bu anonsun anlamı şudur, kepenkleri kapa ve yerinden kıpırdama. Bu evden dışarı çıkıp yürünecek lodos fırtınalarından değildir. Tabela, ağaç ne varsa söküp atabilir. Yani şiddeti geçene kadar ortalıkta pek dolaşmamak gerekir, kafana her an bir şey düşebilir. Bu gibi havalarda yapılacak en iyi şey şömineyi yakıp, kitabını veya dergini alıp ayağını uzatmak, müzik dinlerken arada dışarıdan gelen fırtınanın sesine kulak kabartmaktır. Gece yattığımda, sokağın sessizliğini yırtar gibi marinadan gelen, teknelerin direklerinin arasından geçerken ıslık çalıp vuvvv sesi çıkaran lodosu dinlerim. Kimi için korku filmi efekti olabilir ama ben bu sesi dinlemeyi severim, öyle uykuya dalarım.

Gümüşlük Limon'un kapanacağı gün oradaydım, birazdan yağmur başladı
Kışın fırtınada bazen evden çıkmamak gerek
Yağmurlarla beraber sonbahar başlıyor ve bahçedeki begonviller veda ediyor
Kış gecelerinden...

Yağmur sonrası evin bulunduğu sokak

 Dedim ya ben yağmuru Bodrum’da sevdim. Bu akşam, dört aydır ayrı kaldığımız sevgiliyle kısa bir buluşmamız olacakmış. Belediye öyle dedi; “Duyuru! İlçemizde akşama doğru Orta Akdeniz’den beklenen şiddetli yağış nedeniyle vatandaşların dikkatli olmasını...” Yarın öğleye doğru da herhalde denize gireriz kim bilir.

11 yorum:

  1. Bodrum kışın başka güzel. Yaşamak lazım :)

    YanıtlaSil
  2. Yaşım 19 blogunuzda ki bütün yazıları okudum büyük bir zevkle 2006 yılından beri her yaz Bodrum'a gitmekteyim.. Bodrumu anlık fotoğraflarla ne zaman görmek istesem blog sayfanızda ve sosyal ağınızda buluyorum kendimi:) Hatta kendi kendime diyorum ki yaklaşık bir hafta girmeyeyim fotoğraflar biriksin ki merakla bakayım diyorum... Keşke her saniye fotoğraf atsanız dediğimde oluyor :) Takipteyim..
    Ozan V.

    YanıtlaSil
  3. gelemedi yağmur,belediye anons yapıp durdu ama sanırım gece geç yağacak, havasını sevdiğimin Bodrum'u:)

    YanıtlaSil
  4. Samimi ve yalın anlatımınız bana yazı yazmak için ilham veriyor.

    YanıtlaSil
  5. Bodrum kışın daha güzel gibi.

    YanıtlaSil
  6. Blog'unuzu okumaya bayılıyorum.Hele resimler yokmu???? mest oluyorum Ruhunuza sağlık

    YanıtlaSil
  7. Serdar Bey,

    Bir ara o şirin evinizi de konu başlığına taşısanıza. Varsa bir hikayesi, konumu, ayrıntıları, yaşam alanları ve de güzel ilave görüntüleri ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evin hikayesini bilmiyorum doğrusu. Ama zaten bunu yapmam doğru olmaz, o kadar da ortada olmak bana göre değil.

      Sil
    2. Yağmur Antalya yada yağar ama siz Karadeniz de görünüz.
      Şimdi tünellere aldılar dereleri ırmakları,İsrail'e nehir yapacaklar...sanırsın.

      Sil