Ana içeriğe atla

Yayınlar

Kasım, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bodrum'u hayal edenler için bazı notlar

Bu blogu açalı yakında üç yıl bitecek. Blogda kendimden, buradaki hayatımdan söz ediyorum. Tabii ki bazen arka planda, bazen baş rolde de Bodrum var. Bodrum farklı bir yer. Garip bir çekimi var ve o alana giren herkesi bir şekilde buraya çekiyor. Bazen yaz tatillinde bir kaç gün, bazen yaz boyu, bazen yarı zamanlı, bazen de benim gibi tam zamanlı. Bodrum’da yaşarken bazen burada binlerce yıldır medeniyetler kurulduğunu, insanların yaşadığını size hissettiren bir detayla karşılaşıyorsunuz. Günlük hayatta en az birkaç kez gördüğünüz kaleyi ilk defa görmüş gibi oluyorsunuz. Bana oluyor mesela. Uzaktan kaleyi incelerken yakalıyorum kendimi.

Burası bir Ege kasabası. Deniz ile olan ilişkisi de buna tipik bir örnek. İstanbul’da da deniz vardı ve ben bazen kıyısında yürürdüm, bazen evimden seyrederdim. Burada çok daha iç içeyim. Denizci değilim, tekne kullanmıyorum ama deniz hayatımın çok içinde. Kah güneyden esen rüzgarın evime getirdiği iyot kokusuyla, kah ofiste çalışırken kafamı kaldırdığı…

Datça'ya gideyim, Fevzi'de yiyeyim, Palamutbükü'nde denize gireyim dedim.

Bu yaz Datça’ya uzun zaman geçememiş ve ilk kez Eylül ayında ayak basabilmiştim. O yazıyı şöyle bitirmişim; “Önümüzde daha Eylül ayının yarısı ve koca bir sarıyaz var. Datça’ya en az bir iki kez daha geçmek istiyorum, bakalım olabilecek mi?”. Ne mutlu bana ki bu dileğimi gerçekleştirebildim ve iki kez Datça’ya geçebildim.
Datça, Bodrum ile birlikte en sevdiğim bölge. Hayatımı Bodrum’da sürdürüyorum ve burası ilk göz ağrım. Ama Datça’nın da yeri ayrı. Hele Mesudiye tarafı her gidişimde içimin kıpır kıpır olduğu bölge. Emekli olsam Mesudiye’de yaşayabilirim diye zaman zaman düşünmüyor değilim. Oranın sakinliği ve huzuru başka türlü. Ama şu an için böyle bir durum söz konusu değil. Evet devlet baba beni emekli etti ama verdiği parayla yaşamam mümkün olmadığı için çalışmak zorundayım. Bir çok emekli gibi.

Hal böyle olunca Datça’ya fırsat buldukça kaçarak oranın tadını çıkarmaya çalışıyorum. Yazın burası gibi orası da kalabalık. Bir Bodrum değil belki ama kendi çapında oranın da bir kalabal…