Bu
blogu açalı yakında üç yıl bitecek. Blogda kendimden, buradaki hayatımdan söz
ediyorum. Tabii ki bazen arka planda, bazen baş rolde de Bodrum var. Bodrum
farklı bir yer. Garip bir çekimi var ve o alana giren herkesi bir şekilde
buraya çekiyor. Bazen yaz tatillinde bir kaç gün, bazen yaz boyu, bazen yarı
zamanlı, bazen de benim gibi tam zamanlı. Bodrum’da yaşarken bazen burada
binlerce yıldır medeniyetler kurulduğunu, insanların yaşadığını size
hissettiren bir detayla karşılaşıyorsunuz. Günlük hayatta en az birkaç kez
gördüğünüz kaleyi ilk defa görmüş gibi oluyorsunuz. Bana oluyor mesela. Uzaktan
kaleyi incelerken yakalıyorum kendimi.
Burası
bir Ege kasabası. Deniz ile olan ilişkisi de buna tipik bir örnek. İstanbul’da da
deniz vardı ve ben bazen kıyısında yürürdüm, bazen evimden seyrederdim. Burada
çok daha iç içeyim. Denizci değilim, tekne kullanmıyorum ama deniz hayatımın
çok içinde. Kah güneyden esen rüzgarın evime getirdiği iyot kokusuyla, kah
ofiste çalışırken kafamı kaldırdığımda karşımda Kos ile aramda. Sahilinde
yürürken, veya bir işim için arka caddeye gitmişsem, bir sokağa girince sokağın
Ege’ye açılmasıyla kendimi dibinde buluşumla. Bodrum gibi ben de denizle iç
içeyim.
 |
Bu kare ekim ayındaki sarıyaz döneminde çekildi |
 |
Gün akşama dönerken teknelerin kıçında yavaştan çilingir sofraları kurulur ve yürüyüşteyken iyot kokusuna anasonu kokusunun karıştığını duyarsınız |
 |
Burada yaşıyorsanız buranın size sunduğu nimetlerden faydalanmanız, buraya olan uyumunuzu kolaylaştıracağı gibi şehirdeki hayatınızı değiştirdiğinizi hissettirir. Bu kareyi, bu sabah bisikletle ofise giderken çay molası verdiğim zaman çektim. |
 |
Balık da Ege'nin sunduğu nimetlerden sadece biri |
 |
Yazlıkçılar gittikten sonra Yalıkavak |
 |
Yazın bu kareyi çektiğim noktanın solunda tatil köyünün, sağında bizim plajın gürültüsü olur. Şimdi ise çıt yok. Bu da burada yaşamanın lüksü |
Bodrum’u
bazen de bir özlemin bir simgesi olarak görürüm. Şehirde plaza/site/avm
üçgenine sıkışmış diye sembolleştirdiğim şehire mahkum insanların arasında
günün birinde “yahu ben ne yapıyorum?” diyen kişinin ilk aklına gelen bir
simge. “Bodrum’a yerleşirim” aslında kafadaki muhtemel çıkışın ya da kaçışın kod
ismi.
Bodrum’a
yerleşmek bunalan çoğu insanın aklına gelir ama ciddi olarak gündeme gelmesi o
kadar da sık olmaz. İşte tam şu mevsimde, dışarıda şakır şakır yağmur yağarken,
hava kurşun grisiyken ve en az on onbeş gün güneş gözükmeyecekken bir sabah
uyandığınızda artık o şehirde yaşamaktan yorulduğunuzu fark edersiniz. Her
sabah o köprü trafiği, serviste uyuyan ya da facebook’a giren mesai
arkadaşlarınız veya metro çekilmez olmuştur. Yine o ofise girmek için
dakikalarca asık yüzlü insanlarla asansör mü bekliyeceğim dersiniz içinizden?
Öyle sabaharda çok az insane kalıbını kırar, malesef çoğu tekrar o hayata devam
eder.
Buradan
bakınca kimse mutlu değil gibi gözüküyor. Üstelik mutsuzluklarını
bulaştırıyorlar. Belli bir çevre ve belli bir alan içinde bir yaşam sürüyoruz
hepimiz. Kimimizin alanı geniş kimimizin dar. Mesela ben buraya yerleşince
İstanbul’a oranla çok daha dar bir alanda yaşamaya başladım. Hele ilk dört yıl
İstanbul’daki ofisimi buraya taşımadığım için ev-ofis düzenindeydim ama inanır
mısınız şu kadar sıkılmadım. İstanbul’da haftanın üç gecesi farklı semtlerde
farklı mekanlarda gezinirken burada hepi topu İstiklal Caddesi’nden daha kısa
bir aks üzerinde yaşadım. Demek mesele fiziki alan değil, kafanın içindeki
alan.
 |
Burada dostlar edinecek ve dostlarla uzun, bol kahkahalı rakı sohbetleri edecekseniz gelmelisiniz. |
 |
Burası size her şeyin en tazesini sunacak, ama bundan yararlanmak için şehirdeki markete gitme alışkanlığınızı bir yana bırakıp pazara gitmelisiniz. |
 |
Arşamları Bodrum'un dar sokaklarında gezinirken melisa, yasemin kokularını içinize çekmekten tad almayacaksanız burayı eksik yaşarsınız |
 |
Ege mutfağının tadına varmalısınız... Nohutlu, kuzu etli şevketi bostan |
 |
Yazın mavi tonlarını gördüğünüz Bodrum sonbaharda başka renklere bürünür. Bunu yaşamak farklıdır |
 |
Ofisin kapısından çıkarken bazen bu manzara karşısında öyle kalırsınız |
Doğup
büyüdüğünüz veya yerleşip hayat kurduğunuz şehri bırakıp başka yere göçmek
kolay değil, Hem düşünsel anlamda hem hayat planı anlamında iyi çalışmış olmak
gerekli.
Bu
yazıda bir kaç maddeyle, yaşadıklarımdan çıkardığım sonuçları, notlarımı
paylaşayım istiyorum. Ama dikkat! Bunlar benim yaşadıklarım, benim sonuçlarım,
benim görüşlerim. Benim hayata baktığım pencere ile sizinki başka olabilir.
Yaşadıklarımdan çıkardığım sonuçları, aynı şeyleri yaşayan bir başkası farklı
değerlendirip farklı sonuç çıkarabilir. Yani bunları asla ve kat’a kesin
doğrular değil. Dedim ya, benim görüşlerim.
İnce eleyip sık dokurken hayatı ıskalamayın
derim…
Çok
ince elediğinizde, çok fazla düşündüğünüzde bir türlü yerinizden kıpırdayamazsınız.
Ortada buluşmak lazım. Hem o olsun hem bu olsun hem şu olsun denilince bazen
hiç biri olamayabiliyor. Maceraya atılmaktan söz etmiyorum, ama bazen hızlı
davranmak gerekebiliyor. Bilmediğiniz için gözünüzde büyüttükleriniz içine
girince, yaşayınca hiç de öyle değilmiş dedirtebiliyor. Olan zamanınıza oluyor.
İhtiyatlı olmak iyidir ama ayarı kaçırmadıktan sonra.
Yerinizden, yurdunuzdan çıkmak isteyip gitmek
istiyorsunuz da hangi aşamada bunu hayata geçirmeli derseniz…
Başlangıç
için şunu sorgulayın derim; Şu an yaşadığım hayattan mutlu muyum? Cevabı
ararken samimi olmak gerek. Eğer mutsuzsanız bunun nedenlerini iyi saptamalısınız.
Mutsuzluğun ne kadarı çevresel meseleler, ne kadarı aile, ev, iş hayatından
kaynaklanıyor. Yani daha iyi bir iş ve maaş olsa bir çok şey değişecekse o
zaman Bodrum’a gelmek sizin sorununuzu çözmeyecektir. Iş hayatınızın tatsızlığı
üzerine ailevi sıkıntı da varsa o zaman insan kurtuluşun ortamı terk etmekte
olduğu yanılıgısına düşebilir. Onun için dediğim gibi sıkıntıların kaynağını
iyi analiz edip, kendinize dürüst davranıp öyle bir karar aşamasına gelmeyi
öneririm.
 |
Bardak hep dolu... |
 |
Yürümek, bisiklete binmek burada yaşamanın bir anlamı |
 |
Sabah evde kalkarsınız, içeri dolan kış güneşiyle karşılaşırsınız, kendinizi çok iyi hissedersiniz |
 |
Sabah odanızın camınını açınca sizi begonviller karşılayabilir |
Bodrum’da ne iş yapılır?
Bunu
daha önce birkaç kez yazmıştım. Onun için burada tekrar etmek istemiyorum. Ama
bir iki notu yazmakta sakınca yok. Mutlaka ama mutlaka önceden gelip gidip
araştırma yapmanız şart. Bodrum Ticaret Odası, Esnaf ve Sanatkarlar Odası kayıtlarına
bakın, iş rehberlerini inceleyin. Ne tür iş grupları var, neler yapılıyor bunları
inceleyin. Oraya gidelim bir kafe açarım ufak ufak başlarım diyenlerin hepsi
hüsrana uğruyor. Çevre edinmeden, buraları tanımadan limon bile satamazsınız.
Onun için hayal kurmamalı. Eğer İstanbul’da ya da başka şehirde belli bir
adreste olmadan bir laptopla işinizi heryerden yapabiliyorsanız Bodrum’dan da
yaparsınız. Bir iş yapmadan zaten gelmeyeceğinizi düşünürüm ama yine de iyi
araştırmanız gerektiğini söylemek istedim.
Buraya yanınızda kendinizi getirmelisiniz…
Bodrum’a
gelirken İstanbul’u yanınızda getirmemelisiniz. (Burada İstanbul bir kod.
Ankara da olabilir). Bodrum’a yerleşerek hayat biçiminizi değiştiriyorsunuz
demektir. Daha doğrusu böyle olmalı. Daha yalın bir hayatı seçmeli kendinizi
buna hazırlamalısınız. Yirmi gömlek on pantalonlu hayatınız varsa o İstanbul’da
kalmalı. Burada daha doğal bir hayat yaşayacaksınız. Sebze ve meyvanın en
tazesini gidip pazardan alacaksınız. Her hafta bunu yapıyorum. Yeni hayatımda
bunu yapmak istediğim için böyle yaşıyorum. Yardımcıma siparişleri verip
markete göndermek İstanbul hayatımdaydı, o hayatı bitirdim.
Buraya kendinizle gelmelisiniz…
Evliyseniz
ve eşinizle ortak karar alarak geliyorsanız hiç sorun yok. Kararı alırken
eşiniz de sizinle aynı fikirdeyse bu harika. Ama onu biraz zorlayarak ikna
ettiyseniz buna emin olmadan gelmeyin. Acaba gerçekten ikna oldu mu? Yoksa ilk
fırtınalı ve şiddetli yağmurda elektrik gidince, internet kopunca söylenmeye
başlayacaksa yandınız.
Yalnızsanız
gelmeniz daha kolay… Benim bu şansım vardı. Eğer sevgiliniz, birlikte olduğunuz
kişi varsa o da istiyorsa yine sorun yok. Ama yukarıda evli çiftler için
söylediğim aynen sizin için de geçerli. Bodrum’a kendiniz için kendinizle gelmelisiniz.
Kimseye güvenmeden, kimseye bağımlı olmadan. Evli değilseniz, yalnız başınıza
burada tutunacak işiniz ve moral gücünüz olmalı. Hayatınızı kişilere bağlayarak
değiştiremezsiniz. Bu sizi üzer.
 |
Barbun en büyük nimetlerden başta geleni... Bir de dil balığı tabii |
 |
Kış geceleri kendi kendinizle kalabilmeli, bundan tad alabilmelisiniz. |
 |
Bir ekim günü |
 |
Kışın tatilciler dönmüştür, yollar sizindir |
 |
Bastıran şiddetli yağmur... |
 |
... ve bir saat sonrası pırıl pırıl bir hava. |
Şehrinizi değiştirince hayatınızı da
değiştireceksiniz, buraları incelemelisiniz…
Halikarnas
Balıkçısı’nı okumadan, anılarını bilmeden buranın tadına tam varamazsınız. Bunu
çok samimi söylüyorum. Ve şunu da söylemek isterim ki İstanbul’da okuduğunuz
Halikarnas Balıkçısı’nın bir romanını burada okuduğunuzda bambaşka tad
alacaksınız. Buranın kültürünü, tarihini bilirseniz buraya daha çok
bağlanırsınız.
Buraya
yerleşmeden önce birkaç kez sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında gelip
kalmalısınız.
Bodrum’un
yazı ile diğermevsimleri arasındaki fark anlatılmaz. Ve tabii ki yaz en kötü
mevsimi. Kalabalık, gürültü filan. Ama muhtemelen Bodrum’a yazın gelmiş ve
vurulmuş olmalısınız. Kışı daha iyi diyorum ama bu benim görüşüm. İyisi mi
gelip kendiniz görün derim. Sahili döven iki metrelik dalgalar bana iyi geldiği
gibi size de iyi gelecek mi acaba? Bir bakın.
Bu
konu daha çok laf kaldırır. Ara sıra yine üzerinde konuşuruz. Ama temel bir
mesele var ki bu önemli. Eğer hayatınızı değiştirmeyi düşünmüyorsanız Bodrum’a
gelmeyin. İstanbul’u kafanızdan atamayacaksanız da gelmeyin derim.
Bodrum’a
Cevat Şakir sürgün gelmiş Halikarnas Balıkçısı’na dönüşmüş. Bizler de vurgun gelmeliyiz.
Öyle olmalı…
Bu kadar güzel fotoğraflarla ve yazılarla Bodrum'un kış nüfusunun artmasına sebep olacaksınız.
YanıtlaSilben denedim olmadı,
YanıtlaSildoğup büyüdüğüm için mi olmalı, yoksa İstanbul bir sihir mi? bilmiyorum..
şimdi artık, atacağım her adımı iç sesime soruyorum..
tespitleriniz mükemmel, resimlerde öyle..
saygılar..
Sakın ha bloğunuzu kapatayım demeyin. Sizin sayenizde resimlere bakıp iç geçiriyoruz. Önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde ailem ile bodruma taşınmak istiyoruz. Kalıcı olarak. İstanbul artık yaşanmaz bir şehir oldu. Trafik,insanlar,mimari görsellik,doğa. hiçbirşey kalmadı güzel olan.
YanıtlaSilbu yaziyla aglamamiz artti..
YanıtlaSilbu siteyi sansa buldum ve dırek ekledım.paylasımlarınız ıcın cok tesekkurler.yeni yazıları heycanla beklıyorum.
YanıtlaSil