27 Ağustos 2015 Perşembe

Hüsnü veya Cano... ya da Bobo.

Bodrum, içinde ilginç ve farklı hikayeler barındırıyor. Mesela Dalavere Mehmet bunlardan biri ( http://bodrumluhayat.blogspot.com.tr/2012/02/bodrumun-ruh-verdigi-bodruma-ruh-veren.html ). Bodrum ile ilgili Baskın Oran’ın Dalavere Mehmet, Selçuk Erez’in İstanköy altı Bodrum kitaplarını öneririm. Neyse, konumuz burada yaşayanların çoğu matrak, ilginç hikayeleri. Yaşayan her şey canlı olduğuna göre, sadece insanlardan söz etmeyebiliriz. Şimdi kısaca anlatacağım bir köpeğin hikayesi. Geçen gün tanıştığımda adının Bobo olduğunu öğrendim. Sabahları yüzdüğüm, ofisimin bulunduğu binanın sahilindeki Giritli Teyze’de karşılaştık. İlk bakışta öyle fazla dikkat çekmeyen güzel bir köpek işte. Masanın dibinde uyukluyordu. Denize girmiş olduğu belliydi, ıslaktı. Sonra yandaki otelin su sporları teknesinin motor gürültüsünü duyar duymaz uyandı, yerinden fırladığı gibi sahile koşup, yüzerek tekneye gitti. Tekneye aldılar, turistlerle beraber hani muz, hamburger falan çekerler ya işte öyle bir aktiviteye katıldı. Sürat teknesi sahile yaklaşırken atladı, hızla yüzmeye başladı, karaya çıktı. Karada topla oynattılar. Sonra tekrar yüzmeye başladı. Hayranlıkla izledim. Onbeş gün önce Giritli Teyze’ye gelmiş yerleşmiş. Tasması var. Belli ki sahipliymiş. Tabii alıştığımız üzere Bobo’yu da yaz sonuna doğru, sahiplerinin bırakıp kaçtığını düşündük. Bodrum’un yaz sonu terk edilmiş hayvan hikayeleri acıklıdır. Eylül geldi mi, sahiplerini arayan, sokağa uyum sağlayamayan kediler, köpekler görürsünüz. Bobo ismini de Giritli Teyze’nin personeli koymuş. O kadar sevimli ve insan dostu ki herkesle arası iyi. Kedilere sataşmıyor, diğer köpeklerle oynuyor. Boyu ve görünüşü itibariyle ağır abi sanıyorsunuz ama aslında yavru bir köpek sanki. İşte biz böyle vah vah terk edilmiş, kışın kimse kalmasa da biz buradayız, bakarız, mama alırız diye konuşurken iki fotoğrafını Instagram’da paylaştım. Biraz sonra telefonum çaldı, Gölköy’deki Flamm’ın sahibi İrfan abi (Kuriş) arıyordu. Serdar o köpek bizim Cano’ya çok benziyor. Sık sık suya giriyor mu? diye sordu. Evet deyince hikayeyi anlattı; Bobo’nun bir önceki adı Cano. Cano’dan önceki adı ise Hüsnü...



Çocuklarla yüzüyor



Hüsnü, Gölköy girişindeki marangozun köpeğiymiş. Ancak pek yerinde duramayan, özgür ruhlu bir arkadaş olduğundan ikide bir denize kaçar olmuş. Derken deniz kıyısındaki Flamm’a takılmaya başlamış. Flamm’ın sahibi İrfan abiler bir yaz Hüsnü’ye bakmışlar, adını bilmediklerinden de Cano demişler. Gelenin gidenin sevgilisi olmuş. Müşterilerle fotoğraflar çektirmiş falan. Yaz bitince Flamm da kapandığından, Cano’ya kimse bakamayacağından bir başka tanıdığımız Hasan’a rica etmişler, o da Cano’yu alıp Kumbahçe’deki evine getirmiş. Ki Cano kışı burada geçirsin. Ama Cano bir yere bağlı kalacak hayvan değil. Özgür ruh dedik ya. Bu sefer yine oraya buraya kaçmaya başlayıp Hasan da başa çıkamayınca, kışın devamını geçirsin diye Çiftlik’te bir eve göndermişler. Cano bu, orada da durmamış. Ve bildiği eski mahallesine, Kumbahçe’ye gelmiş. Yaklaşık 20 km’lik, daha önce arabayla gittiği yolu nasıl geri geldiğini kimse bilmiyor.











Bu sabah ben yüzerken Bobo sürat teknesindeydi. Ben bisikletle eve dönerken bir baktım Kumbahçe'de önümde gidiyor
Yani mahzun bakışlı, sahibi tarafından terk edilmiş sandığımız Bobo, meğer sahiplerini terk eden Hüsnü veya Cano’ymuş. Görünüşe aldanmamalı.

Burası Bodrum... Burada hikaye bol. Köpeğinin bile hikayesi var işte. Büyük şehirlerden sıkılıp kendini buraya atan bizlerin yanında özgür ruhlu köpekler, kediler olması çok doğal. Buranın havası, suyu böyle yapıyor galiba. Benim kedi Neriman da öyle. Özgür ruh...


4 yorum:

  1. Bayılırım Özgür ruhlara:) Belki de ben de öyle Olduğum içindir:) Sadece kedilere mahsus sanırdım, Hüsnü/Cano/Bobo bu inanışımı yıktı..

    YanıtlaSil
  2. biliyorum bu tatlıyı ben, Penguen'den denize giriyorduk, bu suya atladı ve kaleye doğru gözden kayboldu, sonra da geri döndü, bayılıyor yüzmeye

    YanıtlaSil
  3. Bobo tatil maceralarına Giritli Teyzennin Yeri'nde devam ediyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, her sabah orada karşılaşıyorum :)

      Sil