Bu blogun ilk yazısı 22
Ocak tarihliydi. O ilk yazıda şunu yazmışım;
“Bu blogu niye hazırladım? İstanbul'a gelip
gittikçe çevremdeki dostlara burayı, yediğimi, içtiğimi, gezdiklerimi anlatınca
"bunları yazsana", "anlattıklarını yaşayamıyoruz bari yaz
izleyelim" demeye başladılar. Üstünde durmadım, ama sonra kendim için
tuttuğum notlara, kaydettiğim görüntülere bakınca niye paylaşmıyorum diye
düşündüm. Yakın arkadaşlarımla paylaştığım Bodrum'daki hayatıma dair herşeyi
kayıt altına almak anlamlı geldi. Bu blog bunun için oluşturuldu”.
O günden bugüne kadar 78
yazı yayınlamışım. Yaklaşık 10.200 kez tıklanmış. 37 arkadaş edinmişim, devamlı
izleyen. Onun dışında “burası bodrum” adıyla var olan twitter hesabımda da
ağırlıklı olarak Bodrum ile ilgili düşüncelerimi, görüşlerimi yazıyorum. Bazen dayanamayıp
iş hayatıyla, tasarımla ilgili bazı noktalara değiniyorsam da ana malzemem hep
Bodrum oldu. Bodrum ve buradaki hayatım.
Amacım sadece Bodrum’u
ve buradaki hayatı anlatmak. Bunu neden yapıyorum? Belki birilerinin aklını
çelerim. Belki akıllarda zaten var olan “güneye yerleşsem” fikrini hayata
geçirmeleri için bir ivme kazandırabilirim. Ola ki bu fikir kafada varsa ve bir
tıpa onu tıkıyorsa o tıpanın atılmasına katkı sağlayabilirim. En kısa
ifadesiyle “birileri bunu yapabildiyse ben de yapabilirim” düşüncesinin
beyinlerde çakmasına, parlamasına yol göstermek istiyorum.
Blogdaki yazılarıma
gelen yorumları o yazıların altında yayınlıyorum. Genellikle yukarıda yazdığım
hedefin, gereken kişilere ulaştığını görüyorum, seviniyorum. Bu arada burada yaşamanın
birinci şartının “iş” yapıyor olmak olduğunu, iş bulmadan, burada yapacak işi
olmadan gelmek isteyenleri uyarıyorum, gelmemelerini öneriyorum. Burası herkes
için bir cennet değil. Eğer işiniz yoksa yaşayamazsınız... heryerde olduğu
gibi.
 |
Bodrum'un içindeki evim |
 |
Bodrum pazarından her cuma taze meyve, sebze alınır |
 |
Yalıkavak'ın inanılmaz gün batımlarından biri |
Bodrum’a yerleşmek
isteyenlere önerilerde bulunuyorum. Ya da genel olarak burada kışın ne yapılır?
Hayat nasıldır gibi konularda bilgi veriyorum. Nerelere yerleşmek uygundur
konusunda bildiğimi aktarıyorum.
Nerelerde ne yenir?
Hangi bölgenin hangi meyhanesi iyidir. Rakı, balık, deniz mahsülü üzerine
yazıyorum, yediğim içtiğimi anlatıyorum.
Kendi işimde bir çalışma
sistemi oluşturdum. Bunu anlatıyorum. Evim burada ama ofisim İstanbul’da. Bu
bir model. Bildiğim kadarıyla bu modeli benim dışımda henüz uygulayan olmadı
–varsa da ben bilmiyorum, kendisinden özür dilerim. Özellikle benim gibi grafik
tasarım ile uğraşan, serbest çalışanlara böyle bir modelin olduğunu, üç senedir
uygulamakta olduğumu göstermek istiyorum. Eğer evinizden işinizi
yapabiliyorsanız o zaman nerede oturduğunuzun pek önemi kalmıyor. Bunu
anlatmaya çalışıyorum.
 |
Bodrum'un içindeki evimde çalışma odam |
 |
Yazları gittiğim Yalıkavak'taki stüdyonun çalışma bölümü |
 |
Ayda bir iki gün uğradığım İstanbul'daki ofisim |
 |
Yemek için veya yemek öncesi / yemek sonrası mutlaka uğranacak mekan Zazu |
 |
Bir mart sabahı Bodrum'daki evin bahçesinde kahvaltı |
 |
Her yaz en az 20 gün Ege'de arabayla turluyorum |
 |
Faralya |
 |
Mahmut Kaptan'ın geçen sezon son günü |
Bunları anlatırken
amacım buralara gelemeyenleri imrendirmek, kıskandırmak değil tabii ki.
Buradaki hayatımı abartmadan aktarıyorum sadece. Buraya yerleşmenin bir
felsefesi var, onu vurgulamaya çabalıyorum. Neden üstüme başıma alacağım bir
giysinin değil de akşam yenilen iyi bir ahtapotun daha önemli olduğunu, bunun
insanı nasıl daha mutlu edebileceğini göstermek istiyorum. Ege’nin insan üzerindeki
etkisini yaşarak görüyorum. Hayata bakışın elli yaşında bile değişebileceğini
kendim yaşıyorum. Bunları paylaşıyorum. Bu fotoğraflar bunların yansıması.
Buraya yerleştikten
sonra daha sık olarak Ege’nin Bodrum dışındaki güzelliklerini geziyorum.
Buraları fotoğraflayıp blogda yayınlıyorum ki birileri görüp buralara
gelsinler.
 |
Gümüşlük Limon'da rakı sofrası |
 |
Bu da Gümüşlük Limon'da bir mayıs sabahı kahvaltı sofrası |
 |
Kışın sakin barlar sokağı |
 |
Bozburun |
 |
Akyarlar |
 |
Mahmut Kaptan'dan gelip geçenler |
Bu yazıyı neden yazdım?
Geçtiğimiz gün twitter hesabımı izleyen birinden şöyle bir mesaj geldi, aynen
buraya alıyorum; “Serdar Bey, ben sizi
çok seviyorum ama ege, bodrum bünyeme ağır geldiğinden takip edemeyeceğim sizi.
İmrenmek de bozuyor beni. Kızmayın bu saatte motivasyonum kalmıyor. Yoksa size
bir karşı saygısızlığım yoktur. Teşekkürler".
Doğrusu iki nedenden
dolayı üzüldüm; birincisi birinin canını sıkmış olmam. İkincisi ise bunu yazan
kişinin hayatının aslında ne kadar çekilmez olduğunu kendisinin de farkında
olması. Anadolu’nun güneydoğu taraflarında bir akademisyen olan kişi, benim
Bodrum ile ilgili yazdığım twitlere dayanamıyor çünkü oradaki hayatı tatsız.
Ama sonra kendi kendime dedim ki; belki de iyi yaptım, o kişinin bir biçimde
kendisiyle yüzleşmesine aracı oldum.
Sonuç olarak ben
İstanbul’da doğup 48 yıl yaşadıktan sonra Bodrum’a yerleştim. Zor bir karar
tamam, ama yapılabiliyor işte. Ben yaptım. Bodrum’u veya güneyde başka bir yeri
çok seven ve oraya yerleşmek isteyenler neden yapamasın? Herşey kafada bitiyor.
Kalıpları kırmaktan geçiyor. Yaşanılan hayatı sorgulamaktan ve karar
vermekten geçiyor.
Birgün gelirseniz
görüşürüz...
daha önce İstanbul'da yaşayıp da Bodrum'un bir beldesine yerleşmiş birinden tüm tüyoları alabilmek bir nimet... hiç bir detayı atlamadan bilgilendirmeniz açıkcası bizim çok işimize yarıyor... nasipse birkaç ay içinde İstanbul'un karmaşa ve kargaşasından paçamızı sıyırıp oralarda bir yerlere yerleşme niyetindeyiz... bu süreçte blogunuz bizim rehberimiz oldu...
YanıtlaSiltekrar teşekkürler...
İyi ki başlamışsınız bu yazılara,her yazı benim için öyle aydınlatıcı ki.Sayenizde memleketimi daha çok sevdim ve oraya dönmek için daha çok can atar oldum.Kaleminize sağlık.
YanıtlaSilMerhaba,
YanıtlaSilGeçen yıl emekli olduktan sonra Bodrum- Turgutreis'e yerleşenlerdenim. Zaten her sene tatile geliyordum. Emekli olunca da fırsatı kaçırmak istemedim. Çok mutluyum :) aldığım her nefese şükrediyorum burada... Sabahları deniz kenarında spor yapmak,her gün yüzmek harika bir duygu... Dediğiniz gibi Eylül ayı muhteşem oluyor:) Yazlıkçılar gidince bir soluk alabildik. Sakinledi her yer. Restaurantlar da daha iyi hizmet alabiliyorsunuz.
Blogumda ben de ara ara yazıyorum.Fotoğraf ekliyorum.
Merhaba Serdar Bey,
YanıtlaSilÖncelikle bu blog için çok teşekkürler. Ben İstanbulda doğmuş,ailesinin bir kısmı Bodrumlu bir kısmı Rizeli, 27 yaşında bir Bodrum aşığıyım. İstanbul keşmekeşinden hiç hazetmeyen biri olarak soluğu her fırsatta Şile'ye kaçarak alıyordum yıllardır..Bir nimet olarak bana büyüklerimden Bodrum'da bır arsa kalmış ve bu yaşıma kadar oraya yaşayabileceğim mütevazı bir ev yaptırabilmişim.
Artık aynı havayı solumamıza birkaç ay kaldı. Her geçen gün bu kadar yaklaşmış olmak beni daha da heyecanlandırırken, bugün bu bloga rastlamak beni iyiden iyiye havaya soktu. Burada istifamı verdikten sonra 1 ay nasıl dayanacağım hiç bilmiyorum.
İçinde doğa sevgisi olan ve bu tip bir hayata özlem duyan herkesin, önündeki "olmayan" duvarı yıkabilmesi adına büyük bir etki blogunuz.
Tekrar teşekkürler..
Erdem Kutlu