Bodrum'un üstü açık koridorları; sokaklar
Bundan
35 yıl once ilk kez Bodrum’a geldiğim günü hayal meyal hatırlıyorum. Amcam
eşiyle Bodrum diye bir yere tatile gitmekten söz ediyordu. Yıl 1976 olmalı.
Bana gelmek isteyip istemediğimi sordular. Üniversiteydim ve yaz tatilindeydik, aklıma yattı.
Amcamın mavi kaplumbağa vosvosuna bindik ve üçümüz yola çıktık. O yıllarda
Bodrum’a bir günde gitmek akıl karı değildi. Yanılmıyorsam yol en az 15-16 saat
sürüyordu. Arabalarda klima olmadığını göz önüne alırsanız, bir
vosvosta seyahat etmenin ayrıca zorluğunu da eklerseniz yapılacak en iyi şey bir gece konaklamaktı. Bu arada vosvos benim de ilk arabamdır. Çok seyahat ettiğim
için bilirim, kabin gürültüsüyle uzun yolda insanı çok yorar.
Gece
Kuşadası’nda kaldıktan sonra yolun zor ve virajlı bölümünü ertesi sabaha
bırakıp yola çıktık, Bodrum’a vardık. Şimdi yerinde bir konfeksiyon mağazası
olan Balıkçının Pansiyonuna yerleştik. Hemen barlar sokağı üstünde bir
pansiyondu. Önünden denize girerdik. Yanındaki pansiyon da sonradan çok meşhur
olan Maça Kızı’ydı. Yani Türkbükü’ndeki Maça Kızı’nın ilk yeri Bodrum’un
içindeki barlar sokağındaydı. Şimdi orası da ya bir butik ya hediyelikçi oldu,
çok dikkat etmemişim.
Bodrum’a
o seyahatte vuruldum. O seyahat dönüşünde çektiğim diaları kışın seyredip iç
geçirirdim. Birgün Bodrum’a yerleşmek fikri tam 35 yıl once beynimin
kıvrımlarına yerleşti. Bu arada o diaları tarayıp bir ara burada yayınlamak iyi
olur.
Bu ilk yazıya kendi sokağımdan başlamam anlamlı olurdu |
Ergün Soykan sokakta yaşadığım ev |
Yağmurlu bir kış günü sokağımıza karanlık çökmeye başlarken |
Bizim sokaktan |
O
seyahatte Bodrum’u elden geldiğince gezdim. Gümüşlük’e gittiğimizi
hatırlıyorum. Tavşan adasına yürümüştük. Torba’yı da hatırlıyorum. Torba’dan
sonra yol çok bozuktu. Onun için Türkbükü, Yalıkavak taraflarına gidememiştik.
Oralara ancak Willys marka cip dolmuşlarla gidebilinirdi. Vosvosun o yola
girmesi pek mümkün değildi. Yalıkavak’ta elektrik yoktu mesela. Gitsek mi diye
bir Bodrum’luya sorduğumda “napçan oğlum orda? Taka tuka zıplaya zıplaya bir
saat yol çekilir mi” gibisinden birşey söylediği aklımda kalmış. Yani şimdi
bazen günde iki defa gidip geldiğim 17 km’lik yol o zaman öyleydi.
İstanbul’a
döndüğümde Bodrum’un nasıl bir yer diye soranlara dar sokakları, beyaz evleri
ve begonvilleri anlatırdım. Tabii masmavi Ege’yi de. O yıllarda içkiyle aram
pek yoktu ki meyhane hatırlamıyorum. Ama iki yıl sonra ikinci kez geldiğimde
grafik eğitimimi sürdürürken bir iş almış, onu teslim edince aldığım bütün
parayı meyhanelere yatırmıştım. Bir ara onu da anlatırım, matrak bir seyahatti.
![]() |
Mahallemizde salı günleri kurulan sokak pazarı |
Sonra
yıllar geçtikçe Bodrum ile bağım arttı. Arttıkça da hep buralarda yaşamayı
düşler oldum ve sonunda buralı olabildim.
Bodrum’da yaşarken insan yürümeye alışıyor. Kasaba içinde birçok yere
yürüyerek veya bisikletle ulaşıyorum. Zaten burada pek araba kullanılmıyor,
genellikle tercih edilen şey motorsiklet. Özellikle de Vespa tarzı olanlar. Ben
bisikleti seviyorum çünkü aynı zamanda spor oluyor. Hafta sonları mutlaka Bodrum’un
içinde ara sokakları turluyorum. Farklı semtlere girip çıkıyor, evleri
inceliyorum. Derken birgün bunları belgelemem lazım diye düşündüm. Bodrum’un içi iyi
korunuyor. Evler de öyle. Eski evler restore ediliyor tekrar Bodrum’a
kazandırılıyor. Ama yine de belgelemek ihtiyacı hissettim. Belli bir amaç için
değil. Yani bunları ileride bir değere dönüştürmek amacıyla yapmıyorum. Sadece
belge olması anlamında kendim için arşivliyorum.
Tabii
her sokağı, her evi fotoğraflamıyorum. Gezinirken beni etkileyen, sevimli
bulduğum veya o anda bir hikayesi olan sokakları, evleri çekiyorum. Bazıları
çok güzel olduğu için. Bazılarının yaşanmışlığı olduğu için. Bazılarının
penceresi açık ve içeriden çocuk sesi duyulduğu için. Ya da ışık o anda çok
güzel olduğu için.
Bodrum'un sokak isimleri çok kişiliklidir |
İki motorsikletin zor geçtiği, evimin arkasındaki sokak. |
Bu arsa boş gibi duruyor ama aslında burası Karia döneminden kalma bir evin kalıntıları. Bir gün kazı başlar herhalde. Evimin bahçe duvarı buraya bitişik. Komşularım 2500 yıl önce bu evde yaşamış |
Sokaklar
bizim, biz de sokakların belleğiyiz aslında. Büyük kentlerde sokaklar alır
başını gider, kıvrılır, bir köşeden caddeye ulaşır. Bodrum’da sokaklar dardır.
Kısadır ve genellikle Ege’ye açılırlar. Şehirlerdeki sokakların rengi vardır, ışıkla,
mevsimle değişir. Bodrum’da o renk hep beyazdır. Açık beyaz, koyu beyaz...
Bugünden
itibaren ara sıra Bodrum sokaklarını gezerken çektiğim fotoğrafları burada
paylaşacağım.
Bugün
Eskiçeşme Mahallesi’nden yani yaşadığım bölgeden başlamak anlamlı olur. Önce
de kendi sokağım ve evim. Eskiçeşme Mahallesi birkaç yazı sürecek sanırım. Elimde epey malzeme var. Bugün dediğim gibi benim sokaktan ve evimin hemen civarından başlıyayım, sonra gezinmeye devam ederiz…
Çok keyifli bir yazı dizisi olacak. Devamını merakla bekliyorum.
YanıtlaSil2500 yıllık komşularınız oldukça enteresan:)
En kısa zamanda yazılarınızı okurken Bodrum'a yerleşmiş olmayı ve öyle okumayı diliyorum.
Sokakların en güzel yanı, ışıldayan yapraklar,evler.Güneş her daim orada ve hiç ayrılmıyor sanki.Çok güzel bir yazıydı yine.Mavi sokak tabelaları beyaz evlerle nasıl güzel görünüyor nasıl...
YanıtlaSilMerhaba Serdar Bey;
YanıtlaSilBloğunuzu bu yaz Datça ile ilgili araştırma yaparken keşfetmiştim, şimdide fırsat buldukça tarih sırasına göre okuyorum, yazılar ve fotoğraflar için teşekkürler. Belki okumadığım bölümlerde vardır ama diaları çok merak ediyorum. Mustafa / Edirne