Yıllar önce Bodrum'a, ardından on dört yıl sonra da Gökova'ya göçen bir İstanbullunun gözünden, Glaros adındaki yelkenli teknesiyle yaptığı seyirler, bu coğrafyadan, Ege koylarından ve karşı adalardan hayatına dair notlar.
Yalıkavak doğumlu Neriman
Bağlantıyı al
Facebook
X
Pinterest
E-posta
Diğer Uygulamalar
-
Bu hafta hayvan hakları ile ilgili hafta olunca, ben de blogda bugünü Neriman'a ayırdım
Neriman kedimin adı. Türk filmlerindeki hafif vamp kadın tiplemesinin bende çağrıştırdığı isim bu, o yüzden adını Neriman koydum. Bizi bulduğunda 1 aylığı biraz geçmişti herhalde. 2009 yılının Kasım ayının güneşli bir Cumartesi günü Bodrum’daki evden Yalıkavak’taki eve gitmiş, verandada oturuyorduk ki yakında bir yerden miyavlama sesi duyduk. Hemen yan balkondan bağırıyormuş. Sonbaharın sonları geldiğinde Yalıkavak’ta emekliler dışında pek kimse kalmaz. Nereden gelmişse gelmiş, sahil bölgesinde bizi buldu. Bodrum’daki eve alalım ısrarlarına kulak tıkayıp ufaklığı verandada bıraktım. Bir hayvanın sorumluluğunu almak istemememin yanısıra ara ara işlerim için İstanbul’a gittiğimden kediyi ne yapacağım, kime bırakacağım diye de düşündüğümden yüz vermedim. Ama itiraf edeyim o akşam da zor uyudum, ya köpekler saldırırsa filan...
Sonuç? Tabii ki Neriman 3 yıldır benimle beraber. Ertesi sabah ilk iş tekrar Yalıkavak’a gidip, epey aradıktan sonra evin arkasındaki restoranın damında, köpeklerden canını kurtarmış, korkudan titrerken bulduk. Tam adına yaraşır bir kişiliği var. Kraliçeliğini ilan ettiği evin bahçesinde gezinmeye kalkan erkek kedileri kovalayıp bahçe dışına atıyor. İlk zamanlarındaki oyunculuğu hafif azalsa da bir küçük topla yine yarım saat tek başına hoplayabiliyor. Bu aralar biraz şişmanladı da. Her Pazartesi diyete başlayacak ama olmuyor işte.
Neriman'ın bizi bulduğu gün
Bodrum'a getirdiğim gün
Evde yalnız yaşadığımızdan bana çok fazla alışmasın diye fazla yüzgöz olmadık. O da bunu anladı, artık sadece kış akşamları ben üst katta müzik dinlerken ya da film seyrederken usulca gelip, yanıma yatıp ellerimi yalıyor. Resimlerde görüldüğü üzere henüz birkaç aylıkken, ben çalışırken hep tepemdeydi. Omzuma oturup dikkatle ekrana, yaptıklarıma bakıyor ara sıra mırıldanıyordu. Galiba taslaklar hakkında fikir beyan ediyordu ama ben pek dilini anlamıyorum.
İlk aylarda ben çalışırken sırtıma çıkardı. Neyse ki artık bu huyunu unuttu
Yazın tekrar Yalıkavak’a göçtüğümde önce pek memnun olmadı. Bilirsiniz kediler evini benimser ve öyle yer değiştirmekten hoşlanmaz. Ancak Yalıkavak'a hemen uyum sağladı. Evimin bulunduğu yerde üç tane iri köpek var. Özellikle aralarında adı Çekiç olanı en irisidir ama en iyi huylusudur. Çekiç geceleri evin balkonunun dibinde yatar. Neriman yanından geçerken hiç yüz göz olmaz. Neriman da ara sıra o yatarken kulağına pati atıp öyle geçer, araları iyi. Onun dışındaki köpeklerle arası pek iyi değil. Bazen eve geldiğimde kendisini çatıda, bazen de ağaçta bulmamın nedeni bu olmalı.
Henüz iki aylıkken
Neriman'ın her iki evde de yatağa gelmesi yasak. Ama Yalıkavak'taki yan komşumuz bu konuda benden daha hoşgörülü olduğundan ve eskiden kendi kedisine de izin verdiğinden Neriman'a ses çıkarmıyor. Ve tabii Neriman geceleri komşumun evinde yatıyor. Komşum Canan Hanım bazen Neriman'ı rahatsız etmemek için yatağın ucuna kıvrıldığını anlatıyor. Neriman hükümet gibi kedi yani...
Sabahları ise, balkon kapısını açarken çıkardığım tıkırtı duyulur duyulmaz Neriman ok gibi yan evden çıkıp benim balkona geliyor çünkü mama sorumlusu benim, malzeme bende. O anda benden iyisi yok. Gece tekrar komşuma dönüyor. Bodrum'daki eve geçene kadar böyle yaşayacağız. Bodrum'da yine benimle başbaşa kalacak mecburen.
Bu pozu neden Neriman adını taktığımı çok iyi anlatıyor
Benden fırça yediği bir gün
Bu da kışın Bodrum'da güneş çıktığındaki hali
Çekiç balkonun dibinde uyuklarken. Neriman ile arası çok iyi
Bu da Neriman hanımın son fotoğrafı
Yazları ben Yalıkavak'tayken Bodrum'daki evin bahçesinde kimse olmadığından, bahçe yavrulayacak kediler için ideal mekan. Her yaz sonu Bodrum'a döndüğümde bahçede dört beş yavru ve analarını buluyorum. Bu yaz da aynı durum söz konusu ve tahmin edeceğiniz gibi Neriman bundan hiç hoşlanmıyor. Bahçede hakimiyeti kurana kadar bir hafta boyunca kovalamaca ve pataklama sesi duyuyorum. Sonunda hepsini gönderen Neriman bahçedeki kraliçeliğini ilan ediyor. Yalnız bu yaz nereden gelmişse gelmiş, bahçede bir de horoz var. Kardeşim adını Rıfkı koymuş. Geçen hafta gittiğimde bahçenin dışına kovaladım. Umarım geri dönmemiştir. Neriman için hiç hoş bir durum değil.
Neriman Bodrum'un en bilinen veterineri Ahmet Kurt’un ve personelin de gözağrısı. Yavruyken İstanbul’a gidiş gelişlerimde evde yalnız kalmasın diye onlara pansiyoner olarak bırakıyordum. Neriman'ın çok iyi huylu bir kedi olduğunu söylüyorlar. Dışı Neriman ama içi hakikaten çok yumuşak bir kedi. Tanıştırayım...
Bu girişi yapmak zorunda kaldım çünkü benden kişisel tatil programlarını yapmamı bekleyenler, rezervasyon konusunda yardım isteyenler, kalmayı düşündükleri tesisleri yazıp hangisinde kalalım diye soranlar o kadar çoğaldı ki, tümüne birden cevap yazamadığım için buraya yazıyorum. Anlayışınız için teşekkür ederim. Bu yazı benim gözlemlerimi anlatıyor. Yani kişisel tercihlerime göre yazdım. Buraya yazmadığım konularda bilgi sahibi değilim. Ve lütfen kişisel tatiliniz için benden güzergah, yemek mekanı, bölge vb. talep etmeyin. Veya "nerede kalalım?" veya "çocuğumla geliyorum, kum nerede iyidir, deniz Mayıs ayında soğuk mudur?" gibi sorular yöneltmeyin. Bildiklerim yazdıklarımdan ibaret. Bu sorulara cevap veremeyeceğim. Şimdi yazıya başlayabilirim... Diyelim tatilinizi Bodrum’da geçirmeye karar verdiniz. İlk söyleyeceğim, keşke Haziran ayında gelseydiniz. Ama artık çok geç. Yıllık izninizi Temmuz ve Ağustos aylarında kullanmak zorundaysanız kalabalığı göze alıy...
Zaman geçtikçe, çok okunan yazıları güncellemem gerekiyor. Bu yazı da onlardan biri. Daha önce eklediğim bu kısa girişe bazı eklemeler yapmak istiyorum. Bu yazıyı yazdığımdan bu tarafa altı yıl geçmiş. Bu süre içinde Bodrum'da neler değişti? Gözlemlerimi buraya aktarmam gerekiyor çünkü "iş" konusunda çok soru alıyorum ve durum bu yazıyı yazdığım günlere göre çok kötü. Öncelikle şunu belirteyim; Bodrum altı yıl içinde hızla bozuldu, kalabalıklaştı, düzensizleşti. Bodrum şu sıralar İzmir'den sonra en çok göç alan ikinci yer. Ama ne bu kalabalığı kaldıracak alt yapısı var, ne doyuracak iş fırsatı var. Buranın ekonomisi ağırlıklı olarak turizm ve inşaat ile döner. Eğer kendi işinizi -evinizden bilgisayarla- yapabilecekseniz sorun yok. Ama iş arayacaksanız işiniz çok ama çok zor. Çünkü Bodrum'da şöyle bir kural var: Burada ücretler Bodrum işi, kiralar İstanbul işi. Ben göçtüğümde kiralarda üst sınır 1.000-1.200 TL civarıydı, bugün 3.000-4.000 TL lafl...
Yeni Giriş Notu: Bugün 4 Mayıs 2021 Salı. Aşağıdaki yazıyı yazdığımda Bodrum'a yakın zamanda yerleşmiş, buranın nimetlerini paylaşmayı seven biriydim. Yazıyı, insanların aklında hayatlarını değiştirme fikri varsa buna destek olmak amacıyla, naif duygularla, açık yüreklilikle yazmıştım. Aradan geçen zaman fikirlerimi değiştirdi maalesef. Çünkü Bodrum'a hayatını değiştirmek değil Bodrum'u değiştirmek isteyenler gelmeye başladı. Bu insanları sevmedim. Kıyıları, tepeleri, boş buldukları her araziyi betona çeviren insanlardan, buralara gelenlerden, Bodrum'un yapısını, kimliğini bozanlardan tiksindim. Bu nedenle benim için artık Bodrum'da nereye yerleşilir diye bir konu yok. Bana nereye yerleşelim diye soranlara cevabım; Bodrum'a yerleşilmez. Bu kadar abur cubur kalabalıkla, burayı şehire çeviren, buranın halkına tepeden bakan, hazımsız, sonradan görme, Bodrum'u ve Ege'yi anlamayan, Halikarnas Balıkçısı'nı restoran sanan bu kitleyle bir arada olmak, tara...
pek sekermis Neriman...benimki de Safiye..Bodrumda kedisiz olmuyor, bir sekilde sizi bulyorlar..
YanıtlaSil