Datça’ya çok sık gidiyorum. Hayıtbükü’nde kaldım, Palamutbükü’nde
çok kaldım da Ovabük’ü hep es geçiyordum. Palamutbükü dönüşlerimi genellikle
sahilden yaparım. Yolumun üzerindeki Ovabük’e bazen şöyle bir uğrar, içinden
geçip Hayıt’a giderim. Ama Ovabük’te hiç kalmadım. Hatta bu kış bir Datça
seyahatimde Ovabük’te ilk defa bir öğlen yemek yemiş, çok da sevmiştim. Tabii
kış sakinliği çok farklı ama Ovabük’ün ruhu hakkında iyi kötü fikir sahibi
olabilmiştim. O günden beri Ovabük’te bir gün kalıp, gündüz denize girip akşam
kumsala masa atıp rakı içmeyi istiyordum. Geçtiğimiz hafta böyle bir fırsat
yarattım ve bir gün, bir gecemi Ovabük’te geçirdim.
 |
Datça'ya kara yoluyla gidince Hisarönü'ndeki Mavi Pide es geçilemez |
 |
Tatilde rejim yapan çarpılır... Mavi Pide'den kaşarlı patlıcanlı pide |
Ovabük Mesudiye sahilinde, Hayıtbükü ile Palamutbükü’nün
arasındaki bük. Kaplumbağanın sağı Hayıtbükü, solu Ovabük. Küçük bir bük olan
Hayıt ile büyük bük Palamut’un büyüklük olarak da arasında. Şansı mı
şanssızlığı mı demeli bilmiyorum, ikisi kadar bilinmiyor. Ben bu haftayı
geçirdikten sonra bu durumu Ovabük’ün şansı olarak değerlendiriyorum.
Palamutbükü kadar popüler değil. Sahil bantı da Palamut kadar geniş değil. Kendi
halinde, sevimli bir bük. Bir bakkalı, on onbeş pansiyonu, birkaç evi ile sakin
bir yer işte. Deniz iyi herhalde. Herhalde dedim çünkü gittiğimizde fırtınamsı
bir rüzgar vardı, tadına varamadık. Ama sonuçta Mesudiye’nin denizi, yani kötü
olamaz. Tardus Bungalov adında bir yerde kaldık. Yanlış bir seçimmiş. Kendi
adıma söylüyorum, bungalov bana göre değilmiş. Yalıtımsız oda akşam içine
girdiğimizde fırın gibiydi. Klima vardı tabii ancak gece boyu çalıştırmak zorunda
kaldık, sabaha karşı penguen gibiydik. Odada çift kişilik yatak ve ranza olunca
dönecek yer kalmamış. Oysa bize ranzaya gerek yoktu mesela. Kapanmayan banyo
kapısı. Banyoda sabun, tuvalet kağıdı konmamış oluşu filan... Böyle şeyler
benim için önemli. Diyeceksiniz ki isteyin versinler. İyi ama işletmeci odayı
teslim ederken bunları görmeli, kontrol etmeli, öyle değil mi? Dedim ya mesele
yapmadık, keyfimizi bozmadık. Bir dahaki sefere başka yerde kalırız olur biter.
 |
Mesudiye sırtlarından Ovabük'e bakış |
 |
Ovabük. Soldaki burun kaplumbağaya benzeyen yarımadanın ucu |
Ovabük’te lüks kavramı yok. İşte bu da benim için oranın değerini
artıran bir özellik. Sahildeki pansiyonlarda akşamları yiyip içenlerin yanı
sıra, çekirdek çitleyip okey oynayanlar, tavla atanlar var. Bana eski, gençlik
yıllarımın tatillerimi hatırlattı. Mütevazı hayatlar. Söylememe gerek yok
herhalde, ne puro kokusu vardı, ne yakası kalkık polo giyenler, ne botokslu
sarışınlar, ne Ferrari.
 |
Kaplumbağa solda. Hemen sağı Ovabük |
Kışın bir kere gittim demiştim ya, işte o gidişimde Poyraz
restoranda yemiş ve doğrusu çok da memnun kalmıştım. Datça’daki arkadaşlarım da
Ovabük’ün en iyisidir referansını verince, hiç düşünmeden öğlen ve akşam
Poyraz’da yedik. Gerçekten iyiydi. Öğleni bira, kalamar, kaya koruğu ve kapari
filizi ile geçiştirdik. Akşam ise unutulmaz bir yemek oldu. Hem yediklerimizden
dolayı bunu söylüyorum, hem kumsala attığımız masada yemenin zevkinden dolayı. Rakımızı
samanyolunun altında içtik, daha ne olsun. Hele son kadehleri denizin dibindeki
şezlonglara uzanarak, kayan yıldızları izleyerek içtik ki o duygu çok acayipti.
Bodrum’da da kafamızı kaldırınca fazlasıyla yıldız görüyoruz ancak Ovabük sahili
o kadar karanlık ki, samanyolunu yıllardır bu kadar net gördüğümü
hatırlamıyorum. Bu arada Poyraz’da yediğimiz ahtapot ızgara çok iyiydi. Keza
lagos ızgara ve diğer mezeler için de aynısını söyleyebilirim. Bir daha
gittiğimde yine Poyraz’da yiyip içerim.
 |
Poyraz restoranda öğle menüsü |
 |
Ovabük sahili |
 |
Güneş batarken Ovabük'ün sakin, boş sahili |
 |
Yemek hazırlığı yapılan mekanlardan biri |
 |
Hayıtbükü'ndeki Ortam'da öğle menüsü... |
 |
ve masanın yarım saat sonraki hali. |
Ertesi sabah kaldığımız yerde yağda yumurtalı kahvaltımızı
yaptıktan sonra Ovabük’ün dalgalı denizini bırakıp hemen kaplumbağanın öte
tarafındaki Hayıtbüküne geçtik. Tabii Ortam’a kapağı attık. Ortam da Hayıt’taki
tek adresim. Ovabükü’nden sonra Hayıt biraz kalabalık ve gürültülü geldiyse de
sakin denizi her şeyi unutturdu. Ve öğlen Ortam’ın şahane mezeleriyle buluştuk.
Abartmadık, çok yemedik çünkü akşama Fevzi programımız vardı. Hayıt’tan sonra,
tatil için İstanbul’dan gelen Gülüşan hiç görmediği için Knidos’a yollandık.
Knidos benim gezmekten bıkmadığım, orada olmaktan kendimi iyi hissettiğim bir
yer. Hele yaz dışında o sakin hali insanın ruhunu titretiyor. Taşların üstüne
oturup, binlerce yıl önce insanların gördüğü manzarayı binlerce yıl sonra
seyretmek, insanda garip duygular oluşturuyor. Kendimi daha da oralı, Ege’li
hissetmeme yol açıyor. Knidos fenerini seyretmek bile başlı başına bir ruh
arınması.
 |
Knidos'a giderken tüflü, volkanik topraklar. Datça'da hiç volkan olmamış da bu tüflü toprak nereden gelmiş derseniz cevabı ilginç; Bunlar onbinlerce yıl önce patlayan volkan ile Santorini oluşurken rüzgarın Datça'ya getirdiği volkanik topraklar |
 |
Knidos'a doğru |
 |
Knidos.... İnce zevkli, usta atalarımızdan kalanlar |
 |
Knidos feneri |
Knidos’tan sonra doğru merkeze gidip Kumluk Otel’e yerleştik ve
kendimizi Fevzi’nin mekana attık. Fevzi’yi uzun uzun anlatmama gerek yok artık,
bu blogu izleyenler çok iyi biliyorlar. Yeni okuyanlara da blogda “Fevzi-Balıkçı
Fevzi-Fevzi’nin Yeri” etiketlerini taramalarını öneririm. Fevzi’nin sohbetinin
yanında özlediğim enginarlı lagosu ile peynirli patlıcan kızartmaları ve Ege
otları şahane bir ziyafete dönüştü. Her zaman olduğu gibi...
Gece nasıl geçti fark etmedik. Ertesi sabah 09:30 feribotuyla
Bodrum’a döneceğimizden geceyi uzatamadık. Aklımız ve kalbimiz masada kaldı,
bedenimiz otele döndü. Ve sabah kuvvetli poyraz eşliğinde, epey dalga yiyip
sallana sallana feribotla Bodrum’a geldik.
 |
Datça'da akşam |
 |
Fevzi'nin yerinden... |
 |
Fevzi tezgahının başında |
 |
Lagoslar masalara gidiyor... |
 |
Ahtapot ızgara |
 |
Kaşarlı mantar |
 |
Kalamar dolması |
 |
Dondurmalı enginar tatlısı |
 |
Fevzi'de bizim masa |
 |
Datça'da gün doğumu |
 |
Ve Bodrum'a yanaşırken |
Kısa, zevkli, keyifli iki gün geçirdik. Cumartesi sabah kara
yoluyla gittiğimiz Datça’dan Pazartesi sabahı feribotla döndük ve kaldığım
yerden Bodrumlu hayatıma devam ettim. Ovabük’e yolunuz düşerse Poyraz
restoranda masayı kumsala attırıp rakı için. Bir kadeh de benim için olsun...
Günaydın Serdar Bey,
YanıtlaSilSabah işe başlamadan önce, blogda yeni bir yazı olsa da işe başlamadan önce okusam diye tıkladım ve yeni yazı:) Hem yazıyı okudum, tabiki resimlere baktım ve yazı dileği olmuşken İstanbul'dan kurtulup o coğrafyada yaşamak için de dilek diledim. Belki ikinciside tutar. Yazılarınıza hep devam etmeniz dileğiyle... Neslihan
Merhabalar Serdar Bey Neslihan Hanım,
SilNeslihan Hanımın bahsettiği bütün duygular benim içinde geçerlidir.Zaten yaşayacağımız çok çok uzun seneler yok neden İstanbul'da köreltiyoruz ki kendimizi. Bir yerden başlayıp Bodrum da havayı koklamak lazım. Muhtemelen Neslihan Hanımla aynı dilekleri tuttuk. Gerçekleşmesi ümidi ile... Çağdaş
Merhaba,
YanıtlaSilSize önerim, blog olmaktan çıkıp kendinize bir site kurun. Böylece parada kazanabilirsiniz. Sevgiler.
kesin katılıyorum
SilKeyifle okudum.Fotoğrafları izlemekse ayrı bir keyifti.
YanıtlaSilinşallah birgün benim hayalimde sizin gibi gerçek olur.
YanıtlaSilMerhaba Serdar bey,
YanıtlaSilDaha önceki bir yazışmamızda Bodrum'a gelirken tavsiyelerinizden yararlanan 18. kişi olduğumu belirtmiştim. Şubat 15'de taşınma planımı, Haziran 22'de gerçekleştirebildim. Ve artık Bodrum'luyum. Yeni hayatımın keyfini çıkartıyorum.
Bayram'da, İstanbul'dan ziyarete gelen kardeşimi gezdirmek için biz de Ovabükü'ne geçtik. Sahil şeridinin Palamutbüküne yakın kesiminde Armeda pansiyon diye bir yerde kaldık. Hava muhteşemdi ve deniz bardakdaki su kadar berraktı. Pansiyonumuzun hizmeti dört dörtlük olsa da kalite için aynı şeyi söyleyemeceğim. Gerçi ben gayet keyifle kaldım ama titiz insanlar için değil belirtmek gerekir. Zannedersem oradaki pansiyonların genel yapısı bu şekilde. Bana sizin de belirttiğiniz gibi eski yazlık yörelerini hatırlattı. Biraz konfor eksikliğini, huzur ile takas ettim sayıyorum. Ovabükü denizi, yaz sıcağında bunalmadan oturabileceğiniz serin ağaç gölgeleri ile muhteşem bir yer. Samanyolunu daha iyi görmek isterseniz de, tavsiyem gece bastırınca Palamutbükü'ne sahilden giden yol istikametinde ilerlemeniz. Gece aydınlatması olmayan 5-6 km'lik bir yol. Yer yer durabileceğiniz cepler var. Buralardan birinde durup Samanyolunu izlemek keyif vericiydi.
"Konfor eksikliğini huzur ile takas ettim" tanımınızı çok sevdim, çok doğru.
Silçok güzel bir post olmuş,fotolar da harika...
YanıtlaSilPoyraz bizim içinde vazgeçilmez... aksamlari kirmizi sarap ile keyif yapmak, güzel yemeklerin mezelerin tadini çikarmak.... Ovabükü bizim için Datça daki en en en güzel yer. Harika denizi var, tertemiz... Dileriz bu güzellik bozulmaz.
YanıtlaSil