Kayıtlar

Bodrumlu [Mavi] Hayat bloğumda yeni yazı; İlk kez Yunan karasularındaydık.

http://bodrumlumavihayat.blogspot.com.tr/2017/06/ilk-kez-yunan-karasularndaydk.html

Bodrumlu [Mavi] Hayat bloğumda yeni yazı; Bir Datça-Palamutbükü seyiri daha

http://bodrumlumavihayat.blogspot.com.tr/2017/06/bir-datca-palamutbuku-seyiri-daha.html

Bodrumlu(mavi)hayat blogumda yeni yazı. Glaros'a dair bilgiler.

http://bodrumlumavihayat.blogspot.com.tr/2017/05/glarosa-dair.html

Bodrumlu(mavi)Hayat bloğumda yeni yazı...

Üç gece dört günlük Bodrum-Datça-Orhaniye-Palamutbükü-Bodrum seyrini yazdım. http://bodrumlumavihayat.blogspot.com.tr/2017/05/bodrum-dsna-ilk-seyir.html

Bitirir gibi ama bitirmiyorum.

Resim
Bu blogu niye açtım? Kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak, yaşadığımız hayatı değiştirmenin mümkün olabileceğini anlatmak istemiştim. Bodrum’a yerleşmek benim için son bir kaç yılın özlemi değildi. İlk görüşte aşk gibiydi diyebilirim. Üniversite yıllarımda buraya göçme fikri aklımdan geçmişti. Nasıl geçinirim diye küçük bir araştırma yapmış ve bunun benim bildiğim ve sevdiğim tek iş olan grafik tasarım ile mümkün olmadığını öğrenmiştim. Ve sonra hayata atıldım, yıllar geçmeye başladı. Bir zaman geldi, o fikir saklandığı yerden ortaya çıktı çünkü artık işimi bilgisayar/internet marifetiyle yapabiliyordum ve bulunduğum yerin çok önemi yoktu. İstanbul hızla bozuluyordu, benim sevdiğim İstanbul olmaktan çıkıyordu. Bodrum’a taşınmak için iş biçimimi değiştirmem, İstanbul’da bulunmamı en aza indirecek bir tarza dönmem gerekiyordu. Bu dönüşüm -halen yapmakta olduğum iş biçiminde o dönem piyasada kimselerin olmamasıyla- umduğumdan hızlı ve verimli oldu. Uzatmayayım, sonuçta bundan tam sekiz yıl...

Bodrum-İzmir-Foça-Cunda-Urla-Bodrum, dört gün, 1110 km.

Resim
İzmir’i çok severim. Öyle çok zaman geçirmişliğim yoktur ama ne zaman İzmir’e gitsem şehir bana kendimi iyi hissettiriyor. Ege kıyısında olmasının etkisidir muhtemelen. Havası, rüzgarı başkadır. İstanbul’da doğup büyüdüm ama İstanbul’a gittiğimde böyle hissetmiyorum. Bunun da nedeni, İstanbul’un benim İstanbulum ile alakasının kalmaması. Ne Bostancı çocukluğumun Bostancı’sı, ne Taksim gençliğimin Taksim’i, ne de Bebek benim orta yaşımın Bebek’i. İstanbul’u asla özlemiyorum ama mesela İzmir’i özlüyor, yılda bir iki kere gitmek istiyorum. İzmir ve civarı –diğer bütün gezdiğim yerler gibi- yeme/içme konusunda iyi bir coğrafya. Bilirsiniz, gezmekten alınan tad, kişiden kişiye değişir. Kimi için tarihi yapıları, arkeolojik değeri olan bölgeleri gezmek çok önemlidir, kimi için alış veriş. Benim önceliğim yeme/içme meselesi. Doğal güzellik ise olmazsa olmaz. Büyük şehir gezmeyi sevmem, İzmir’i hariç tutuyorum. Zaten İzmir deyince sadece merkezinden söz etmiyorum. Eski Foça burnumda tüten...