Ana içeriğe atla

Yayınlar

Eylül, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Fethiye’de Çalış Plajı'ndan notlar

Bundan iki hafta önce, iki günlüğüne çok sevdiğim dostlarıma bir sürpriz yapmak için Fethiye’de Çalış Paljı sahilindeki bir otele gitmiştim. Araya başka şeyler girdi, burayla ve o kısa geziyle ilgili notları yazamamıştım. Şimdi zaman buldum, yazayım istedim.
Otelin adını vermeyeceğim. Çünkü anlatacaklarım o otele özgü değil, genel olarak o civardaki turizm anlayışının örnekleri. Belki bu oteldeki resepsiyon görevlisinin kişiliği nedeniyle burada tuhaflık daha fazladır. Yani neresi olduğunun önemi yok.
Dediğim gibi İstanbul’dan çok sevdiğim üç arkadaşım iki günlüğüne orada olacaklardı. Benim amacım da bir sürpriz yapıp onlardan önce otele gidip onları karşılamaktı. Ama yola biraz geç çıkınca, Yatağan rampalarında kamyonlara yakalanınca erken gidemedim. Arkadaşlarım benden önce gelmişler ve muhtemelen Ege ve Akdeniz bölgesinin en zevzek resepsiyon görevlisi kadın ile başbaşa kalmışlar. Kadın akşam yemeğini otelde yiyip yemiyeceklerini sorunca arkadaşlar kendi aralarında “Serdar’ı arayalım…

Bodrum’un küçük ve sevimli köylerinden; Akyarlar

Bodrum’a yazlık turist gezmesi dışında, rutin gidiş gelişlerim yirmi küsur yıl önce Akyarlar ile başladı. Annem ve kızkardeşim önce Akçabük’te birer devremülk almışlardı. Yazları istanbul’da Fenerbahçe’de, kulüpten denize girebildiğimiz yıllardı. Ama yavaş yavaş deniz kirlenmeğe başlamıştı. İşte o yıllarda yazın belli dönemlerini Akçabük’te geçirmeye başlamışlardı, ben de fırsat buldukça onlara katılıyordum. Sonra Bodrum’u o kadar sevdiler ki devremülkler satıldı yerine Akyarlar’da bir ev satın alındı. O ev hala duruyor, annem ve kızkardeşim yazları orada geçiriyorlar.
Böylece Akyarlar benim Bodrum’a yerleşmeme yol açan Bodrum sevgisinin önemli aşamalarından biri oldu. Bodrum’a gelince otelde değil de bir evde kalma Akyarlar’la başladı. Dostluklar, komşuluklar burada kuruldu. Yazları her ay bir kere uzun haftasonları için gelir, bedenen dönerdim ama aklım Akyarlar’da kalırdı. Dönmemden önceki gün ertesi gün İstanbul’a dönecek olmanın sıkıntısı basardı. Bu böyle yıllarca sürdü. Ta ki ön…

Neden Bodrum’lu hayatımı anlattığım bir blog oluşturdum?

Bu blogun ilk yazısı 22 Ocak tarihliydi. O ilk yazıda şunu yazmışım;
“Bu blogu niye hazırladım? İstanbul'a gelip gittikçe çevremdeki dostlara burayı, yediğimi, içtiğimi, gezdiklerimi anlatınca "bunları yazsana", "anlattıklarını yaşayamıyoruz bari yaz izleyelim" demeye başladılar. Üstünde durmadım, ama sonra kendim için tuttuğum notlara, kaydettiğim görüntülere bakınca niye paylaşmıyorum diye düşündüm. Yakın arkadaşlarımla paylaştığım Bodrum'daki hayatıma dair herşeyi kayıt altına almak anlamlı geldi. Bu blog bunun için oluşturuldu”.
O günden bugüne kadar 78 yazı yayınlamışım. Yaklaşık 10.200 kez tıklanmış. 37 arkadaş edinmişim, devamlı izleyen. Onun dışında “burası bodrum” adıyla var olan twitter hesabımda da ağırlıklı olarak Bodrum ile ilgili düşüncelerimi, görüşlerimi yazıyorum. Bazen dayanamayıp iş hayatıyla, tasarımla ilgili bazı noktalara değiniyorsam da ana malzemem hep Bodrum oldu. Bodrum ve buradaki hayatım.


Amacım sadece Bodrum’u ve buradaki hayatı an…