25 Eylül 2011 Pazar

Bodrum’un küçük ve sevimli köylerinden; Akyarlar


Bodrum’a yazlık turist gezmesi dışında, rutin gidiş gelişlerim yirmi küsur yıl önce Akyarlar ile başladı. Annem ve kızkardeşim önce Akçabük’te birer devremülk almışlardı. Yazları istanbul’da Fenerbahçe’de, kulüpten denize girebildiğimiz yıllardı. Ama yavaş yavaş deniz kirlenmeğe başlamıştı. İşte o yıllarda yazın belli dönemlerini Akçabük’te geçirmeye başlamışlardı, ben de fırsat buldukça onlara katılıyordum. Sonra Bodrum’u o kadar sevdiler ki devremülkler satıldı yerine Akyarlar’da bir ev satın alındı. O ev hala duruyor, annem ve kızkardeşim yazları orada geçiriyorlar.

Böylece Akyarlar benim Bodrum’a yerleşmeme yol açan Bodrum sevgisinin önemli aşamalarından biri oldu. Bodrum’a gelince otelde değil de bir evde kalma Akyarlar’la başladı. Dostluklar, komşuluklar burada kuruldu. Yazları her ay bir kere uzun haftasonları için gelir, bedenen dönerdim ama aklım Akyarlar’da kalırdı. Dönmemden önceki gün ertesi gün İstanbul’a dönecek olmanın sıkıntısı basardı. Bu böyle yıllarca sürdü. Ta ki önce Yalıkavak’a yazları birkaç aylığına gidip gelmeme, ardından yazın Yalıkavak, kışın tamamiyle Bodrum’un içine yerleşmeme kadar. Yani Akyarlar’ı ayrı severim. Çok anım var.

Geceleri Kos ışıl ışıl olur


 
Akyarlar Bodrum’un Kos’a en yakın olduğu yerdir. Bodrum’a yaklaşık 20 km. uzaklıktadır. Eski adı Kefaluka’dır. Şimdilerde bu isimde, koyu mahveden, büyüklüğü ile koyun görünümünü bozan bir otel var. Aşağıdaki resimlerde otel öncesi denize uzanan burnun halini, inşaat aşamasını ve sonunda otelin bitmiş haliyle son görüntüsünü bulabilirsiniz.

Akyarlar’a Bodrum yönünden gelirken Gürece sapağından sola saparak gelinir. O yönden gelişte önce Gürece, sonra Yahşi’nin bir bölümünü, Aspat ve  Karaincir’i geçersiniz Akyarlar’a gelirsiniz. Karaincir’e gelmeden, kıyıdan yükselen, yamaçlarında kale ve tarihi bir kilisenin kalıntılarının bulunduğu Aspat dağını görürsünüz. Çökertme türküsünde “...burası da Aspat değil Halil’im” diye anılan Aspat burasıdır.

Akyarlar sahilindeki günümüze kadar sağlam kalmış bazı evlerden de anlaşılacağı gibi, Akyarlar eskiden ünlü bir Rum yazlık beldesiymiş. Yakın zamana kadar Akyarlar'ın asıl geçim kaynağı balıkçılıktı ve kıyıdaki küçük liman yerli teknelerle dolardı. Bugün artık Rumlar kalmadı. Mübadelede buradaki Rumlar Kos’ta, Kos’taki Türkler buralarda iskan edilmiş. 


Sahildeki evlerin yetmişli yıllardaki hali
Aynı evlerin bugünkü hali
 Bugün balıkçı barınağında hala balıkçılık yapanları görürsünüz. Sabah erken ve akşam gün batarken geliş gidişlerinde sakin koyda pata pata sesleri yankılanan balıkçılar Akyarlar’ın güzelliklerinden.

Akyarlar’ın denizi Bodrum koyları içinde hatırı sayılır ayrı bir yere sahiptir. Her zaman rengi türkuazdır ve serindir. Lodos dışında dümdüzdür. Yazın çok az lodoslu gün olduğunu düşünürseniz bu bir avantajdır. Kos bazen o kadar yakınlaşır ki, gece arabaların farlarını rahatlıkla görebilirsiniz. Yıllarca annemlerin evinden Kos manzarasını seyrede seyrede yirmi yıl önceki ile şimdiki Kos’u kıyaslıyor, Kos’un hızlı gelişimine hayret ediyorum. Bir bölümü ışıklı olan adanın şimdi artık her tarafı ışıl ışıl. Karşısında böyle bir ada olması Akyarlar’ın manzarasını da doyumsuz kılıyor. Sahilde rakı içerken kapkara bir denize değil ışıklara bakıyorsunuz.

Balıkçı barınağı

Sol tarafta arkada görünen tepe Aspat


Akyarlar’ın sahili Yalıkavak gibi geniş değildir. Bizim Yalikavak’ın merkezdeki koyu ile kıyaslarsanız onun yirmide biri kadar denebilir. Bu hem iyi hem kötü. İyi çünkü kapalı bir koy, rüzgar almıyor. Kötü, çünkü yüksek sezonda kalabalık insan topluluğu dağılamadığından Çin plajına dönüyor.

Akyarlar’da sahilde bir dizi yiyecek mekanı var. Bunlar ucuzundan daha pahalısına kadar, gözlemeciden deniz mahsülü restoranına kadar her kesime hitap ediyorlar. Mehtap, içlerinde tartışmasız en iyisidir. Akyarlar’ın yerlisi olan sahibi İdris Bey işini iyi yapar. Eskiden eşi bizzat mutfağa girer meze yapardı, şimdi artık elemanlar çalışıyor. Belki ara sıra denetlemeye geliyordur, bilmiyorum. Restoran da epey büyüdü. Dün akşam bizimkilerle birlike yine Mehtap’taydık. Yediklerimiz gayet iyiydi. Izgara kaya barbununun lezzetini ayrıca vurgulamam lazım.

Sahildeki eski berber, kasap lakaplı Hasan. Sakal tıraşında epey kan dökmüşlüğü olduğu söylenir. Özellikle ikinci biradan sonra

Balıkçı barınağı ve otel yapılmadan önceki haliyle Akyarlar


Koyu bozan otelin inşaat dönemi
Akyarlar havalimanına en uzak köy. Hem bu yüzden hem de arazi yapısının özelliği yüzünden şu halinden çok daha büyüyebileceğini tahmin etmiyorum. Kışın oturan sayısı çok azalıyor. Akyarlar tam yazlıkçı köyü. Muhtarlıkla idare edilen, Turgutreis belediyesine bağlı bir köy.

Bodrum’a gelirseniz Akyarlar’a zaman ayırmanızı öneririm. Ama 15 temmuz – 30 ağustos arası değil. Bu tarihler dışında gelin, seversiniz. Hele eylül mehtabını, Mehtap’ta rakı-balık yaparak karşılayabilirseniz kendiniz için çok iyi birşey yapmış olursunuz.

1 yorum:

  1. #Akyarlar'da bulunan Mehtap Balık Restaurantı'na gurup olarak gittiginizde restaurant calısanları cok ilgiliymis gibi gorunebilir ancak bu restaurantta musteriler artık TL olarak goruldugu icin, iki kisi gittiginizde sahile bakan masada oturmanız imkansız. Diyelim ki ic kesimlerde bir masaya oturmaya karar verdiniz, oturdugunuz masaya servis edecek garson bile bulamazsınız. Musteriye saygılı bir biçimde davranarak tuccarlıgı geregi gibi yapmak gerekmez mi? Bu tutumu bile bile hala Mehtap'a gitmek isteyenlere simdiden afiyet olsun.

    YanıtlaSil