21 Eylül 2011 Çarşamba

Neden Bodrum’lu hayatımı anlattığım bir blog oluşturdum?


Bu blogun ilk yazısı 22 Ocak tarihliydi. O ilk yazıda şunu yazmışım;

“Bu blogu niye hazırladım? İstanbul'a gelip gittikçe çevremdeki dostlara burayı, yediğimi, içtiğimi, gezdiklerimi anlatınca "bunları yazsana", "anlattıklarını yaşayamıyoruz bari yaz izleyelim" demeye başladılar. Üstünde durmadım, ama sonra kendim için tuttuğum notlara, kaydettiğim görüntülere bakınca niye paylaşmıyorum diye düşündüm. Yakın arkadaşlarımla paylaştığım Bodrum'daki hayatıma dair herşeyi kayıt altına almak anlamlı geldi. Bu blog bunun için oluşturuldu”.

O günden bugüne kadar 78 yazı yayınlamışım. Yaklaşık 10.200 kez tıklanmış. 37 arkadaş edinmişim, devamlı izleyen. Onun dışında “burası bodrum” adıyla var olan twitter hesabımda da ağırlıklı olarak Bodrum ile ilgili düşüncelerimi, görüşlerimi yazıyorum. Bazen dayanamayıp iş hayatıyla, tasarımla ilgili bazı noktalara değiniyorsam da ana malzemem hep Bodrum oldu. Bodrum ve buradaki hayatım.
 


  
Amacım sadece Bodrum’u ve buradaki hayatı anlatmak. Bunu neden yapıyorum? Belki birilerinin aklını çelerim. Belki akıllarda zaten var olan “güneye yerleşsem” fikrini hayata geçirmeleri için bir ivme kazandırabilirim. Ola ki bu fikir kafada varsa ve bir tıpa onu tıkıyorsa o tıpanın atılmasına katkı sağlayabilirim. En kısa ifadesiyle “birileri bunu yapabildiyse ben de yapabilirim” düşüncesinin beyinlerde çakmasına, parlamasına yol göstermek istiyorum.


Blogdaki yazılarıma gelen yorumları o yazıların altında yayınlıyorum. Genellikle yukarıda yazdığım hedefin, gereken kişilere ulaştığını görüyorum, seviniyorum. Bu arada burada yaşamanın birinci şartının “iş” yapıyor olmak olduğunu, iş bulmadan, burada yapacak işi olmadan gelmek isteyenleri uyarıyorum, gelmemelerini öneriyorum. Burası herkes için bir cennet değil. Eğer işiniz yoksa yaşayamazsınız... heryerde olduğu gibi.

Bodrum'un içindeki evim


Bodrum pazarından her cuma taze meyve, sebze alınır
Yalıkavak'ın inanılmaz gün batımlarından biri



Bodrum’a yerleşmek isteyenlere önerilerde bulunuyorum. Ya da genel olarak burada kışın ne yapılır? Hayat nasıldır gibi konularda bilgi veriyorum. Nerelere yerleşmek uygundur konusunda bildiğimi aktarıyorum.

Nerelerde ne yenir? Hangi bölgenin hangi meyhanesi iyidir. Rakı, balık, deniz mahsülü üzerine yazıyorum, yediğim içtiğimi anlatıyorum.

Kendi işimde bir çalışma sistemi oluşturdum. Bunu anlatıyorum. Evim burada ama ofisim İstanbul’da. Bu bir model. Bildiğim kadarıyla bu modeli benim dışımda henüz uygulayan olmadı –varsa da ben bilmiyorum, kendisinden özür dilerim. Özellikle benim gibi grafik tasarım ile uğraşan, serbest çalışanlara böyle bir modelin olduğunu, üç senedir uygulamakta olduğumu göstermek istiyorum. Eğer evinizden işinizi yapabiliyorsanız o zaman nerede oturduğunuzun pek önemi kalmıyor. Bunu anlatmaya çalışıyorum.

Bodrum'un içindeki evimde çalışma odam
Yazları gittiğim Yalıkavak'taki stüdyonun çalışma bölümü
Ayda bir iki gün uğradığım İstanbul'daki ofisim




Yemek için veya yemek öncesi / yemek sonrası mutlaka uğranacak mekan Zazu
Bir mart sabahı Bodrum'daki evin bahçesinde kahvaltı
Her yaz en az 20 gün Ege'de arabayla turluyorum
Faralya
Mahmut Kaptan'ın geçen sezon son günü
Bunları anlatırken amacım buralara gelemeyenleri imrendirmek, kıskandırmak değil tabii ki. Buradaki hayatımı abartmadan aktarıyorum sadece. Buraya yerleşmenin bir felsefesi var, onu vurgulamaya çabalıyorum. Neden üstüme başıma alacağım bir giysinin değil de akşam yenilen iyi bir ahtapotun daha önemli olduğunu, bunun insanı nasıl daha mutlu edebileceğini göstermek istiyorum. Ege’nin insan üzerindeki etkisini yaşarak görüyorum. Hayata bakışın elli yaşında bile değişebileceğini kendim yaşıyorum. Bunları paylaşıyorum. Bu fotoğraflar bunların yansıması.

Buraya yerleştikten sonra daha sık olarak Ege’nin Bodrum dışındaki güzelliklerini geziyorum. Buraları fotoğraflayıp blogda yayınlıyorum ki birileri görüp buralara gelsinler.

Gümüşlük Limon'da rakı sofrası
Bu da Gümüşlük Limon'da bir mayıs sabahı kahvaltı sofrası
Kışın sakin barlar sokağı
Bozburun
Akyarlar
Mahmut Kaptan'dan gelip geçenler



Bu yazıyı neden yazdım? Geçtiğimiz gün twitter hesabımı izleyen birinden şöyle bir mesaj geldi, aynen buraya alıyorum; “Serdar Bey, ben sizi çok seviyorum ama ege, bodrum bünyeme ağır geldiğinden takip edemeyeceğim sizi. İmrenmek de bozuyor beni. Kızmayın bu saatte motivasyonum kalmıyor. Yoksa size bir karşı saygısızlığım yoktur. Teşekkürler".

Doğrusu iki nedenden dolayı üzüldüm; birincisi birinin canını sıkmış olmam. İkincisi ise bunu yazan kişinin hayatının aslında ne kadar çekilmez olduğunu kendisinin de farkında olması. Anadolu’nun güneydoğu taraflarında bir akademisyen olan kişi, benim Bodrum ile ilgili yazdığım twitlere dayanamıyor çünkü oradaki hayatı tatsız. Ama sonra kendi kendime dedim ki; belki de iyi yaptım, o kişinin bir biçimde kendisiyle yüzleşmesine aracı oldum.

Sonuç olarak ben İstanbul’da doğup 48 yıl yaşadıktan sonra Bodrum’a yerleştim. Zor bir karar tamam, ama yapılabiliyor işte. Ben yaptım. Bodrum’u veya güneyde başka bir yeri çok seven ve oraya yerleşmek isteyenler neden yapamasın? Herşey kafada bitiyor. Kalıpları kırmaktan geçiyor. Yaşanılan hayatı sorgulamaktan ve karar vermekten geçiyor.

Birgün gelirseniz görüşürüz...

4 yorum:

  1. daha önce İstanbul'da yaşayıp da Bodrum'un bir beldesine yerleşmiş birinden tüm tüyoları alabilmek bir nimet... hiç bir detayı atlamadan bilgilendirmeniz açıkcası bizim çok işimize yarıyor... nasipse birkaç ay içinde İstanbul'un karmaşa ve kargaşasından paçamızı sıyırıp oralarda bir yerlere yerleşme niyetindeyiz... bu süreçte blogunuz bizim rehberimiz oldu...
    tekrar teşekkürler...

    YanıtlaSil
  2. İyi ki başlamışsınız bu yazılara,her yazı benim için öyle aydınlatıcı ki.Sayenizde memleketimi daha çok sevdim ve oraya dönmek için daha çok can atar oldum.Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  3. Merhaba,
    Geçen yıl emekli olduktan sonra Bodrum- Turgutreis'e yerleşenlerdenim. Zaten her sene tatile geliyordum. Emekli olunca da fırsatı kaçırmak istemedim. Çok mutluyum :) aldığım her nefese şükrediyorum burada... Sabahları deniz kenarında spor yapmak,her gün yüzmek harika bir duygu... Dediğiniz gibi Eylül ayı muhteşem oluyor:) Yazlıkçılar gidince bir soluk alabildik. Sakinledi her yer. Restaurantlar da daha iyi hizmet alabiliyorsunuz.
    Blogumda ben de ara ara yazıyorum.Fotoğraf ekliyorum.

    YanıtlaSil
  4. Merhaba Serdar Bey,
    Öncelikle bu blog için çok teşekkürler. Ben İstanbulda doğmuş,ailesinin bir kısmı Bodrumlu bir kısmı Rizeli, 27 yaşında bir Bodrum aşığıyım. İstanbul keşmekeşinden hiç hazetmeyen biri olarak soluğu her fırsatta Şile'ye kaçarak alıyordum yıllardır..Bir nimet olarak bana büyüklerimden Bodrum'da bır arsa kalmış ve bu yaşıma kadar oraya yaşayabileceğim mütevazı bir ev yaptırabilmişim.

    Artık aynı havayı solumamıza birkaç ay kaldı. Her geçen gün bu kadar yaklaşmış olmak beni daha da heyecanlandırırken, bugün bu bloga rastlamak beni iyiden iyiye havaya soktu. Burada istifamı verdikten sonra 1 ay nasıl dayanacağım hiç bilmiyorum.

    İçinde doğa sevgisi olan ve bu tip bir hayata özlem duyan herkesin, önündeki "olmayan" duvarı yıkabilmesi adına büyük bir etki blogunuz.

    Tekrar teşekkürler..

    Erdem Kutlu

    YanıtlaSil