Yıllar önce Bodrum'a, ardından on dört yıl sonra da Gökova'ya göçen bir İstanbullunun gözünden, Glaros adındaki yelkenli teknesiyle yaptığı seyirler, bu coğrafyadan, Ege koylarından ve karşı adalardan hayatına dair notlar.
Bodrum'da bayram bayram üstüne
Bağlantıyı al
Facebook
X
Pinterest
E-posta
Diğer Uygulamalar
-
Geçtiğimiz hafta hem Kurban Bayramı hem Cumhuriyet
Bayramı birbiri ardına gelince, arifeden önceki iki günü izin olarak
kullananlar da olunca dokuz güne çıkan tatil nedeniyle Bodrum doldu. Burada
yazlık evleri olanların büyük çoğunluğu gelmiş olmalılardı ki koylardaki tatil
evlerinin bulunduğu siteler ışıl ışıldı. Ayrıca Bodrum Cup yarışlarının aynı
tarihe denk gelmesinin de mutlaka bir etkisi olmuştur. Sonuç olarak geçtiğimiz
hafta boyunca Bodrum yazın son günlerini yaşadı denebilir. Yollar kalabalık, çarşı
hareketli, meyhaneler neşeli, Küba, Helva gibi kulüpler sabaha kadar açıktı.
Hal böyle olunca İstanbul’dan dostlar geldiler. Araya
bayram ziyaretleri girdi. E tabii, benim valide ve kardeşim burada
yaşadıklarından benim de bir kapılık da olsa bayram ziyaretim oluyor.
Akyarlar'da bayram ziyaretimden... Burada ziyaret böyle oluyor
Hava birkaç gün oldukça durgundu, sabahları pusluydu
Arife günü Kos üzerinde bulutlar
Hava genel olarak tatile gelenlere iyi davrandı. Bir
iki gün kapadı ama kalan günlerde denize girilebildi. Bodrum’un içindeki
sahiller doluydu. Ben artık kendimi iyice buralı hissettiğim için mi nedir, eskisi
gibi illa denize girmem lazım diye kendimi kastırıp sahillere atmıyorum.
Bilirsiniz, Bodrum’lular öyle hergün denize girmez. Hatta yıllardır
girmeyenleri biliyorum. Hani hep deniz burada, yanı başımda, nasıl olsa girerim
duygusu. Ya da bütün yaz boyunca neredeyse hergün girmenin verdiği bir rehavet.
Son iki günkü kuvvetli lodos tatilcileri kaçırmış olabilir. Belki Bodrum hadi
artık gidin mesajı verdi, bilemiyorum.
Bayramda Paşatarlası'nda güneşlenenler
Kediler balıktan dönen balıkçılarla bayram ettiler
Geçen hafta pazartesi günü Mahmut Kaptan’ı açtık.
Bundan bir önceki yazıda detaylarını yazmıştım. Kaptan meyhanesini açınca bizim
için kış programları başlar. Marinadan Halikarnas’a kadar akşam yürüyüşleri,
bazı günler dönüşte kapıdan da olsa Kaptan’a bir uğramalar… Ortalık iyice sakinleşince
bizim için de buranın en iyi zamanı başlar.
Bayramların Bodrum’da kendine özgü bir havası oluyor.
İlk gün geleneksel olarak ziyaretler yapılıyor. Yollarda bayramlıklarıyla
gezinen veletler işin en renkli tarafı. Nişanlı ya da henüz evlenmişlerin
aileleriyle sıkıcı gezmelerini de göz ucuyla izliyorum.
Mahmut Kaptan'ın açılışındaki kadromuz
Deniz Feneri'nde bayram yemeğinden
Deniz Feneri'nden
Mahmut Kaptan'dan
Berk Balık'tan
Berk Balık'tan
Berk Balık
Berk Balık'tan Hüsnü Baba sabah kıraatında
Dün akşam bayramın son kadehi... Mahmut Kaptan'da
Bayram tatili başlamadan hemen önceki haftasonu
Datça’daydım (Bu geziyi de iki yazı önce anlatmıştım). Döndükten sonra hızlı
şekilde bayram tatili programına başladık. Gelen, giden, orada yemek, burada
müzik… derken bazı geceler evde kitap, müzik ile dinlenmeler (ki ertesi günkü
tempoya hazırlıklı olmak gerek, o yüzden arada dinlenmeli). Kimi dönerken
ertesi gün başka diğer dostlar geldi. Ve nasıl olduğunu pek anlamadan süratle
tatil bitti.
Mahmut Kaptan'ın açılış gecesinden
Mahmut Kaptan'dan
Kaptanın kendisi
Deniz Feneri'nde ahtapot salatası
Deniz Feneri'nden Murat abiyle bayramlaşma
Bayram misafirim. Komşunun tavuğu... ama kaz gibi görünmüyor
Sabahları sokaklar yine boştu
Arada evde sakin akşamlar geçirdim, ki ertesi güne hazır olabileyim
Gece, sessiz Bodrum ara sokakları
Bahçedeki begonviller hızla yapraklarını döküyorlar
Sakin bayram sabahların kahvaltısı
Dün akşam ise malum 29 Ekim günüydü. Bu konuda konuşmak
istediklerim var; Önce şunu söylemeli, çocukluğum Atatürk’ü seven bir ailede
geçti. Rahmetli babam sıkı Atatürk çocuğuydu. Hem onun aşılaması, hem ilkokulda
aldığım eğitim bende de bir Atatürk sevgisi oluşturdu. Ama sadece kuru,
kulaktan dolma sevgiden söz etmiyorum. Merak edip Atatürk ile ilgili çok kitap
okudum. Nutuk, Tek Adam, Lord Kinros’un anıları buna dahil. Cumhuriyetin
kuruluşunu ve ilk yıllarını farklı kişilerin farklı bakış açılarından,
anılarından da okudum. Bunu şunun için söylüyorum, Atatürk’ü mitleştirenlerin
de yere vuranların da en az benim kadar bu konuda kitap okulamalarını beklerim.
Ancak iki tarafın söylediklerini duyunca sakin ve sağlıklı düşünmedikleri
kanısına varıyorum.
Zaman içinde gelişen dünya şartları ışığında,
cumhuriyetin demokratik yapısının sorunlu olduğunu gördüm. Ama bunu şimdiki
koşullarda değerlendirebiliyorum. O zamanki koşulların durumu çok farklı. Bu
blogun amacı bu gibi konuları yazmak olmadığından kısa geçiyorum. Sadece özetle
düşüncelerimi anlatmak istedim.
Küba Bar her Cumhuriyet Bayramında olduğu gibi kocaman bayrağını asarken
Yürüyen yürümeyen bayramı gerçekten coşkuyla kutladı
Yürümekten yorulmuş teyzemiz. Bu kadının bu yaşta niye yürüdüğünü Ankara'daki kafalar nasıl anlar bilmem
Başkan Kocadon sahnede Atatürk ve silah arkadaşlarına teşekkür ederken
Helva'da eller havaya... bu sefer Cumhuriyet için
Bu girişten sonra şunu söylemeliyim; bugüne kadar hiç bir
Cumhuriyet Bayramı yürüyüşüne katılmadım. Bu Cumhuriyeti önemsemediğimden
değil, artık milli duygularımın yirmi otuz yıl öncesindeki gibi güçlü
olmadığından veya bu ülkeyle ilgili iyi şeyler düşünmediğimdendir. Milli
duygularımın erozyona uğraması için yeterince olay yaşandı bu ülkede. Şöyle de
diyebilirim; Ege dışındaki bölgeler artık beni ilgilendirmiyor. Oralar ayrı bir
ülke olsa umursamam. Yani bölünmez vatan toprağı gibi deyimler benim için
hamasetten öte anlam ifade etmiyor, ilgilenmiyorum. Ama bu Cumhuriyet
bayramında hükümetin tutumu benim bile bardağımı taşırdı. Asla hiçbir kararını,
dünya görüşünü, üslubunu, üyelerinin kişiliklerini beğenmediğim, uygun
bulmadığım iktidar görüşünün Cumhuriyet bayramına karşı tutumuna, yasaklama
zihniyetine sessiz kalmanın doğru olmadığına inandım. Sonuçta dört yıldır tam
zamanlı Bodrum’da yaşıyorum ve dün burada yaşadığım dördüncü 29 Ekim töreniydi.
İlk üçünde Neyzen Tevfik Caddesi’nin kıyısındaki mekanlardan birinde oturur,
kortej önümüzden geçerken ayağa kalkıp izlerdik. Tanıdıklara el sallardık
falan. Bu sefer ben de yürüyüşe katıldım çünkü bir tepki göstermek gerekiyordu.
Böyle düşünen bir ben değilmişim. Geçen yıllardaki kalabalğın en az yirmi misli
bir kalabalık vardı. Kesinlikle abartmıyorum. Kortejin başı Belediye meydanına
vardığında sonu Tepecik camiine varmamıştı. Bilenler için bu mesafe bir şey
ifade ediyordur. Kilometre cinsinden söylemek gerekirse birbuçuk kilometre
vardır herhalde. Bodrum için önemli bir kalabalıktan söz ediyorum. Bazı haber
sitelerinde yirmibeşbin kişi telaffuz ediliyor ama biraz abartı gibi geliyor.
Her ne kadarsa, sonuçta önemli olan şuydu; Dün civar koylardan minibüslerle
Bodrum’lular merkeze, yürüyüşe katılmak için geldiler. Kelimenin tam anlamıyla
yediden yetmişe her yaştan insan vardı. Bebek arabasıyla gelen de gördüm,
yorulup kenardaki iskemleye oturan yetmiş yaşını aşkın kadın da. Önden giden
üstü açık araçta yorulmadan koca bayrağı sallayan adam en az
yetmişbeşlerindeydi. Özetle, tüm Bodrum’lu sadece Cumhuriyete ve Atatürk’e
sahip çıkmadı, hayat tarzına müdahale edeceklere karşı çıktı. Siz benim neyi
nasıl kutlamam gerektiğine karar veremezsiniz dedi. Şurası kesin ki AKP Ankara
için yaptıklarını yapmasaydı biz burada bu kadar kalabılk bir araya gelmezdik.
Baskı karşıtını doğurur, bu kaçınılmaz. Dün bir dönüm noktası gibi geldi. En
azından Bodrum için. İşim politika değil burada durayım. Ha unutmadan… Bizim Bodrum
belediye başkanı Kocadon yine törenlerin yasaklandığı geçtiğimiz 19 Mayıs’ta
elinde bayrakla belediye meydanındaydı. O geceden on gün sonra belediyenin
karşısındaki camiden cuma namazı için gelen cemaat dağılırken, onların
arasından elleri kelepçelenerek geçirilmiş, güya itibarsızlaştırılmak
istenmişti. O zaman burada 19 Mayıs’ın intikamını alıyorlar denmişti. Şimdi
artık yeniden görevinin başında. Ve dün akşam, yine elinde bayrakla, üstünde
kırmızı bir montla kurulan sahneye çıkıp, Atatürk ve silah arkadaşlarına teşekkür
etti. Tıpkı 19 Mayıs’ta yaptığı gibi.
Bu notlarımı, geçen yıl 29 ekim için yazdığım yazıdan
bir alıntıyla bitirmek istiyorum. Çünkü değişen bir şey yok… durum aynı. Ama
enseyi karartmak yok tabii.
Bodrum halkı her zaman aydınlıktan yana, Cumhuriyetin
değerini bilen, bilinçli bir kitledir. Onun için burayı ele geçirmek isteyenler
çok numaralar çeviriyorlar. Onların buradaki ilçe başkanı uzun saçlı bir
arkadaş mesela. Konya’nın bir ilçesinde bu tipte bir başkan olması mümkün
değil. Yani her yere göre bir tip buluyorlar. Yerseniz. Oysa burayı ele geçirseler
ne olacak? Gün batımında rakı içmeyen, balık yemeyen, bu hayatın tadını
ıskalayıp öte tarafı düşünen zihniyet burada ne yapacak ki? Bodrum’un yüzü
batıya dönüktür…
Elinize emeğinize sağlık, güzel bir yazı olmuş ilgi ile takip ediyorum. Ancak neden hiç Marmaris'i yazmıyorsunuz ben orasını çok özlüyorum. Kesinlikle haklısınız yazın aylarca denize girmiyor Muğla'lı, tanıdıklarım var, hatta söylediğiniz gibi yıllarca girmeyenleri biliyorum. Bu arada yeri gelmişken, bu güzel fotoğrafları ne tip bir makine ile çekiyorsunuz bilmek isterdim.
Geçmiş kurban bayramınız ve cumhuriyet coşkunuz kutlu ve de mutlu olsun.
Merhaba, ilginize teşekkür ederim. Marmaris'i yazmama nedenim orada hiç bulunmayışım. Selimiye, Datça veya Bozburun'a giderken geçtiğim bir yer benim için. Marmaris'in çevresini çok seviyorum ama içi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Fotoğrafları bazen Linux marka bir digital kamerayla, bazen de iPhone ile çekiyorum.
İşin aslı yaşadıklarımız söylenenlerle muteber doğru çıkmaya devam ediyor. Senelerdir giderim sizin gibi tam zamanlı yaşayan pek çok dostumuz ve Muğla / Marmaris yerlisi ailem var.
Onlarda hep söyler Muğla'nın yerlisi Bodrum'u sevmez hazetmez, Bodrum'u sadece İstanbul'lular sever diye. Yorumunuzdan bunun doğruluğunu sezinliyorum.
Muğla'lılar için haftasonları günübirlik Gökova uzun tatilcileri içinse Marmaris ve etrafı öncelikli tercihtir. Bunu herzaman bizzat yaşadım, yaşıyorum. Ancak eminim ki sizin güzel yazılarınız benim gibi bir çok kişiye Bodrum'uda sevdirmiştir diye düşünüyorum.
Fotoğraflarınızı Nikon veya Canon gibi profesyonel makinalarla çekitğinizi düşünüyordum. Siz Iphone deyince gerçekten çok şaşırdım. Çok başarılılar.
Ülkemde böyle Aydin Insanlarin korkusuzca yazabilmeleri güzel.... Ve benim Böyle bir insanla Bilgisayar arkasindanda olsa tanismis olmam dahada güzel.... Belkide bazi Gezi veya anilarinizi sizden dinlemekte mümküün olur ??
Bu girişi yapmak zorunda kaldım çünkü benden kişisel tatil programlarını yapmamı bekleyenler, rezervasyon konusunda yardım isteyenler, kalmayı düşündükleri tesisleri yazıp hangisinde kalalım diye soranlar o kadar çoğaldı ki, tümüne birden cevap yazamadığım için buraya yazıyorum. Anlayışınız için teşekkür ederim. Bu yazı benim gözlemlerimi anlatıyor. Yani kişisel tercihlerime göre yazdım. Buraya yazmadığım konularda bilgi sahibi değilim. Ve lütfen kişisel tatiliniz için benden güzergah, yemek mekanı, bölge vb. talep etmeyin. Veya "nerede kalalım?" veya "çocuğumla geliyorum, kum nerede iyidir, deniz Mayıs ayında soğuk mudur?" gibi sorular yöneltmeyin. Bildiklerim yazdıklarımdan ibaret. Bu sorulara cevap veremeyeceğim. Şimdi yazıya başlayabilirim... Diyelim tatilinizi Bodrum’da geçirmeye karar verdiniz. İlk söyleyeceğim, keşke Haziran ayında gelseydiniz. Ama artık çok geç. Yıllık izninizi Temmuz ve Ağustos aylarında kullanmak zorundaysanız kalabalığı göze alıy...
Zaman geçtikçe, çok okunan yazıları güncellemem gerekiyor. Bu yazı da onlardan biri. Daha önce eklediğim bu kısa girişe bazı eklemeler yapmak istiyorum. Bu yazıyı yazdığımdan bu tarafa altı yıl geçmiş. Bu süre içinde Bodrum'da neler değişti? Gözlemlerimi buraya aktarmam gerekiyor çünkü "iş" konusunda çok soru alıyorum ve durum bu yazıyı yazdığım günlere göre çok kötü. Öncelikle şunu belirteyim; Bodrum altı yıl içinde hızla bozuldu, kalabalıklaştı, düzensizleşti. Bodrum şu sıralar İzmir'den sonra en çok göç alan ikinci yer. Ama ne bu kalabalığı kaldıracak alt yapısı var, ne doyuracak iş fırsatı var. Buranın ekonomisi ağırlıklı olarak turizm ve inşaat ile döner. Eğer kendi işinizi -evinizden bilgisayarla- yapabilecekseniz sorun yok. Ama iş arayacaksanız işiniz çok ama çok zor. Çünkü Bodrum'da şöyle bir kural var: Burada ücretler Bodrum işi, kiralar İstanbul işi. Ben göçtüğümde kiralarda üst sınır 1.000-1.200 TL civarıydı, bugün 3.000-4.000 TL lafl...
Yeni Giriş Notu: Bugün 4 Mayıs 2021 Salı. Aşağıdaki yazıyı yazdığımda Bodrum'a yakın zamanda yerleşmiş, buranın nimetlerini paylaşmayı seven biriydim. Yazıyı, insanların aklında hayatlarını değiştirme fikri varsa buna destek olmak amacıyla, naif duygularla, açık yüreklilikle yazmıştım. Aradan geçen zaman fikirlerimi değiştirdi maalesef. Çünkü Bodrum'a hayatını değiştirmek değil Bodrum'u değiştirmek isteyenler gelmeye başladı. Bu insanları sevmedim. Kıyıları, tepeleri, boş buldukları her araziyi betona çeviren insanlardan, buralara gelenlerden, Bodrum'un yapısını, kimliğini bozanlardan tiksindim. Bu nedenle benim için artık Bodrum'da nereye yerleşilir diye bir konu yok. Bana nereye yerleşelim diye soranlara cevabım; Bodrum'a yerleşilmez. Bu kadar abur cubur kalabalıkla, burayı şehire çeviren, buranın halkına tepeden bakan, hazımsız, sonradan görme, Bodrum'u ve Ege'yi anlamayan, Halikarnas Balıkçısı'nı restoran sanan bu kitleyle bir arada olmak, tara...
Merhaba Serdar Bey,
YanıtlaSilElinize emeğinize sağlık, güzel bir yazı olmuş ilgi ile takip ediyorum. Ancak neden hiç Marmaris'i yazmıyorsunuz ben orasını çok özlüyorum. Kesinlikle haklısınız yazın aylarca denize girmiyor Muğla'lı, tanıdıklarım var, hatta söylediğiniz gibi yıllarca girmeyenleri biliyorum. Bu arada yeri gelmişken, bu güzel fotoğrafları ne tip bir makine ile çekiyorsunuz bilmek isterdim.
Geçmiş kurban bayramınız ve cumhuriyet coşkunuz kutlu ve de mutlu olsun.
Sevgilerimle
Merhaba, ilginize teşekkür ederim. Marmaris'i yazmama nedenim orada hiç bulunmayışım. Selimiye, Datça veya Bozburun'a giderken geçtiğim bir yer benim için. Marmaris'in çevresini çok seviyorum ama içi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
SilFotoğrafları bazen Linux marka bir digital kamerayla, bazen de iPhone ile çekiyorum.
Merhaba Serdar Bey,
Silİşin aslı yaşadıklarımız söylenenlerle muteber doğru çıkmaya devam ediyor. Senelerdir giderim sizin gibi tam zamanlı yaşayan pek çok dostumuz ve Muğla / Marmaris yerlisi ailem var.
Onlarda hep söyler Muğla'nın yerlisi Bodrum'u sevmez hazetmez, Bodrum'u sadece İstanbul'lular sever diye. Yorumunuzdan bunun doğruluğunu sezinliyorum.
Muğla'lılar için haftasonları günübirlik Gökova uzun tatilcileri içinse Marmaris ve etrafı öncelikli tercihtir. Bunu herzaman bizzat yaşadım, yaşıyorum. Ancak eminim ki sizin güzel yazılarınız benim gibi bir çok kişiye Bodrum'uda sevdirmiştir diye düşünüyorum.
Fotoğraflarınızı Nikon veya Canon gibi profesyonel makinalarla çekitğinizi düşünüyordum. Siz Iphone deyince gerçekten çok şaşırdım. Çok başarılılar.
Gözünüze / Kaleminize Sağlık
Sevgilerimle
Ülkemde böyle Aydin Insanlarin korkusuzca yazabilmeleri güzel....
YanıtlaSilVe benim Böyle bir insanla Bilgisayar arkasindanda olsa tanismis olmam dahada güzel....
Belkide bazi Gezi veya anilarinizi sizden dinlemekte mümküün olur ??