Bayramlar yaza denk gelirken benim de Bodrumlu hayatım başladı.
İlk bir iki yıl yaz sonuna gelen bayramlarda Bodrum çok kalabalık olmuyordu.
Ama sonra önce Ağustos, derken Temmuz ayına denk gelince ortalık karıştı. İki
yaz önceki bayramda -o zaman henüz yazları Yalıkavak’ta geçiriyordum- arife
gününden başlayan konvoyu görünce son bir umut olarak Faralya’daki Beyaz
Yunus’u aramış ve şansımız yaver gitmiş yer bulmuştuk da derhal Bodrum’dan
kaçmıştık. Biz Bodrum’dan çıkarken karşı yönden işgal kuvvetleri gibi akın akın
gelen araçları görünce ne kadar doğru bir karar verdiğimizi anlamıştık.
Düşünsenize, Yalıkavak’ta Sait’te boş masa, iskemle kalmamış insanlar bir sehpa
ile tabure verin razıyız kıvamına gelmiş diye anlattılardı. Aynı günlerde biz
Beyaz Yunus’un koca arazisinde sadece 15 kişi görüyorduk.
 |
Konvoy |
Bu bayram Bodrum’da kalmaya karar verdim. Son dönemde her ayın üç
hafta sonunu Datça, Fethiye, Urla, Kıbrıs, İstanbul gibi seyahatlerle geçirmiş
biraz evde oturmak istemiştim. Bayram tatili de dokuz güne çıkmadığı için bir
ölçüde makul kalabalık olur diye düşünmüştüm. Hem de biraz bahçenin tadını
çıkarayım istemiştim. Hani hiç bir şey yapmadan, yatay seyir halinde bir tatil fena olmazdı. Ayrıca geçen yıllarda sözünü ettiğim Faralya’daki tesis el
değiştirmiş, odalara çok lazımmış gibi jakuzi filan yapılmış, bizim taze sebze
yediğimiz bostana daha büyük havuz yapmışlar... yani tadı kaçmış. Tabii benim
için tadı kaçmış, bir çok insan için ‘vauuvv yıkılıyor’ denecek hal almıştır o
başka. Zaten bir çok konuda sorun da buradan çıkıyor ya. Ben buralara kaçıp
hayatımı sadeleştirmeye çalıştıkça birileri gelip benim hayatıma müdahale
ediyor. Paranın yarattığı problemlerden, çevreye verdiği zarardan kaçış yok.
Bir süre kaçıyorsunuz, sonra orası da paraya teslim oluyor. Mesela
balıkçılarıyla bilinen köy kıvamında taşındığım ve yaşamaktan mutlu olduğum
Yalıkavak’tan, marina adı altında AVM yapılınca, paralı görgüsüzler gelmeye
başlayınca kaçmam gibi. Yanlış bir izlenim vermek istemem, para sahibi
görgüsüzdür demek istemiyorum. Buralara gelenler parayı son yıllarda gören,
görgüsüz tayfa, bunu anlatmak istiyorum.
 |
Bayramdan önceki cuma günü sabah yüzerken İstanbul'dan arkadaşım Didem ile toslaştım |
 |
Pazar günü Hasan Motel'deydik. Nükhet ile biralarken... |
 |
Bayramda iki sabah erkenden yine ofisin altındaki Giritli Teyze'den denize girdim. Tatilciler uyanmadan... |
 |
Cuma akşamı girdiğim evden pazar öğlen çıktım. İyi bir dinlenme oldu |
 |
Begonvilleri budadım falan... |
 |
Evin verandasında yatay seyir halleri |
 |
Bayram sabahı kalkar kalkmaz gördüğüm... |
 |
Ekmeksiz hayatımda beşinci ayı bitirdim |
 |
Cuma pazarında köylülerden aldığım yumurta, tulum peyniri ve bahçeden topladığım kekik ile yumurta... |
 |
iPad ve okuduğum kitabı bahçede yanımdaki doğal sehpaya koyunca bir an zaman kaymasını fark ettim. Taş 2400 yıl önceye ait. |
 |
Giritli Teyze'nin de gölge ve serinlik yapan iki kocaman okaliptüs ağacı var |
 |
Dün Bodrum yine çok güzeldi |
 |
Cumartesi akşamı bahçede geçirdiğim sakin bir akşamdı |
 |
Bahçeye ektiğimiz domatesleri toplamaya başladım |
Herneyse, bayramda başımıza ne gelecekse gelsin Bodrum’dan
ayrılmayacağım dedim ve bayramı karşıladık. Cumartesi günü Bodrum’a gelen araç
konvoyunu görmeniz lazımdı. Trafik Torba’dan sonra Yalıkavak-Ortakent sapağına
kadar milim milim ilerliyordu. Köprü traiğini hatırladım. Kışın üç veya beş
dakika, yazın onbeş dakika süren etabı kırkbeş dakikada alınca bayram boyunca
arabayı eve bırakmaya, merkezden dışarı adım atmamaya karar verdim.
Gümüşlük’te, Yalıkavak’ta İstanbul’dan tatile gelen arkadaşlarım vardı ve hiç
biriyle görüşemedim. Merkezden ayrılmayı gözüm yemedi. Ancak buraya, yani
merkeze gelenlerle görüşebildim.
 |
Bayramın ilk günü tabii ki anne ziyareti yapıldı. Kardeşim Sena ile annemin Turgutreis'teki evindeyken |
 |
Kuzen Hakan Atala da bayramda annesi için -yani halam için- Akyarlar'daydı. İlk akşam aile yemeği yapıldı |
 |
Arife akşamı Gemibaşı'nda kuzenimin oğlu Mert ve eşi Burcu ve de Nükhet, Aytül, Havva ile beraberdik |
 |
Akyarlar |
Biliyorsunuz bizim burada bir çetemiz var. Benim “çete” dediğim
sıkı dostlarımdan söz ediyorum. Yaz kış burada yaşayan ve buraya başka
yerlerden göçüp gelenleriz. Ağırlığımız İstanbul göçmeni. Burada 20 yılını
bitiren olduğu gibi henüz bir yılını tamamlamayan da var. Ama zaten bir
bölümümüz İstanbul’dan tanışıyoruz. Benim arkadaşımın arkadaşı da buraya
yerleşiyor ve hop ortak bir çok tanıdık çıkıyor falan. Her zaman dediğim gibi,
Bodrum’un kışını yaşamayan Bodrum’un tadına varmamış demektir. Kışı çok
farklıdır ve yaz ile ilgisi yoktur. Hele bayram haliyle uzaktan yakından
bağlantı kuramazsınız. Ve kışın biz bize kaldığımız dönem bu sıkı dostluklar
daha da sıkılaşıyor. Çünkü yazın dağılabiliyoruz. Gelenimiz gidenimiz oluyor.
İstanbul’dan ya da başka şehirlerden gelen dostlarımızla ilgilenmemiz
gerekebiliyor. Ama eylül ayının yarısı geçti mi yine birbirimizi daha sık
görmeye başlıyoruz. Kış bastı mı da zaten bizden başka pek kimse kalmıyor. Yani
benim en sevdiğim dönem başlıyor.
Bu sıkı dostlukları kurmak zor gelmiyor insana. Eğer insanlarla
iletişim kurmada sorununuz yoksa tabii. Nedenine gelince; buraya yerleşenlerin
hayata bakışlarında bir çok ortak nokta var. Bu ortak noktalar bizi
birbirimize yakınlaştırıyor. Hayatın anlamını aynı perspektiften değerlendirdikçe
benzer frekansları tutturmak zor değil. Bu konuda daha uzun yazacağımdan
şimdilik kısa geçiyorum. Bir genelleme yapmam gerekirse, hayatı daha basit
yaşamak, stresten uzak durmak, bizi yoran insanlardan, işlerden, konulardan
uzaklaşmak hatta ilişkiyi kesmek. Daha yalın yaşamak. İnsana, çevreye, doğaya..
kısaca hayata daha özenli yaklaşmak dersem yanılmam herhalde. Buna uyum
sağlayamayan da oluyor ve kendiliğinden eleniyor. Bu hasletlere sahip
olmayanlar kısa bir süre sonra açığa çıkıyor. Belki geçmişteki
tezgahtarlığımdan kalma, belki hocalık dönemimde çok genç, meslek yaşantımda ise çok beyaz yakalı tanımaktan geliyor olsa gerek, insanları daha kolay değerlendirebildiğimi,
verdiğim notların genellikle isabetli olduğunu düşünürdüm. Ancak burada yaşamaya
başladıktan sonra biraz saflaştığımı görüyorum. Hadi naiflik diyeyim. Arada hadi
canım yok artık dediğim yanılgılara düştüğüm oluyor. Buraya yerleşenler olarak
bizim çete elemanlarının en önemli ortak noktası buraya gelirken egolarımızı
yanımızda getirmemiş olmamız. Bir nedenle geçenlerde bu konuya değinmiştim.
Yine o noktaya geldim. Burada kimin ne olduğunun bizim için önemi yok. Yani
mesela soyadının hükmü yok. Veya geçmişte ya da halen meşhurmuş, değilmiş
umurumuzda değil. Bize, diğer insanlara, garsona, esnafa nasıl hitap ettiği,
nasıl davrandığına bakıyoruz. Kimsenin egosunun hükmü yok demeye getiriyorum. Kimsenin
kendini önemli görmesinden hoşlanmıyorum. Bırak o önemi sana biz verelim. Sana
değeri insanlar biçsin. O yüzden buraya yerleşmeye karar vermek ciddi bir
kişisel dönüşüm istiyor. Bunu yapmayanlar yok mu? Var tabii. Buraya
yerleşenlerin hepsi bizim çete gibi değil. Kendi küçük egolarıyla küçük
dünyalarını yaşıyorlar. Bunlarla karşılaştığımda konuyu hiç uzatmıyorum. Bir
daha da görüşmüyorum. İlk geldiğimde İstanbul alışkanlığıyla –yani temelde
nezaketten değil- katlanıyordum. Çünkü İstanbul’da katlandığım çok insan vardı.
Burada kimseye katlanmıyorum. Bu da bana çok iyi geliyor. Burada görüştüklerim
gerçekten beraber olmak istediğim için beraber olduğum insanlar. Böyle olunca
hayat çok güzel. Dostluğun anlamı da başka.
 |
Salı akşamı Ahmet'in doğum günüydü. Çetenin elliler kulübü üyesi Ahmet 51'i bitirdi... Zazu'daydık.
Fiona, Hakan, Çisem, Simten, Nükhet, Cenk, ben, Selçuk ve Ahmet... |
 |
Ahmet, Seda, Havva ve Simten |
 |
Ahmet ve Havva |
 |
Ahmet ve Seycan ile |
 |
Havva ile |
 |
Seda bayramla gelen sürpriz oldu... |
 |
Simten ve Selçuk |
 |
Havva ile |
Nereden geldik bu konuya? Bayramın ikince günü benim ofisin
altındaki Giritli Teyze’de beyaz yakalı bir istanbullu olduğu her halinden
belli otuzları süren biri garsonu çağırdı ve elindeki telefonu, garsonun yüzüne
bakmadan ‘şunu şarja koyar mısın?’ diyerek verdi. Bu tiplere artık tahammülüm
yok. İstanbul’da çok sık karşılaştığım ve tahammül ettiğim bu tarz insanlar o
kadar hayatımdan çıkmışlar ki, arada görünce sinirleniyorum. Hani bana yapmış falan da değil ama o garsonlar
bizim arkadaşımız. Bütün kış burada beraberiz. Hizmet aldığı insanları
küçümseyenlerin büyük bölümü iş hayatında üstündekiler tarafından aynı şeye
maruz kalıyor olmalılar. İnsanları maaşıyla, birikimiyle değerlendirenlerin bir
gün aynı tavırla karşılaşacak olmaları kesin. Bu da işin başka tarafı.
Konu nereden nereye geldi ama blog sohbeti de biraz böyle bir şey
değil mi? Şunu yazacağım diye başlıyorum sonunda başka yerden çıkıyorum.
 |
Gemibaşı üstü New-Old... Nükhet ile |
 |
New-Old |
 |
New-Old'da çok eğlendiren dj Mustafa Yeşildağlı |
Bizim çetenin temel insanları bayramda buradaydı. İlk bir iki gün
misafirler, aile yemekleri derken çok bir araya gelemedik ama buluşma
mekanımız Zazu’da kısa da olsa birbirimizi gördük. Dün akşam kadim dost Ahmet’in doğum günü
için Zazu’daydık. Bugünü de pazar günleri gittiğimiz Yalıçiftlik’teki Hasan’ın
motelinde geçirdik. Orası tam bizim için. Bir kere Türkbükü, Yalıkavak gibi
sözüm ona sosyetenin geldiği bölgede değil. Tam tersine, köy. Bildiğiniz köy
içinden geçilerek gidiliyor. İkincisi, ‘beach’ değil. Kapıda Ferrari beklemiyor. Yakası kalkık polo tişört giyenler yok. Çakıl taşlı sahili olan
ama şahane de denizi olan bir yer işte. Hani her yıl gelen müdavimleri olan
motellerden biri. Hiç iddialı mutfağı yok ama belki yarımadanın en iyi patates
kızartmasını burası yapıyor. Anne patatesi dediğimiz tür. Sıcak sıcak
kızarttığı biber, kabak ve patlıcanların üstüne sarımsaklı yoğurt ve domates
sosla getirdiği tabakları bitirmemiz iki dakika sürmüyor. Ilgın ağacının
altındaki şezlonglara konuşlanıyoruz. Sonra yavaş yavaş acıkan set üstündeki
masaya geçiyor. Tabii o da ılgın altında. Doğal gölge ve serinlik yapan bu
ağaçlar bir nimet. Derken biralar, rakılar açılıyor. Ben gündüz içki içmem, en
fazla bir veya iki şişe birayla altı saati geçiriyorum. Ama sohbet, mavra
içkiyi aratmıyor. Zaten çete elemanları rakıyla kafayı bulmaya başlayınca
onlarla yapılan gırgır için içmeme gerek yok, böylesi daha iyi. Derken denize
girip sıfırlayıp tekrar masaya dönmeler, arada uyuklamalar filan, ortalık hep
hareketli oluyor. Ne güzel ki bulunduğumuz yerden kahkaha hiç eksik olmuyor.
Şakalar, takılmalar... derken gün batımına doğru ben eve dönüyorum. Çete bazen
güneş battıktan sonra denize girip öyle kalkıyor. Bugün Çarşamba ama öyle bir Pazar
taklidi yaptı ki bana şu anda hala Pazar gibi geliyor. Çünkü Pazar ritüelimizi
bugün yaptık.
 |
Bugün Hasan Motel'deki masamızdan. Selçuk, oğlu Ali, Hakan Girgin, Hilal, Cenk kadraja girenler |
 |
Hakan ve Nükhet |
 |
Masaya Fiona dahil olmuş. En başta da Kadri oturuyor |
 |
Hasan Motel'i bayağı benimsedik. Ev düzeni kuruyor gibiyiz. |
 |
Pazar gününden. Aytül ve Nükhet |
 |
Kupez... |
 |
Ilgın altındayız |
 |
Anne patatesi |
 |
Yolluk rakıların üstüne yolluk bir şişe nane likörü devirdiler |
 |
Konuşlandığımız stratejik ağaç altı |
Sonuç olarak; Bodrum’da dün bir kere çarşıya indim da aşırı
kalabalığı yaşadım. Onun dışında bir günümü hiç evden çıkmadan geçirdim. Diğer
günler de en fazla Gemibaşı'nın köşesine kadar gittim. Ha bir gece de eğlenceyi
uzatıp Adamik ve New-Old yaptık ama Adamik’e girmemizle çıkmamız bir oldu çünkü
ayakta duracak yer yoktu.
Trafikle ilk gün ve bugün dışında işim olmadı. Kalabalığı
hissettim ama bana rahatsızlık vermedi, çünkü aralarına katılmadan geçtim
gittim.
Yeni insanlar tanıdım. Bayramın sürprizi de bu oldu. Ya da
hediyesi demek daha mı anlamlı olur? Hayat bize hediye vermeyi sürdürüyor da
onu anlamak ve almak için de bizim hazır olmamız gerekiyor aslında. Genellikle
de ıskaladığımız bu işte.
Sizin bayramınız nasıl geçti bilmiyorum. Biz burada tatlı tatlı
yaşadık işte. Nice bayramlara! Hep birlikte, neşeyle, sağlıkla, bereketli
zamanlar geçirelim...
Benim hayalim tam da bu anlattıklarınızla öylesine örtüşüyor ki; kim bilir bakarsınız çeteye dahil olurum bir gün, hem de yakınlarda bir zamanda diye umut ederek :)
YanıtlaSilSevgiler..
Serdar Bey herşeye rağmen dostlarınızla yine güzelliştirmişsiniz bayramı. Valla ne yalan söylim gıptayla okudum paylaşılarınızı.Gün gelir Bodrum'a yerleşmek bize de kısmet olursa çetenize
YanıtlaSilkatılmaya aday adayı olduğumu şimdiden ilan ediyorum, beni de yazın bir kenara. Bu bahane ile geçen bayramınızı kutluyor, sevgiyle, sağılıkla dostçakalın diyorum.. :)
Tatilciler Bodruma akın etti haberlerini görünce direk siz gelmiştiniz aklıma şehirden, insan kalabalığından uzak durmayı tercih ettiğiniz için açıkcası merak etmiştim ne düşündüğünüzü ,yaptığınız bu yazıyla öğrenmiş oldum teşekkürler :)
YanıtlaSilSöylediğiniz gibi hayata aynı perspektiften baktığında frekansların tutması, dost edinmek çok zor olmuyor. Ben henüz aynı açıdan baktığım bir kişi ile tanışmadım;) merakla bekliyorum. Artık kendimi anlatmakta yoruyor, anlaşılamıyorum. Bende bıraktım artık kendim ekip biçip yol kenarında tezgah açtım satıyorum. Ofis hayatına son diyeli 4 ay oluyor ve ben gerçekten çok mutluyum. Yolunuz düşerse yatağana beklerim.
YanıtlaSilBiz Bodrum'da kalabalığız, denk gelme ihtimali daha yüksek tabii :)
SilYatağan'dan Fethiye, Datça taraflatına giderken geçiyorum. Bu gezilerim de daha çok eylülden sonra oluyor, bir geçişimde size uğramak isterim. Ofis hayatınızın bitişini tebrik ederim...
merhaba Datça'dan Gül, ben 2 senedir Datça'nın Temmuz ve Ağustos'ta ne kadar çekilmez olduğunu birebir yaşıyorum, allahtan denize 50 mt. mesafem olduğundan şanslıyım, ama Orcey, Mare, My Marina Select otellerinin karşısında olduğumdan, gerek park yeri açısından bir nebze olsun rahat oluşumuz, gerekse merkeze 5 dk.lık yürüyüş mesafesinde kalmamız biraz hafifletiyor bu problemi...
SilMüstakil evde yaşamak gerçekten ayrıcalık, bahçe zaten en güzel rahatlama alanı, birkaç dost yetiyor da artıyor, zaten frekansların uyduğuyla kaynaşmak 1 saniye, gerisi ya gelir ya da hiç önemli değil...
Tüm bunlara sebep gönül zenginliği, aynen yazdığınız gibi gerisi,ego, burada bizler gibi yaşamak isteyenlerin vazgeçtiği ama vazgeçemeyenlerin de hemen fark edildiği anlamında.
Bazen bu kadar reklam yapmanızın yanlış olduğu duygusuna kapılıyorum, her zaman yazdıklarınızı geç de olsa okuyorum ama çok gereksiz kalabalıkların bir sözcükle kendilerini kaptırmalarını da fark ederek üzülüyorum, yanlış anlama olmasın sizin pozitif bakışınız ve insaniyetiniz tartışılmaz, karşı taraf beni bu duygulara sürüklüyor.
Bu sene Datça'yı terk eden pekçok kişi oldu, nedenlerini araştırdığımızda hep aynı sonuç görülüyor, tercih edilen yerde sadece yaz ayları değil, en az bir-iki kış geçirilmeli...aslında yaşadıkça kış aylarının ne kadar muhteşem olduğuna inanamıyor insan...
Her şeye rağmen tabii ki şansımızın farkındayız ve buna hep şükrediyoruz....Sevgiyle kalın.
Tadını çıkartıyorsunuz Bodrum'un.Tebrik ediyorum sizi.Fotoğraflar çok iç açıcı.Takip etmeye devam edicem.
YanıtlaSilYurt disindan gelicem oglum onyedi yasinda bodrumda tatil yapmak istiyor,, arkadslariyla birlikte onlara uygun bodrumun neresinden ev kiralayabilirim on gunluk;;;hulya,,
YanıtlaSilEğlence aradıklarını tahmin ediyorum. Bodrum merkezinde (Kumbahçe, Bardakçı gibi) yer bulabilirseniz iyi olur.
YanıtlaSilSerdar Bey,bayram kalabalığından sizin bloğunuzdaki tavsiyeleri dinleyerek kaçmays çalıştık.Giritli teyze,Hasan usta'nın yeri gibi...Memnun kaldık.Giritli teyze'de bir merhabalaşmak da güzeldi.Gerçi kafanızı biraz şişirmekti amacım ama sizin gitmenize denk geldîk.Daha sonra görüşmeyi ümit etmekle beraber annenizin yaşadığı rahatsızlık,sizi rahatsız etmememizi gösterdi.Umarım şu an daha iyidir.
YanıtlaSilAhhh Serdar Bey,neler konuşmak istiyordum;evin cephesi nasıl olsun,yaz-kış kalacağım evin konumu nerede olsun?v.s.
Merkezde kalmak istiyorum.Yazılarınız biraz ürküttü.O nedenle ev satın almaktan ziyade eşyalı bir ev tutup sevdiğim Bodrum'u denemeye karar verdim.Bir sene öylece yaşayayım diyorum.Olmadı bir sene daha deneyeyim diyorum.Sanırım bu denemeler kararımı çabuklsştırır.Bodrum'u seviyorum ve evimde gibi hissediyorum.Nefes alışım daha farklı.Bu nasıl bir delilik anlayamıyorum.O ara sokaklarda dolaşırken ki beni bilemiyorum anlayabilir misiniz?Sanırım anlarsınız.Yol gösteriyorsunuz.Teşekkür ederim.Kış yaklaştıkça size sorularım artacak.Yönlendîrîn,sevdiğim belde de hayal kırıklığı yaşamayayım.Hayalim gerçekleşsin.Benimle betaber bir çok hayal gerçekleşmiş olacak.
Sevgilerimle...
Bodrum hala çok güzel
YanıtlaSilVe keşfedilmeyen güzel yerleri var