Bundan iki yazı önce - http://bodrumluhayat.blogspot.com.tr/2016/02/egenin-kalbinde-bir-balk.html
- kendimle ilgili yaşadığım değişimlerden, Gökova’dan, Akyaka’dan söz etmiştim.
Bildiğiniz mekanların, yerlerin, kasabaların, şehirlerin oraya ait bir insanı
tanıdıkça sizdeki izinin, etkisinin değiştiğini yaşamışsınızdır. Orayı daha çok
seversiniz. Anlamı farklılaşır. Daha sık gitmek istersiniz. Bunun gibi şeyler
işte.
 |
Azmakbaşında başlayan harika bir rakı akşamıydı... |
 |
Bu Gökova bana hep başka gelir... |
Akyaka’nın hayatımın bu
evresinde bana bir şeyler hazırladığını hissediyordum. Hani Can Yücel’in bir
şiirinden hareketle; Başıma bir iş açacaktı da bu yangın mı olacaktı yoksa
bahar mı?
Özlemek, iyi bildiğim bir
şey. Seviyorum da özlemeyi. Bence hayatı anlamlandıran, önemli bir duygu. Hiç
bir şeyi, insanı, coğrafyayı özlemediğinizi düşünsenize. Yaşanır mı öyle?
Özlediğim için gittiğim bir
Akyaka akşamını anlatmak istiyorum. Evim ile Akyaka arası 140 km civarı.
Varlığını özlediğim insanla rakı sohbeti yapmak için ofisten çıkıp Akyaka’ya
yollandım geçen salı. Bazen rakı masasına gitmek için bir sokak öteye gitmek
içinizden gelmez, bazen de kilometrelerin önemi kalmaz. Öyle bir akşamdı. Şu
sıralar Ege yolculuklarımın değişmez yol arkadaşları Imam Baildi ve Stratos
Dionisiou eşliğinde Milas-Yatağan-Muğla rotasından Akyaka’ya vardığımda hava
kararmıştı ve aslında tam rakı saatiydi. Sakar’dan inerken Bodrum’dan beri ön
camda uçup oradan oraya konan sivrisineği azad etme zamanının geldiğini düşündüm. Telefonda konuşurken Akyakalı dedi ki; sineği ana vatanına
getirmişsin, Azmak’ta salarsın. Tamam dedim…
 |
Kırpığın bu harika karesi arkadaşım Serdar Tanyeli'ye ait |
Ve biz hep yaptığımız gibi
rakı sohbetimizi saatlere yaydık ve hep olduğu gibi rakı yetmedi. Daha
doğrusu sohbet bitmedi, rakı da o yüzden yetmedi. Akyaka’nın sayısı fazla
olmayan barlarından birine gittik, ki adı Kum. Sokaktaki masalardan birine
oturduk, laflıyoruz. İki üç köpek geldi yanımıza ve içlerinden biri kafasını kolumla gövdem arasına soktu öyle kaldı. Noluyor dedim, kafasını
okşadım falan. Çok anlamlı bir bakış attı. Eee tamam dedim dur şimdi… Hadi git
dedim herhalde, hatırlamıyorum. Gitti. Biraz sonra yine geldi. Bu sefer
çenesini bacağıma dayadı o duygulu, manalı, insanı bir anda hüzünlendiren
bakışını attı. İtiraf edeyim bana bir şey oldu. Ne oldu derseniz anlatmakta
zorlanırım. Sadece içimden bir şey koptu diyebilirim. O kopanın ne olduğunu
bugün daha iyi anlıyorum. Beni tutan, kasan, bastırdığım duygulardan biri daha
koptu gitti, onu hissettim. Bodrum’a yerleştiğimden beri köpek almam için
kaç arkadaşım kaç kere ısrar etti, adaylar gösterdi. Hep kaçtım. Sorumluluk
almak istemem dedim. Gerçek nedeni acaba sevgi verememek miydi? Her neyse,
almadım işte. Ama o akşam ikinci gelişindeki son bakış bir şeyleri değiştirdi
bende. Sonrasında köpeğe sahip çıkan barın işletmecisinden izin istediğimizi,
o sevgili canlıyı arabaya aldığımızı ekliyeyim. Ertesi sabah veterinere gittik,
kontrolleri yapıldı. Bir kaç saat sonra arabayı Bodrum’a doğru sürerken dikiz
aynamda bana bakan bir canlı vardı. Yani gelirken sivrisinek getirdiğim
Akyaka’dan bir köpek ile ayrılıyordum.
 |
Akyaka'dan ayrılırken |
Bunu bana yaptıranın ne
olduğuna gelince… Dedim ya, şu son bir buçuk ayda yaşadıklarım, kendimle olan meseleleri
halletmemle başlayan, hayata daha başka açıdan bakabilmem ve beni tutan,
bağlayanlardan birer birer uzaklaşmam. Ve de tabii ki hayatıma dokunan o
insanın bendeki önemi ve etkisi. Onunla yaptığımız konuşmaların bana
kazandırdıklarından bahsetmezsem hem konuyu anlatmakta eksik kalırım hem ona
haksızlık etmiş olurum. En içten bir teşekkürü ona gönderiyorum şimdi. Siz kalbinizi açınca orayı dolduracaklar teker teker çıkageliyor. Önce bir insandı, şimdi bir köpek. Olanların bu kadar hızlı olacağını beklemiyordum doğrusu. Şu
sıralar en iyi yaptığım şey kendime şaşırmak. Şaşkınlığımın verdiği tad da
ayrı, onu da söyliyeyim.
 |
İkinci gün... Neriman tedirgin |
Her seyahat dönüşü evin
önünde arabadan inerken bagajdan çantamı çıkarırdım. Bu sefer çantam yoktu,
sevgili bir canlı çıktı. Dedim ki bak burası senin yeni evin. Burası da bahçen.
Ben de seninleyim, sen de benimle ol. Gözünü dikti baktı. Bakıştık. Onu
bilmem ama ben yutkundum.
Sonrası hızlı bir alışma
devresi diyelim. Şimdi gece uyku zamanı hariç neredeyse bütün gün beraberiz.
Onun bana alışması kadar benim de alışmam lazım, acemiyim. Evde beş yıldır bir
kedim var ama köpek farklı. Tabii Yalıkavaklı Neriman gelen misafirden hiç
hoşlanmadı. Önce kovaladı. Sonra bütün gün söylendi. Bana kızdığını belli etti.
Nereden aldın getirdin bu köpeği, senden bunu istedim mi, huzurumu niye
bozuyorsun… Bunları söylediğinden yüzde yüz eminim. Gerçi çok net duyamadım,
homurdanır gibi mır mır bir şeyler geveledi ama bunları söylemiştir işte.
 |
Ofiste de beraberiz |
 |
Aslında Gökova'nın sonundan Gökova'nın başına geldi |
 |
Neriman her an uzaktan kesiyor |
 |
Müdavimi olduğum mekanları tanıtıyorum. Burası Hanende Mey. Serdar Tanyeli ile uğradık. |
Veteriner ilk bir hafta
birbirinizden mümkün olduğunca ayrılmayın dedi, buna uyuyorum. Hoş ayrılın dese
de ayrılmak isteyen kim? Sabah uyanır uyanmaz aşağı inip evin bahçeye açılan
kapısının kilidini açmak için anahtarı çevirmemle kapıda bitmesi arasında geçen
zamana bilim insanları “an” diyorlar. Hani en kısa zaman birimi diye
bulmacalarda çıkan.
Her ne kadar sokakta
bulduysam da bir kırma av köpeği cinsi olduğunu söylüyor bilenler. Hadi bakalım
ben şimdi ne dedim? Bulmamla dedim. Ben bulmadım ki o beni buldu.
 |
Zazu'dayız... |
 |
Kardeşim Sena ile tanıştı |
 |
Neriman kulübenin içinde ne olduğunu merak etti, kontrolde |
 |
Bahçede serilenlerin sayısı artıyor |
 |
Pannonica'ya gidip Ayşen ve Hakan ile tanıştık |
 |
Zazu'da kadim dost Ahmet ile iyi anlaştı. Tamer şahit. |
Çok uysal, sevgi dolu ve sevilmek isteyen bir köpek. Daha bir kere hav dedi o kadar. Yani hav hav bile
demedi. Bizim çete ile tanışıyor tek tek. Müdavim olduğum mekanları gezdiriyor
tanıştırıyorum.
Bundan böyle blogda sık sık
karşılaşacaksınız. Ben nereye gidersem o da mümkün olduğunca oraya gidecek.
Evet bu yazı onu sizlere
anlatmak içindi.
Tanıştırayım; Kırpık
Birden hayatımda eksik bir şeyler var dedirttiniz.....
YanıtlaSilBelki hayatınıza bir dost girmesine sebep olurum...
SilSerdar bey merhaba. Kırpığın fotoğrafını instagramınızda gördüğümden beri tanışma hikayenizi yazmanızı dört gözle bekliyordum. Harika bir tanışma hikayesi. Bence de bu köpek bir av köpeği kırması. Ağız yapısı öyle bir izlenim veriyor. Ayrıca da çok asil bir duruşu var ve bu köpek resmen size hayran. Bakışları zaten çok anlamlı ama size daha bir farklı bakıyor. Bu bakış sanki hayranlık,sevgi ve minnet barındırıyor. Ben de bir köpek,bir kedi ve bir kuş annesi olarak naçizane harika bir dost kazandığınızı söyleyebilirim. Merakla maceralarınızı ve beraber yapacağınız seyahatlerinizi bekliyorum. İyi günler.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim...
SilMerhaba Kırpık, ne hoş bir başlangıç.
YanıtlaSil