Her
yıl sonunda adet edindiğim “yıl sonu” yazısını yazmak için zamanım olmamış,
yazıyı yılın ilk günü yazarım demiştim. Ve yeni yılın ilk saatlerinde
İstanbul’da Reina’daki dehşet saldırı oldu. Ertesi sabah da yazı yazacak moral
kalmadı. Ülke yönetilemiyor ve bu durum bağışıklık sistemi çökmüş bedene
benziyor. Farklı gruplar vatandaşlarımızı öldürüyor biz de hükümet de
seyrediyoruz. Bunların nedenlerine ait yazanların düşüncelerini okuyorsunuz.
Hepimizin bu konuda belli bir görüşü var. Kendi adıma 7 Haziran 2015 gününü
milat kabul ediyorum.
Bu
blog Bodrum’a dair ve buradaki hayatıma yönelik anları, görüşlerimi,
yaşadıklarımı aktardığım bir platform. Bu yüzden girişteki konuyu burada
kesiyorum.
 |
Bu yıl da, Mazı yolunda önünden geçtiğim ağacımın bahar açtığında oradaydım |
 |
Sabahları yüzerek güne başlama nimeti |
 |
Kış geldiğinde biz bize kaldığımızda buranın tadı bambaşkadır |
 |
Bazen sabah İstanbul'a gidip öğleden sonra döndüm |
 |
Herkes Bodrum'un deniz tarafını bilir... |
 |
Bu yıl da bisiklet vazgeçilmez aracımdı |
Yazdıklarımı
provokatif bulanlar oluyor. Böyle bulanlar, genellikle burada olmalarından rahatsızlık duyduğum kalıptakiler. Korumak istediğim bir
çevre, bir kültür var. Buna aykırı gelen kişi, düşünce, tavır ve -genel anlamda- hayat tarzlarına karşı gelmek çok normal. Buraya gelip bir kış
geçirdikten sonra “ama doğalgazı özledim, burada kış geçirmek zor” diyene “o
zaman niye geldin, geldiğin yere dön” demek tuhaf değil. Çünkü ben ve benim gibi düşünen çoğunluk
burada doğalgaz istemiyoruz. Betonlaşma istemiyoruz. Ben o tarz insanlarla bir
arada olmak istemiyorum. Dolayısıyla, kendi adıma korumak istediğim bir
değer var, onu korumak istiyorum. Bunun için de kendi çapımda ne yapabilirsem
onu yapıyorum. Benzetmemi mazur görün, Bodrum’u evimiz gibi düşünün, kapıdan
herkesin girmesini istememek benzeri bir hassasiyet bu. Sonuçta gelen de geliyor
zaten.
 |
Bir çok kez Gökova taraflarına gittim |
 |
Bodrum'dan Akyaka'ya kadar olan sahil yolu, bana hac yolu |
 |
Söğüt |
 |
Urla |
 |
Urla'da Yengeç restoran... Mükemmeldi |
Bu
yıl hem Rusya krizi hem 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle turizm dibe vurdu.
Muğla ilçelerinin temel geçim kaynağı turizm. Yurt dışından gelen turist sayısı
%41 azalmış. Bu rakamı dün bir toplantıda Muğla valisi telaffuz etmiş. İki
bayram dokuzar gün tatil olunca yerli turist ile bir hareket oldu o kadar. Ama
sezon kötü geçti. Bunun sonuçlarını Ekim, Kasım aylarında görmeye başladık.
Büyük iddialarla bir iki yıl önce açılan mekanların yanı sıra kıt kanaat
geçinmeye çalışan dükkanlar da kapıya kilit vurdu. Önümüzdeki yıl da girişte
söz ettiğim nedenlerden dolayı iyi geçmeyecek, bunun sinyalleri geldi. Turizmci
arkadaşlarımız erken rezervasyon sayısından sonuç çıkarıyorlar. Söylediklerine
göre durum iç açıcı değil. Olması için de bir neden yok. Bombaların patladığı ülkeye kim neden gelsin? Mısır’a, Suriye’ye gidiyor muyuz?
Bu
durumda ben de yazın fırsat buldukça Yunan adalarına gezindim. Şimdi baktım,
dokuz kez Kos’a geçmişim. Dört kez Kalymnos, ikişer kez Lipsi ve Nisyros, birer
kez Tilos, Halki ve Rodos’a gitmişim. Adalarda kendimi çok iyi hissediyorum.
İnsanları, yediğim-içtiğim lezzetleri, müzikleri, neşeleri, temizliği, çevreye
olan duyarlılıklarıyla bana iyi geliyorlar. Bodrum kendi ülkemin sevdiğim ve
yaşamayı seçtiğim yeri. Adalar ise bulunmaktan mutlu olduğum, bu coğrafyanın ve
ruhumun ayrılmaz parçası.
 |
Sezonun ilk Kos gezisinden |
 |
Kos |
 |
Lipsi |
 |
Kalymnos |
 |
Kalymnos |
 |
Telendos'ta Kapsoulis'te şahane, müzikli bir akşam geçirmiştim |
 |
Telendos'da Kapsoulis'in ahtapotu |
 |
Massouri |
 |
Lipsi |
 |
Lipsi |
 |
Lipsi |
 |
Nisyros |
 |
Nisyros |
 |
Nisyros |
 |
Nisyros |
 |
Kalymnos |
 |
Kalymnos |
 |
Nisyros |
 |
Tilos |
 |
Halki |
 |
Halki |
 |
Halki |
 |
Rodos |
 |
Kalymnos |
 |
Kalymnos'un en sevdiğim otelinin en sevdiğim odasından |
 |
Hayatımın en güzel kabuklu deniz mahsullerinden birini bu ağacın altında yedim |
İki
yılda Bodrum’da bir çok mekan açıldı-kapandı. Adalarda mekanlar aynen durduğu
gibi neredeyse iskemle, masaların yeri bile milim oynamamış oluyor. Bunu da
seviyorum diyelim. Asıl mesele şu ki; hayatı tüm güzellikleriyle bu dünyada
yaşamayı benimsemiş insanlarla birlikte olmak iyi geliyor. Bodrum’da da böyle.
Ama ne olursa olsun bu ülkede yaşıyoruz ve bu hayatı öbür dünyaya hazırlık
olarak gören öğretiye uygun yaşayanların tarzı bana uygun değil. Hayata
bakışımız çok başka.
 |
2016 yılında ajanda olmayınca, arada defterlere karaladım |
 |
Yalıkavaklı Neriman bu yıl da benimleydi |
 |
Ve bu yıl eve yeni bir eleman geldi; Akyakalı Kırpık |
 |
Bisikleti feribota atıp Kos ve Lipsi'ye gittim |
 |
Bu yıl kendime yaptığım en büyük iyilik amatör kaptan ehliyeti almak oldu. Şimdi sırada bir tekne almak var... |
 |
Şirkete stajyer başladı. Tanıştırayım, Okyanus. İşleri ona devredeceğim, az kaldı. |
 |
Annem sağlık bakımından şanssız bir yıl geçirdi ama neyse ki şimdi iyi, bizim de keyfimiz yerine geldi |
 |
Bu yıl da Mahmut Abi ile kadehlerimizi tokuşturduk... Nice yıllara |
 |
İstanbul'a gidince fırsat bulunca Asmalı Cavit'e uğramadan dönmek istemiyorum |
 |
Alper Abi ile Mahmut Kaptan akşamlarından bir |
 |
İzmir'deydik... |
 |
Urla'ya geçtik... Yorgo Seferis Evi'nden |
 |
Noel'de Kos'taydık |
 |
Gemibaşı olmadan Bodrum, Hüseyin olmadan da Gemibaşı olmaz |
 |
Şirketin tüm kadrosu hatıra fotoğrafı çekiminde... |
 |
Selçuk ile İstanbul'da Balıkçı Sabahattin'deyken... |
 |
İstanbul'da Balıkçı Sabahattin gecesinden |
 |
Asmalı Cavit'te istanbul ve Bodrum ekibi karışık bir masa |
 |
Hanende Mey'de... |
 |
Yalıkavak'ta yılların komşusu Ayşe ve eşi Hakan ile |
 |
Bu fotoğraf olmadan yazı eksik kalırdı |
 |
Bodrum çetesi |
 |
Rakı ajandası sergisinden |
 |
Bodrum'un neşeli, keyifli insanları... |
 |
Yaz başlamadan hemen önce Berk Balık'ta |
 |
Şahane Berk Balık kadrosu |
 |
Tunç kaptan ile teknesi Keçi'de |
 |
Sakin kış akşamlarından... |
 |
Bu yıl da pazarı ihmal etmedim... Guzu Gulağı kaçar mıydı? |
 |
Bodrum'un lezzetine gereken önemi verdik |
 |
Yazın bu kalabalığının biteceğini bilip gün saydık |
 |
Radyocu Kemal'de ekşili tavuk yedik. Bilenler bilmeyenlere anlatsın |
 |
Akçapınar tostunu es geçmedim tabii... |
İşlerim
nedeniyle İstanbul’a gidip geliyorum. Her geçen yıl İstanbul’da geçirdiğim gün
sayısı azalıyor. Bu da iyi bir şey. Bodrum’a ilk taşındığım yıllarda 70-80
günüm İstanbul’da geçiyordu. Bu yıl 9 günüm geçmiş. Üç veya dört defa da günü
birlik gidip döndüm. Bu azalma şunu gösteriyor; işlerimi İstanbul’a daha az
giderek Bodrum’dan yürütebiliyorum.
Bu
yılın zor koşullarda geçeceğini öngörmek zor değil. Ama umutsuz da yaşanmaz.
Umut edelim ki bizler ve ülke için dertlerin bitme yolunda adımların atıldığı,
sorunları yaratanların teker teker silindiği yıl olsun.
Bodrum’dan
herkese sağlıklı, mutlu, huzurlu, bereketli bir yıl dilerim.
Merak etmiştim bu yilki yazınızı heyecanla bekliyordum.Elinize yüreğinize sağlık.
YanıtlaSilBu yıl sizden kazandığım en önemli şey Yunan adalarını görmeden sevmek oldu. Fenerlerle ilgili tasarınız da ilham vericiydi. Mutlu seneler Serdar abi.
YanıtlaSil