23 Ekim 2012 Salı

Mahmut Kaptan ile birlikte kış sezonunu açtık


Mahmut Kaptan Bodrum’un en kişilikli mekanlarından birinin adı. Aynı zamanda Mahmut Kaptan, hayatını Ege denizinde, bu denizin adaları ve sahilleri arasında geçirmiş usta bir kaptan. Doğma büyüme Bodrum’lu. Renkli ve hızlı bir gençlik yaşamış, babasının marangozhanesinde mecburi çıraklık yaparken gözü hep mavi Ege’de olmuş. İkide bir atölyeden sıvışıp onun bunun kayığında gezinen oğlunu gören baba sonunda “senden marangoz olmayacak belli, senin gözün denizde” deyip oğluna ilk teknesini yapması için sermaye verince kaptanın deniz macerası başlamış. O gün bu gündür tarzı değişse de kaptanın kaptanlığı devam ediyor. Yazları denizde olan kaptan kışları -çocukluğunda marangozhane olan mekanda- meyhanesindeki tezgahın arkasına geçiyor. Mahmut Kaptan’ın yeri sadece kışın açık. Bodrum’da genellikle yazın açıp kışın kaparlar, kaptan tersini yapıyor. Böyle olunca da burada yaşayanların müdavimi olduğu bir mekan haline geliyor. Her ilkbaharda, yaza yaklaşırken, genellikle nisan sonunda meyhane kapanıyor. Yine her sonbaharda, kışa doğru açılıyor. İşte dün de yeni sezonun açılışını yaptık. Bu yıl açılış tarihi bayram tatili öncesine denk gelince İstanbul’dan dostlarımız da tatil amacıyla Bodrum’da olduklarından açılışta beraberdik.


Bu blogu takip edenler için Mahmut Kaptan bildik bir sima. Gelip görmeseler bile yazdıklarımdan ve fotoğraflardan mekan hakkında epey fikir sahibi olmuşlardır diye tahmin ediyorum. O yüzden uzun uzun bu mekanı anlatmayacağım. Ama eski üç yazıyı okumamış olanlar için şuraya linklerini yazayım;

Mahmut Kaptan’a gitmek, benim gibi burada yaşayıp, yemeyi içmeyi sevenler için bir kış ritüeli. Kaptanda uzun boylu yemek yenmez. Tam meyhane işidir. Öyle ana yemek, ara sıcak gibi kavramların yeri yok burada. Küçük tabaklarda mezelerinizi söylersiniz, ki onu da sırayla söylemeniz iyi olur. Öyle restorana gitmiş gibi ortalığı mezeyle doldurmanın alemi yok. Bu yörenin acımsı harika yeşil zeytininin yüzdüğü zeytinyağına ocakta kızarmış ekmeği bandırıp rakıdan ilk yudumu alırsınız. Böylece ayin başlar. Arkadan peynirinizi ve belki bir ahtapot salatası söylersiniz. Favası müthiştir onu diyeyim. Sıra ciğere geldiyse rakının üçüncü kadehini geçmiş olmalısınız.

İstanbul'dan gelen Cengiz, Bodrum'daki kadim arkadaşım Ahmet ve yine İstanbul'dan gelen Hülya ile Ahmet
Didem ile Cengiz "acaba biz de  Bodrum'a yerleşsek mi?" diye düşünürlerken
İki Ahmet bir Serdar


 Ortam tam bir meyhane ortamıdır. Müdavimler olarak aşağı yukarı hepimiz birbirimizi sima olarak tanırız. Ben bazen tek başıma da giderim. Mutlaka iki kadeh tokuşturacak birileri vardır. Her zaman barımsı tezgah kısmında oturduğumdan Mahmut Kaptan ile de yarenlik ederiz. Bu yaz birkaç kez teknede bulştuk, anılarını anlatıyor ben de kaydediyorum. Kitap haline getreceğim projenin yarısına geldik sayılır.

Kaptanın meyhanesini açması kışın da habercisi olur bizim için. Yağmurlu kış gecelerinde evimden çıkıp çarşıya kadar yürüyüp meyhaneden içeri girdiğimde ortamın sıcak havası insanın içini ısıtır. Bazen de fırtınada rüzgara direnerek meyhaneye zar zor varırız. İlk kadehi koyup sağlığa kaldırıp sohbete başlarız, fırtına unutulur, çıkınca da ayılırız. Haftada en az bir kere kaptana uğramadan burada kış geçmez. Ta ki nisan ayının sonunda kapanana kadar. Her kapanışta hafif bir hüzün olur ama yazın geliyor olmasının sevinci bu hüznün etkisini azaltır. İyi dileklerle sezonu kapatır, bir dahaki açılışta buluşmak dileğiyle dağılırız. İşte dün akşam da iyi kışlar dilekleriyle yeniden bir araya geldik. Açılış geceleri hep kalabalık  ve curcuna olur. Araya giren yazın verdiği rehavetle serviste bazı aksamalar olur. Ama ikinci gün bunlar biter ve “nerede kalmıştık?” der, kadehleri tokuştururuz. Hem zaten önemli olan açılışta yine bir araya gelebilmektir. Hele bu yıl olduğu gibi, eksilmeden artarak bir araya gelebilmek en büyük mutluluktur.

Tam açılış hatırası... Hülya, Ahmet (Coka olanı), Ahmet (Kurşuncu olanı), bendeniz, karşımda Ayşegül, Havva ve Didem. Cengiz Akduman fotoğrafçı olduğu için bu fotoğrafı ona çektirdik.


Kaptanın kızı Tuna'nın, açılış akşamının yorgunluğu ile, kendinden hep birşeyler isteyenlere bakışı


Bodrum'da bir Balkan meyhanesi açsın diye heyecanla beklediğimiz Volkan. Volkan'ın eski yeri Asmalımescit'te şimdi Cafe de Paris olan meyhaneydi


 Yolunuz kışın Bodrum’a düşerse, çarşıya girin, altılı ganyan bayinin yanında mavi badanalı çerçeveleriyle Mahmut Kaptan’ın meyhanesini bulursunuz. Eğer hava iyiyse, fırtına yoksa, dışarıda oturuluyorsa kahkaha seslerinden hemen buluverirsiniz. Veya gecenin ilerleyen saatlerinde Çökertme türküsü söylenen bir mekan görürseniz işte orası Mahmut Kaptan’ın yeridir. Dün akşam olduğu gibi... 



İyi kışlar olsun...






3 yorum:

  1. ;-)Keyifli akşamlara...

    YanıtlaSil
  2. Kaptanin yerine ve Bodrumun kisina merhaba demek guzeldi.
    Dun tam anlami ile yaz sezonunun sonu idi.
    Ilk yagmur yagdi,
    Kisliklar ilk defa giyildi,
    Kaptan yerini acti.
    Sizlerede iyi kislar olsun.

    YanıtlaSil
  3. Üstad saygılar, bu ay bende Ankara'yı terkedip Bodrum'a yerleşiyorum. Bu blog'u takip ettikçe Ankara'dan ayrılmak daha da kolaylaşıyor. En yakın zaman'da sizinle ve Mahmut kaptanla kadeh kaldırmak ümidiyle.. Emrah..

    YanıtlaSil