10 Mart 2013 Pazar

Bodrum'da ne iş yaparım?


Zaman geçtikçe, çok okunan yazıları güncellemem gerekiyor. Bu yazı da onlardan biri. Kısa bir giriş eklemek istiyorum.

Bu yazıyı yazdığımdan bu tarafa üç buçuk yıl geçmiş. Bu süre içinde Bodrum'da neler değişti? Gözlemlerimi buraya aktarmam gerekiyor çünkü "iş" konusunda çok soru alıyorum ve durum bu yazıyı yazdığım günlere göre çok kötü.

Öncelikle şunu belirteyim; Bodrum üç buçuk yıl içinde hızla bozuldu, kalabalıklaştı, düzensizleşti. Bodrum İstanbul'dan sonra en çok göç alan ikinci yer. Ama ne bu kalabalığı kaldıracak alt yapısı var, ne doyuracak iş fırsatı var. Burası turizm ve inşaat ile dönen ekonomiye sahip olan bir belde. Eğer kendi işinizi -evinizden bilgisayarla- yapabilecekseniz sorun yok. Ama iş arayacaksanız işiniz çok ama çok zor. Çünkü Bodrum'da şöyle bir kural var: Burada ücretler Bodrum işi, kiralar İstanbul işi. Ben göçtüğümde kiralarda üst sınır 1.000-1.200 TL civarıydı, bugün 3.000-4.000 TL lafları duyuyorum. Yeni yapılan lüks konutlarda kiralık varsa daha da pahalıdır. Bu arada kiralık ev bulmak zaten çok zor, bu da ayrı bir konu. 

Bu girişten sonra yazıyı okumaya devam edebilirsiniz...

--------------------------------------------------------------------------------------------------

Bana en çok sorulan soru “Bodrum’da ne iş yaparım?”. Sonda söyleyeceğimi baştan söyliyeyim; Bilmiyorum. Çünkü bu soruyu cevaplamak için bir çok detayı bilmek gerek. Soruyu soran nasıl biri? Ne iş yapar? İşini iyi mi yapar? Sabırlı mıdır? Mali durumu nedir? Sorular bu kadarla da kalmaz, uzar gider. Ama bu bloga rastlayan kişilerden çok sık bu yönde sorular geliyor. Toplu bir cevap vermek için bu yazıyı yazma ihtiyacı hissediyorum. Çünkü yaz yaklaştıkça sorular da artıyor. Aslında geçen yıl bu konuya değinen iki yazı yazmıştım. İlgilenenlerin okuması yararlı olur. Buraya linklerini ekliyorum;

Ben hayatımda kendi işim olan grafik tasarımdan başka iş yapmadım. Mal alıp satmadım. Borsada oyuncu olmadım. İyi bildiğim bir tane iş var onu yapıyorum. O yüzden benim yönlendirme yapmam çok yanlış olur. Çünkü bilmiyorum.

Linklerdeki yazılarda yazdıklarımı tekrar etmemeye özen göstererek bugün bir kaç noktaya değineyim.


Domates satsam yaşarım deseniz bile iyisini bulmanız lazım
Taşı bile "farklı" yapabilirsiniz. Kardeşim bunları yapıyor mesela

Bodrum’da ne iş yaparım sorusundan önce Bodrum’da yaşayabilir miyim sorusunu sormak lazım.
Büyükşehir alışkanlıklarını bırakıp bırakamayacağınızı test etmeden, bu konuda bir değerlendirme yapmadan tası tarağı toplayıp göçmek doğru değil.

Bodrum’a sadece yazın gelen birinin bu konuda sağlıklı değerlendirme yapması mümkün değil. Bodrum’un yazı ile kışı gece ile gündüz kadar farklı. Bana sorarsanız kışı ve bahar ayları yazından çok ama çok daha iyi. Huzurlu, sakin ve insanları çok farklı. Yaz ayları kaçacak yer aramaya başladım desem size bir fikir verebilirim belki.

Eğer okul çağında çocuğunuz varsa bu sizin için handikap olabilir. Burada da iyi okullar var, konu o değil. Konunun iki yönü var. Birincisi büyük şehirlerde yaşayanların kafalarında oluşturduğu bir olgu. Büyük şehirlerdeki okulların iyi olduğuna olan yaygın yanlış inanış. Eğer Alman Lisesi’nden söz ediyorsanız evet Bodrum’da bir Alman Lisesi yok. Eğer çocuğunuz Alman Lisesi’ni kazanacak kapasitedeyse ve siz yıllarca ders aldırarak oraya sokmayı ideal haline getirdiyseniz sözüm yok. Ama İstanbul’da para tuzağı olan o kadar çok okul var ki. Onlardan birine yakayı kaptırmak da söz konusu. Konunun ikinci yönü ise çocuğunuzun sosyal çevresiyle ilgili. Eğer size göre iyi bir okula yerleştirdiyseniz, size benzer statüdeki ailelerin çocuklarıyla eğitim alacak olması size iyi geliyorsa yine sözüm yok. Ama bunun size iyi gelmesinin yanı sıra temelde çocuğunuz için ne kadar iyi olacağına sizin karar verdiğinizi unutmayın. Emin misiniz?

Bir kafe açsam geçinir giderim
Yok öyle şey. Sakın kendinizi kandırmayın. Önce şunu sorun kendinize; daha önce yaptığınız iş kafecilik değilse, bilmediğiniz bu işe girmek ne kadar doğru? Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, Bodrum’a gelip iş açmak isteyenlerin yarısından çoğu kafe açmaya geliyor. İnanın buranın o kadar kafeye ihtiyacı yok. Üstelik açacağınız kafenin diğer yüzlercesinden ne farkı olacak? Birazdan bu fark konusuna değinmek istiyorum.


Mahmut Kaptan işini "farklı' yapıyor

Mahmut Kaptan'ın ortamı farklı
Zazu'nun konsepti farklı
Bakın işini iyi yapan Berk Balık'ın sevimli garsonları bahşiş almanın farklı yolunu bulmuşlar
Mahmut Kaptan'da hep aynı mezeler ama hep aynı kalitede
Bodrum’da kimler iş yapıyor?
Bodrum’un temel geçimi turizmden. Buna acenteler, oto kiralama firmaları, oteller, pansiyonlar, tur teknecileri, teknelere yiyecek/içecek ve yat malzemesi satanlar... Tabii yerli veya yabancı turiste yönelik yiyecek içecek işletmeleri, restoranlar, barlar, pastaneler, fırınlar. Turizme direkt veya dolaylı olarak hizmet eden her tür işi sayabiliriz.

İnşaat buranın önemli ikinci iş kolu. Ciroları bilmiyorum, belki turizmden daha öndedir. Ama gözlediğim kadarıyla turizm öncelikli iş kolu. İnşaat deyince de geniş bir alandan söz ediyorum. İnşaat malzemesi satan dev yapı marketlerinden nalburlara uzanan geniş bir yelpaze var. Bodrum-Konacık-Ortakent hattında sağlı sollu yüzlerce inşaat malzemesi satan yer var. Bunların arasından nasıl sıyrılacaksınız? Önemli olan bu. Yani yine “fark” meselesi gündeme geliyor.

İnşaatlar bitip insanlar taşınmaya başlayınca bu sefer dekorasyon konusu gündeme geliyor. Bu konuda da yüzlerce mağaza ve marka var. Eğer İKEA değilseniz aradan sıyrılmanız çok zor.

Doktor ve avukatların durumunu bilmiyorum. Yani piyasaları hakkında fikrim yok. Ama aradan sıyrılan doktorlar var. Çünkü yaptıkları iş diğerlerinden “farklı”. Kaç tane dahiliyeci var bilmem ama bir tane nöralterapi uzmanı doktor var işte “fark” derken bunu kastediyorum.

Yüzlerce meyhane var. Ama Mahmut Kaptan “farklı”. Sadece kışın açık, yazın kapalı. Ana yemek diye bir şey yok. Küçük tabaklarda belli sayıda mezesi var ve her zaman en iyisi. Havasıyla, dekoruyla, sahibinin kimliğiyle aradan sıyrılan bir meyhane.

Yüzlerce balıkçı var ama Gemibaşı’nda yediğiniz dil balığı “farklı”. Deniz Feneri’nin mezeleri o çarşıdakilerden daha “farklı”. Hem müzik dinleyeceğiniz, hem kahve içeceğiniz, akşam barında takılabileceğiniz ve canınız isterse çok iyi yemek yiyebileceğiniz Zazu var mesela. Diğerlerinden “farklı” bir konsept uyguluyor.


En iyi ve farklı balık Gemibaşı'nda
Balıkçılar çarşısının farklısı Deniz Feneri
Bir iki noktayı daha yazıp bitireyim.

Başta söylediğim gibi kendi işimin dışında pek iş bilmem. Para hesabına da aklım yatmaz. Mesela nasıl oluyor da tanesi 5-10 TL arası değişen gözlük satarak kirası 7.000-10.000 TL arasında değişen dükkanları kiralıyorlar aklım almıyor. Geçen gün oturup hesap yapmaya kalkıştık ben işin içinden çıkamadım.

Aynı şekilde eski barlar sokağında nasıl oluyor da yan yana aynı çakma çantaları satanlar batmıyor. Ya da o kadar çoklar ki batanları fark etmiyoruz. Sadece çakma parfüm satarak yaşayan en az elli mağaza sayabilirim. Keza çakma Lacoste veya benzeri giysi satanlar var. Hem de en az onar onar, yan yanalar. Tanesi 3-5 Euro’ya kaç tane satıyorlar ki o uçmuş kiraları ödüyorlar gerçekten bilmiyorum.

Bu arada genel bir beğeni düzeyi diye bir gerçek var. İlla iyi ve pahalı restoran, balıkçı olmak zorunda değilsiniz. Sürüm denen bir şey var. Ucuz köfte ekmek ile sağlam ciro yapanlar biliyorum. Özellikle daha içerilerde, sahile paralel ikinci üçüncü caddelerde mesela.

Buranın sezonunun altı ay olduğunu düşünenler yatırım yaparlarsa kesinlikle batarlar. Bodrum’da yüksek sezon taş çatlasa 75 gün. Önüne ve arkasına daha yavaş geçen onar gün eklerseniz 95 günü bulursunuz. Ama dediğim gibi hızlı sezon temmuz ve ağustos ayları. Kabaca şunu söyleyebilirim, okulların kapanış ve açılış tarihleri buranın sezonu.

Koylarda iş yeri açacak olanlar bu 75 günü iyi bellemeli. Çünkü koylarda sezon daha geç başlıyor ve daha erken kapanıyor. Kışı ise unutun derim. Eğer o beldelerin yerlisi değilseniz, oralarda uzun yıllardır iş yapmıyorsanız yeni bir iş yeri açıp 365 gün iş yapmanız sadece hayal.




Eğer laptopunuz sizin ofisinizse o zaman şansınız çok artıyor. Buna en iyi örnek benim. Burada dört yılı bitiriyorum. Evimi buraya taşırken ofisimi İstanbul’da bırakmıştım. Bodrum’da ev-ofis düzeninde çalışıyor uzaktan kumanda ile İstanbul ofisimi idare ediyordum. Şimdi bir aydır artık ofisimi de buraya taşıdım. Eğer eşyalarıma, kitaplarıma, arşivime kıyabilseydim burada ofis açmazdım belki de. Bütün müşterilerim Bodrum dışından. Ama artık teknoloji fırsat yarattığı için İstanbul’da olmak zorunda değilim. Yoksa ben de burada ne iş yapardım bilmiyorum. Ya rda gelebilir miydim? Nitekim buraya yerleşmek fikri çok zamandır aklımdaydı ama teknoloji ancak imkan tanıdı da gelebildim.


Bu da benim ofisim
Konuyu şöyle bağlamak isterim;
Bana bu konuda sormayın, bilmiyorum.
“İş” konusunda uzman değilim, sadece kendi işimi iyi biliyorum.
Kimseye yol gösterecek yetkinlikte değilim.
Sadece nelere dikkat edilmesi gerektiğini dilim döndüğünce yazdım.
Gelmeden önce iyi araştırın.
Mutlaka kış aylarında birkaç kez Bodrum’a gelip gözlem yapın.
Her ne yapacaksanız “fark” yaratın.
Eşim dostum gelse yeter diyip kafe açmaya yeltenmeyin.

Şansınız bol olsun.

5 yorum:

  1. Herkes Bildiği işi yapmalı. Ama malesef bizim ülkede, paran varsa istediğin işi yapabiliyorsun.paran bitene kadar:)

    YanıtlaSil
  2. Serdar Bey merhabalar,

    Yine hassas bir konuya değinmişsiniz. Aslında yazdıklarınız hayli gerçekçi, umarım Bodrum'u düşünenlere rehber olur. Ancak biliyorum ki içine Bodrum ateşi düşenler yazdıklarınızı biraz kulak arkası yaparak okuyabilir. Bu da sonuçta onlar için "uyarılarınıza rağmen" hayal kırıklığı yaratmaz inşallah. İşin özü hayaller elbet de güzel ancak ayakları yere basarsa daha güzel..
    Bu arada hafta sonu İzmir-Aydın-Didim'i kapsayan ufak bir seyahatim oldu benim de. Bir ara yolculuğun sonunda İstanbul'a dönmeden gruptan ayrılıp bir iki günlüğüne Bodrum'a geçmek, denk gelirsek Mahmut Kaptan'da sizinle karşılıklı bir iki tek içmek aklımdan geçmedi değil.. Ama olmadı, belki bir başka sefere... Sağlıcakla, dostçakalın..

    YanıtlaSil
  3. Sosyal dernek vb.seyler hakkında fikriniz var mı?yazılarınız çok aydinlatici,teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Ayşegül Hanım. Sosyal dernek gibi oluşumlar hakkında hiç bilgim yok malesef.

      Sil
  4. Merhaba,
    Öncelikle aydınlatıcı, yararlı ve samimi yazılarınızı okumaktan çok keyif aldığımı ifade etmek istiyorum. Bahsettiklerinizden anladığım kadarıyla el sanatlarına yatkın ve yaratıcı fikirleri olan bir kişinin Bodrum'da ürettiği malı satması kolay olabilir gibime geliyor. Kardeşinizin taşlar üzerinde resim çalışmaları yaptığından bahsetmişsiniz. Eminim ki bu yetenekle farklı şeyler de yapıyordur. Bu tür art ve craft kategorisi çalışmaların karşılığı tatmin edici midir Bodrum'da? Yukarıda bahsettiğiniz gibi hangi işi yapıyorsanız o işle ilgili sizi ayrıştıracak farklı çalışmalar yapabilme yetinizin olması para kazanma şansınızı artırmada ne derece etkili? Kardeşiniz çalışmalarını satabilmek için nasıl bir yola başvuruyor ya da Bodrum Belediyesi'nin Bodrum'da sanat ve sanatçıya herhangi bir desteği veya köstek olma durumu var mıdır? Sakıncası yoksa paylaşabilir misiniz?

    Her ne kadar epeyce bir süredir meslekten uzak kalsamda ben de sizin gibi bir grafik tasarımcıyım. Dijital baskı, fotoğraf, matbaa, reklam ajansı hizmetlerine olan talep, Bodrum'un günden güne gelişip büyümesiyle, göçün artmasıyla doğru orantılı mıdır yoksa ters orantılı mıdır sizce ki bu konudaki fikrinizi de merak ediyorum.

    Kendi mesleğiniz açısından yukarıda bahsettiğim konuları uygun bir zamanınızda değerlendirir ve cevaplarsanız çok sevineceğim.

    YanıtlaSil