Bugünden başlayarak
birkaç yazıda Yalıkavak’ı anlatacağım. Yazlarımı geçirdiğim, çok sevdiğim ve bir
gün hariç güzel günler yaşadığım huzurlu Yalıkavak’a böylelikle borcumu öderim
belki. O kötü geçirdiğim bir günü de ileride anlatırım.
Yalıkavak’a ilk
gelişimin tarihini hatırlamıyorum ama en azından 20 yıl önceydi. O zamanlar
henüz havalimanı olmadığından her yaz bir hafta on günlüğüne arabayla gelir, tatili
yapıp İstanbul’a döner, bir daha Bodrum’un adını bile anamazdık. Sonra havalimanı
yapıldı sezonda her ay bir kez perşembe akşamından gelir, aklımı Bodrum’da
bıraka bıraka salı sabahları ofise gitmek üzere en erken uçakla dönerdim.
Bodrum’dan ayrılacağım salı gününün öncesi pazartesi öğleden sonraları fena bir
hüzün ve sıkıntı çökerdi. İşte o yıllarda koyları gezdiğim dönemlerde bir iki
kez Yalıkavak’a da uğradım. Ama sürekli esen rüzgarı nedeniyle bir türlü
ısınamamıştım.
Ta ki bir iş nedeniyle
Yalıkavak’a gelmem gereken 2007 yılının şubat ayına dek Yalıkavak’la ilişkim
olmadı sayılır. O gelişimde İstanbul’dan ayrılırken haftalarca güneşin olmadığı
gri, kurşuni, ağır bir havayı arkamda bırakmıştım. Havanın karardığı bir saatte
Bodrum’a indiğimde araba kiralayıp
doğru Yalıkavak’ta kalacağım Four Reasons oteline gitmiştim. Odama yerleşip
üstümü değiştirip, adını hep duyduğum Sait’e balık yiyip rakı içmeye gitmek
için odamdan çıkarken öyle bir yağmur bastırdı ki bir süre odada mahsur kaldım.
Şansıma lanet edip, rezervasyonu iptal edip otelde kalacakken yağmur durdu.
Yarım saat sonra sanki hiçbirşey olmamış gibi yıldızlar çıktı. Biz İstanbul’da
yağmur yağınca, hava kapayınca haftalarca açmamasına alışmışız, bu durum çok
hoşuma gitti. O akşam bir kış zamanı Bodrum’da Yalıkavak’ta ilk geçirdiğim
geceydi. Ertesi gün uyandığımda pırıl pırıl bir havayı görünce dedim ki ben
burada yaşamalıyım. Ne zamandır aklımdaki varolan Bodrum’a yerleşme düşüncesini
bu seyahat hızlandırdı.
 |
Four Reasons'un odası. Çok makul odalar ve iyi bir işletmeydi |
 |
Şubat ayındaki yağmurlu geceden sonra uyandığımdaki manzara |
 |
Bu da aynı seyahatin ikinci gecesi, Yalıkavak'ın otelden görünümü |
O günden sonra iş planımı ve iş tarzımı ve hayatımı yavaş
yavaş Bodrum’a yerleşme üzerine kurgulayıp gereken değişiklikleri yapmaya
başladım. Bu seyahati izleyen eylül ayında Yalıkavak’ta bir ev kiralayıp, kış
aylarında her ay üç beş gün, yaz aylarında ise bir iki ay sürekli olarak
Yalıkavak’ta kaldım. Ve bir süre sonra kışları Yalıkavak’ın Bodrum’a oranla
serinliği ve çok sakin oluşuyla beni kesmemeye başladı, ben de Bodrum’a inmeye
başladım. Anladım ki ideali kışın Bodrum, yazın Yalıkavak’ta yaşamak. Şu anda
bunu yapıyorum, ortalama üç ay Yalıkavak’ta dokuz ay Bodrum’un içindeki
evimdeyim. Buralara yerleşme fikrimi hızlandıran bir olay buysa, diğeri de “kış
güneşi”dir ki bu konuyu daha önce yazmıştım. Okuyabilmeniz için; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/01/ks-gunesi.html
Bodrum bildiğiniz gibi
bir yarımada. Havalimanından gelirken önce Torba sapağına varırsınız. Sağa saparsanız
Torba, Göltürkbükü (bu da çok saçma bir isim birleştirme operasyonu oldu. Kimse
Göltürkbükü demiyor, herkes yine Türkbükü ve Gölköy diyor. Tutmadı) ve Gündoğan’dan
sonra Yalıkavak gelir. Sapaktan sonra yaklaşık olarak 25 km’dir. Bodrum güneye
bakar. Onun için kışları ılıktır. En fazla lodos fırtınası yüzünden hayat aksar
ama o da senede15-20 günü geçmez. Bodrum’dan sonraki Gümbet, Bitez, Ortakent,
Yahşi, Karaincir ve Akyarlar da güneye bakan köyler, beldeler. Daha sonra
Turgutreis gelir ki yanılmıyorsam en büyük ve kalabalık beldedir, buranın yüzü
batıya dönüktür. Aynen bir sonraki Kadıkalesi gibi. Sonra Gümüşlük gelir,
burası artık yavaştan kuzey batıya bakmaya başlar. Yalıkavak ise tam
kuzeybatıya bakar ve buralarda en sık rastlanan rüzgar bu yönden eser.
 |
Yalıkavak'ta baharın gelişini açan papatyalardan anlarsınız |
 |
Yağmurlu bir kış günü gün batımı |
 |
Kışın yağmur ve fırtına |
 |
Bazen böyle inanılmaz görüntüler çıkıyor. Bu fotoğraf bir Aralık ayında çekildi |
 |
Yine bir fırtına günü |
 |
Kışın yağmur sonrası |
O yüzdendir
ki Yalıkavak’ın iklimi yazın harikadır. Hep esinti vardır ve bu da beldeyi
serinletir. Her sefanın bir cefası vardır hesabı; bu rüzgar denizinin hep
çırpıntılı olması anlamına gelir. Ama benim gibi güne erken başlayan ve yüzünü
denizde yıkayanlardan olursanız böyle bir sorununuz olmaz çünkü sabahları deniz
hep sakindir. Rüzgar 11 civarı çıkar, akşam gün batımına kadar eser. Benim için
ideal bir durum çünkü sabah saat 9’dan sonra ben evde çalışmaya başlıyorum, ev
de kuzeye baktığından rüzgar eksik olmuyor. Şu kadarını söylemem yeterli olur
sanırım; bu yaz gündüzleri daha hiç klima açmadım. Geceleri genellikle
sakindir. Geçenlerde olduğu gibi, gecenin de esintili olduğu zamanlar vardır
ama enderdir.
 |
Gün batımında rüzgar durur |
 |
Sabah erken saatte deniz kıpırdamıyor |
 |
Bir kış sabahı erken bir saat |
 |
Göğün altın sarısı olduğu müthiş gün batımlarından biri |
Yalıkavak büyük bir
koyun etrafına kurulmuş bir kasaba. Balıkçı barınağı, çarşısı, camisi, pazar
yeriyle tipik bir Ege kasabası görünümünde, çok sevimli bir yerdir. Bodrum
yarımadasının en iyi balık restoranlarının çoğu buradadır. Pazarı çok büyüktür,
sadece yiyecek değil giyim de satılır. Her Perşembe kurulur. Şimdilerde el
değiştiren ve bu kış kapasitesi 350’den 800’e çıkartılması planlanan marinası
vardır. Xuma ve Dodo diye iki büyük plajı vardır, Xuma etkinlikleri ve
konumuyla daha önceliklidir. Ayrıca sahil halka açıktır istediğiniz yerden
denize girebilirsiniz. Belediyenin halk plajı da bu koydadır. Yalıkavak’tan
Gümüşlük’e doğru, yani batıya doğru büyük bir koy, Gündoğan’a yani kuzeye doğru
ikinci büyük bir koy daha vardır. Bu koyun adı Tilkicik Koyu’dur. Genellikle
sitelerin ve otellerin yer aldığı, denizinin harika olduğu bir bölgedir.
Yalıkavak’ın kara tarafında iki büyük köyü vardır. İkisi de çok kişilikli
köylerdir. Batıdaki Geriş, kuzeydeki Gökçebel’dir. Geriş’in manzarası tam
anlamıyla nefes keser. Havanın berrak olduğu günlerde karşıdaki Yunan
adalarından Kalimnos ve Leros’un da arkasındaki adalardan Patmos, daha sağ
tarafta Kuşadası’nın karşısındaki Samos çok net görünür. Aradaki ufak adaların
isimlerini bilmiyorum. Aşağıdaki fotoğraflardan birinde, Bodrum’dan Yalıkavak’a
gelirkenki yolda tırmana tırmana çıkılan tepenin zirve noktasından Yalıkavak’ın
genel görünüşü var. İşte bu fotoğrafta karşıdaki adalar ve sağ tarafta Didim
sahili farkediliyor.

Yalıkavak’ın nüfusu
8700. Tabii bu yaz nüfusu değil. Ama tam kış nüfusu da sayılmaz çünkü kışın
nüfusun 1200 olduğu söyleniyor. Tahminimce civar köyleri ile beraber kış nüfusu
olsa gerek.
Yalıkavak’ın arazisinin
yarısında hala tarım yapılıyor. Ana üretim narenciye. Bazen bisikletle
gezinirken mandalina bahçelerinden birine girip mandalina yiyip çıkıyorum. Kimi
bahçeler böyle, etrafında dikenli tel yok. Balıkçılık da yapılıyor. Ama artık
genellikle gelir turizmden. Bu da kışın pek iş olmaması anlamına geliyor.
Bugün sadece böyle genel
bir bilgi vermek istedim. Daha sonra eski Yalıkavak fotoğraflarını
yayınlayacağım, yeme içme yerleriyle ilgili bazı bilgileri, çarşısı, pazarıyla
ilgili yazıları yazacağım. Yarın Pazartesi ve iş günü.Ben de burada Yalıkavak’ta
laptopumun başında olacağım. Salı günü iki toplantı için İstanbul’a geçeceğim
ama aynı akşım dönmeyi planlıyorum. Uçaktan iner inmez Yalıkavak’ta sahilde bir
balıkçıya girip iki kadeh rakı eşliğinde balık ve ahtapot yiyip günün
yorgunluğunu ve İstanbul’un tozunu üstümden atmayı çok seviyorum.
merhaba , yazınızı okudum, bugün durum nasıl yalıkavak ta ? yaz-kış yaşamak için bodrum da nereyi önerirsiniz?
YanıtlaSilMerhaba. Bu yazıyı yazdığım 2011'den günümüze, Yalıkavak gibi Bodrum'un her yeri süratle bozuldu. Yıllık nüfus artışının %25 olduğu bir beldeye ne alt yapı ne hizmet, ne konut dayanır. Artık kimseye Bodrum'da şuraya veya buraya yerleşilir diyemiyorum.
Silyanıtınıza teşekkür ederim Serdar bey , inşallah bir gün görüşür tanışırız.
Sil