Bak baştan söylüyorum, bu yazıda bol bol rakıdan, rakı içen
insanın hayata bakışından, Bodrum’da içilen rakılardan söz edeceğim, hep rakılı
fotoğraflara yer vereceğim. Dindarım o yüzden alkolden uzak dururum, içki içeni
sevmem diyorsan devamını okuma, sinirini bozma.
Böyle giriş yapmak gerekiyor bazen. Ne yapalım olur olmaz yerden
karşıma çıkıveriyorlar.
Türkiye’yi idare eden zihniyetin önünde sonunda asıl yüzünü ortaya
çıkaracağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yoktu. İtiraf edeyim, ilk
dönemlerindeki özgürlük yanlısı tutumları benim de aklımı karıştırmadı değil.
Ön yargılı davrandığımı düşündüm ve bazı ortamlarda savunmalarını bile yaptım.
Ama ikinci dönemlerinde ufak ufak tırnaklar çıkmaya başlayınca ben uyandım,
uyanmayan arkadaşlarımla tartışmadım bile. O arada İstanbul’dan biraz da bu
zihniyetin hakim olması nedeniyle kaçtım, bunları geçen yazılarda anlattım.
Tekrarlamayacağım. Bu konudaki son yazımı okumamış olanlar içinde okumak
isteyen olursa yazının linki veriyorum; http://bodrumluhayat.blogspot.com/2013/05/bir-ara-istanbula-gidip-geldim-de.html
Bilenler vardır, Ege bölgesinin geneli Anadolu’ya benzemez. Ne
iklimi benzer ne insanı. Sağ partilere oy verebilir ama dinci, din sömürüsü
yapan partilere yüz vermez. Ege’nin tümü için ahkam kesemem. Ama Bodrum ile
ilgili daha çok şey biliyorum, çünkü dört yıldır burada yaşıyor ve
gözlemliyorum.
Bodrum’un sevdiğim yanı çok tabii ki. Ama bazıları aradan
sıyrılıyor. Mesela kimsenin kimseye karışmaması durumu bunların başında gelir.
İsteyen Cuma namazına isteyen aynı saatte meyhaneye gider. Denizin dibinde
kumsalda cami vardır, cemaat dağılırken sahilde insanlar güneşlenir. Kimse
kimseden rahatsız olmaz. Ama adım gibi eminim ki mevcut iktidar ve o
kafadakiler bundan rahatsız oluyor. Buralarla uğraşma nedenlerinden biri bu. En
büyük yalanı “kimsenin hayatına karışmayacağız” diyen zihniyetin son zamanlarda
yaptıkları ortada. En sonunda ağzındaki baklayı çıkardı – aslında kustu demek
daha doğru: İçeceksen evinde iç dedi. Kendileri gibi olmayana tahammül
göstermemeye başladılar. Asıl yüzleri bu ama bazıları şimdi fark ediyor.
 |
Güneş mızrak boyuna inince masalara oturanlar artar |
 |
Mahmut Kaptan ile bu kış da çok rakılar içtik |
 |
Günümüze en uygun tişört Mahmut Kaptan'da |
 |
Rakı içmeyi severiz yapacak bir şey yok. Gemibaşı'ndan... |
Bodrum’da içki içilir. Kışın biz burada yaşayanlar ve Bodrum’un
yerli halkı rakıyı, sonra da birayı tercih eder. Yazın gelen yerli ve yabancı
turistler nedeniyle içki çeşitliliği artıyor olmalı. Ama aslolan rakıdır.
Balıktır, ahtapottur... Ege otlarıdır, favadır. Yaz kış meyhaneler doludur.
Kışın meyhanelerin müdavimleri olarak çoğumuz artık birbirimizi tanıyoruz. En
azından göz aşinalığı var, selamlaşıyoruz. Bakın buraya yerleşeli dört yılım
bitti, bu süre içinde sadece bir kere bir kavgaya şahit oldum. O da dışarıdan
gelen birinin yaptığı bir terbiyesizliğe karşı, tüm uyarılara rağmen devam
etmesi sonucu bizim genç kaptan arkadaşlarımızdan biri zat-ı muhteremi
paketleyip gönderdi mekandan. Budur. Başka kavgaya şahit olmadım. Bu da içki
usul ve adabının buralarda bilinmesinden kaynaklanıyor. İnsanlar genç yaşından
itibaren içki içilen bir kasabada yaşadıklarından adabı erken yaşta
öğreniyorlar. Bodrum’da kadınlar hayatın içindedirler. Anadolu’da genellikle
ezilen kadın motifi vardır değil mi? Burada buna ben şahit olmadım. Vardır
herhalde ama azınlıkta olmalılar. Hem buranın kadınları zengindir. Bilenler
vardır, epey geçmiş yıllarda tarıma uygun verimli topraklar tepelerde
olduğundan aileler erkeklere o toprakları, sahilde tuzlu, kumlu arazileri
kızlara bırakırmış. Gel zaman git zaman turizm ve mandalinacılık başlayınca
sahildeki arazilerin değeri tepedekilere kat be kat fark atar olmuş. O yüzden
bu civarda hanımağalar çok. Eh para kimdeyse idare onda olur değil mi?

 |
Dükkan'da |
 |
Milli içki ayrandır densizliğinin akşamı kendi milli içkimizle birlikte onların milli içkisini de içtik |
 |
Datça Palamutbükü'nde bir yaz akşamı |
 |
Yalıkavak Sait'te |
 |
Yalıkavak'ta Deniz Kızı'nda |
 |
Alper Abimiz bir akşam ud çalarken. Kış akşamları böyle geçer |
 |
Bu fotoğraf sezon dışı bir akşam çekildi. Yani bu karedekilerin hepsi kışın Bodrum'da yaşayanlar |
 |
Özellikle Gülllük açıklarının dil balığı ünlüdür. Rakısız gitmez ki, ayıptır hatta günahtır |
 |
Mahmut Kaptan'da |
 |
Mahmut Kaptan'da |
 |
Mahmut Kaptan'da... yoldan geçenler müziği duyup Bodrum zeybeği oynarken |
Bodrum’da yirmili, otuzlu yaşlarını süren genç kadınlar tanıdım.
Hepsi meslek sahibi olmuşlar. Aralarında yurt dışında okumuşları, en azından
dil eğitimi için gidip gelmişleri, master yapmışları da var. Dönüp tekrar
Bodrum’da yaşamaya başlamışlar. İstanbul’dan bakınca Bodrum hayatı cazip
gelebilir ama işin başka tarafı da var ki burada her şey güllük gülistanlık
değil. İş bulmak kolay değil mesela. Turizm dışında iş kolu sayısı az falan
filan. Ama bu sözünü ettiğim gençler burada yaşıyorlar, hayatlarını kuruyorlar.
Haftada bir iki bazen meyhanelerde rastlıyorum, çok hoşuma gidiyor. Hayatın
tadını çıkarıyorlar. Gerçekten çok takdir ediyorum. İstanbul’dan buraya gelip
bir baltaya sap olamamış o kadar insandan sonra bu arkadaşlarımın değeri daha
yükseliyor gözümde. Bu genç kadınlar geleceğin Bodrum’unu şekillendirecekler.
İçki içmek bir çok insan için övünülecek birşey değildir. Doğruluk
payı var. Ben oturdum mu bir büyük içerim diyen insandan kim hoşlanır ki? Ama
içkiyi adabıyla, sohbetiyle, tadını kaçırmadan, neşelenerek içen insandan da
hiç zarar gelmez. Tam bu noktada en samimi düşüncemi söylemek istiyorum; Ben
içki içenden değil içmeyenden korkarım. Ama bunu biraz açmak istiyorum. İçki
içmeyi dini nedenle reddedene saygım var. İnancı onu emrediyordur, o da
inanıyordur, buna uyar. Tamam, son derece tutarlı. Ama kendi içmeyip içene
karışana tahammülüm yok. Bu noktada iş değişiyor. Ben meyhaneden çıkarken
sarıklı biri gelip laf etse hoş olmaz (mesela dedik... Bodrum’da imamlar
dışında sarıklı kimse görmedim). Aynı şekilde ben de Cuma namazından çıkana laf
edersem hoş olmaz. Mesele bu kadar basit aslında. Ben dindar değilim.
Bildiğimiz, öğretilen anlamda bir inancım yok. Benim kendime göre olan inancım
bana der ki; hayattan zevk almak, tadını çıkararak yaşamak bu dünyaya gelmemizin
birinci şartıdır. Yani dinin anlattığı “öteki dünya” kavramına, anlattığı
manada inanmıyorum. “Dünyevi zevklerden elini etiğini çekmiş” denen bir takım
insanlara yine bazı dindarlar çok olumlu bakarlar ya. Öbür dünya için yaşıyor
derler ya, işte bu benim inancıma, hayata bakışıma taban tabana zıt. Dünyevi
zevkler bizim içindir ve biz onu imkanımız elverdiğince yaşamalıyız. Bundan
maddi gücü anlayanlar olacağını sanmam ama anlatmak istediğimin o olmadığını
vurgulamak isterim. Bu sayfada bir fotoğrafa yer verdim. Yoksul iki
Bodrum’lunun açık havada kendilerine kurdukları bir rakı sofrasını gösteriyor. Birer
cam kadehleri, ekmekleri, o sırada kadraja alamadığım birkaç parça peynir ve
dikkat ederseniz oradaki tarladan topladıkları çiçekleri var. Su için kadehleri
olmadığından plastik şişenin dibini kesmişler. Bu insanları uzaktan izledim,
sohbetlerine, kahkahalarına kulak kabarttım. Sonra da onlara fark ettirmeden bu
fotoğrafı çektim. Bu çok şeyi anlatıyor. İçki içmenin bir kültür olduğunu
söylemeye çalışıyorum. Hayattan zevk almanın türlü yolları var. İlla içki
içeceksin diye bir kayıt yok kuşkusuz. Ama yıllar içinde şunu gördüm, içki
içenler daha neşeli oluyorlar. İstisna payını göz ardı etmiyorum. Ve başında
söylediğim gibi içki içmenin adabını bilen düzgün insanlardan söz ediyorum. Eve
sarhoş gelip karısını döven de içiyor yoksa. Demem o değil.
 |
Faralya'da doyumsuz bir akşam vaktiydi... |
 |
Berk Balık |
 |
Bir kış akşamı Datça'da Fevzi'de Kulüp Rakı'sını bitirdikdi |
 |
Berk Balık'ta |
 |
Komşunun uzosu komşuya rakı olur |
 |
Fevzi'de |
 |
Yalıkavak Sait'de |
 |
Deniz Feneri'nden |
 |
Sait... |
 |
Berk Balık |
 |
Fevzi'nin dillere destan Ege otları ve leziz mezeleri |
 |
Yalıkavak Çardaklı Mehmet'te |
 |
Çardaklı Mehmet'te |
 |
Bozburun Yat Kulübün'e geldiğimiz akşam... Harika bir gün batımına doğru |
 |
Deve güreşine gelecek başkan Kocadon için kurulan sofra |
 |
Orfoz'dan... |
 |
Sait'ten |
 |
Şubat ayında öğle rakısı yapan deve güreşi seyircileri |
İçki içmeyi yasaklamak biraz önce anlattığım gibi, ben içmiyorum
sen de içme diyen dinci, yobaz kafaların işi. Şu anda iktidarda olanların bu
tür insanlar olduklarını yaşayarak görüyoruz, eylemleri bunu gösteriyor. İçinde
bu kadar kin, nefret olan birinin mutlu olduğuna asla inanmam. Mesela
başbakanın mutlu olduğuna kimse beni inandıramaz. Ve öyle sanıyorum ki bu kin
ve nefret onun sonunu getirecek. Siyasi anlamda demiyorum, yaşamsal anlamı
kastediyorum. Böylesine kinden beslenen organizma mutlaka rahatsızlanır. Biz
insanları sevmemek için değil sevmek için bu dünyaya geldik. Hani “İnsanları
severiz yaradandan ötürü” dediklerinin özü aslında bu. Ama bu insanlar hem bunu
söylüyor hem nefret kusuyorlar. İşte hayata ve kendine yalan söylemek tam da
böyle bir şey. Bunun bedelini bir şekilde ödeyeceklerdir, bu böyle.
 |
Deniz Kızı'nda |
 |
Deniz Kızı'nda güneşi batırırken |
 |
Bir sonbahar akşamı Deniz Feneri |
 |
Mahmut Kaptan'da |
 |
Gemibaşı'nda mehtabı doğururken |
 |
Balıkçılar çarşısı |
 |
Deniz Feneri |
 |
Araya bir tane İstanbul rakısı koyayım dedimdi. Balıkçı Sabahattin'den |
 |
Deniz Feneri |
 |
Kekova'da akşam olurken |
Ne olursa olsun Bodrum’da keyifle içkiler içilecek. Uzun kış
gecelerinde dışarıda fırtına, yağmur varken biz rakı masamızdaki dost
sohbetiyle içimizi ısıtacağız, cümbüşüyle Alper abi eşlik edecek bazen.
Balıkçılar çarşısına uğradığımızda oturacağımız meyhaneye gidene kadar ona buna
takılacağız, masalarına uğrayıp hal hatır soracağız. Kadehler karşılıklı masalardan
kaldırılacak. Biz rakı adabıyla büyüdük, rakı eşliğinde sohbetin tadını da
kıymetini de iyi biliriz. Ayyaş insanın yobazdan bin kere iyi olduğunu da biliriz.
Bodrum’da kadınlı erkekli
masalarda da rakımızı yudumlarız, erkek erkeğe veya kadın kadına masalar da
kurarız bazen. Her birinin tadı, adabı, sohbeti farklıdır. Bunu bilerek,
rakının, sohbetin, hayatın ve Bodrum’un tadına vararak yaşamak en büyük
arzumuz. Bunun için bu dünyadayız. Evrendeki her şey bu dünyada, her şey bizim
için... Sağlığınıza!
 |
Berk Balık'ta Hüsnü Baba ile |
 |
Sağlığınıza... |
Diline beynine sağlık kardeşim. Yine "bi büyük" yazmışsın :)
YanıtlaSilBen hergün girip blogunuza bakıyorum yeni birşey yazmışmısınız diye.Sizi tanımamama rağmen bende büyük sempati uyandırdınız.Doğrusu yazı ve fotoğraflarınızdan yaşam enerjisi alıyorum.Yoğun çalışma tempomu dayanılır kılıyor.Şu deve güreşlerindeki fotoğrafta en sevdiklerimden biri..Bizim kalender ve neşeli tabiatımızı çok güzel yansıtıyor,kağıt havlu rulosunda çicekler...
YanıtlaSilBloğunuza bağnaz ve vandal insanların taarruzuna üzüldüm,sıkıldım ilk başta.Ama demek isterim ki insan sevildiği kadar nefret ediliyor..Dün yazdığınız gibi karşılığı var.
Ben de sağlığınıza içiyorum.
Edirne'den selamlar,.
Ecz.Duygu Gürgen
Teşekkür ederim...
SilAbdestli kapitalistler ya da NeoKemalistler olarak adlandırdığım bu tayfanın tutarsız ergen kalkışmaları. Törpüleyeceğiz, daha da ötesi sivilcelerini patlatırız. Kendi taraftarlarını özgürleştiremeyen, kapitalizme abdest aldırarak yozlaşan ve sonunda kendi içinden gelen tepkileri, eleştirileri örtmek için başkalarının yaşam tarzına müdahale kolaycılığı. Muhafazakarlara soruyorum, kim başarabilmiş bunu? Stalin mi, bizdeki tek parti diktatörlüğü mü? Böyle böyle yıkılırsın, sonunda kendini Taksim'in o çukurunda bulursun. Bir halkı zorla Türk yapacağım diye uğraştınız, üzerine tankla, topla gittiniz, binlercesini öldürdünüz, ellerini kelepçeleyip tespih gibi dizdiniz de sonunda ne oldu? Çeliği eğersin de insanın iradesini bükemezsin. Tarihe şöyle bir göz gezdirmek yeterli. (İlkesel anlamda tamamen ayrıldığımız zaten belli olmuştu, bu konuya artık girmeyeceğim.) Dünyada rakı-balık ikilisinden daha güzel bir tat bilmiyorum. Kavun, peynir candır. Yaz sıcağında bira yaşamsaldır, resmi içeceğimdir. Mum ışığında şarap aşktır, yemekte bir kadeh şifadır. Kışın kar yağarken viski, bir parça çikolata insanı ısıtır. Kısaca vazgeçilmezimizdir, yani tüm bu saçmalık beyhudedir. (Serhad Kara)
YanıtlaSilGüzel Türkiyem'de en çok tesettür ve en çok içki satışı nerede biliyormusunuz? Konya'daymış !(İkisi birarada- baskı ve yansıması) .
YanıtlaSilKorkarım kankası Obama'nın elindeki şarap kadehlerini gösteren tüm fotoğraflara da yakında sansür getirir, aklar paklar, ama birgün bütün bu yaptıkları elinde patlar !!! Şerefe bizlerden de, karşı sahilden, Datça'dan-Yurdagül
Kadehimi size kaldiriyorum keyifle,,,
YanıtlaSilBu sevimsiz kelimeyi kullanmak zorundayım; "demiştim" (Taksim'den Serhad)
YanıtlaSilkimbilir, belki bir gün rastlaşırız bu mekanlarda.
YanıtlaSiltanırız birbirimizi aynı "sırma saç" modellerimizle :)
sağlıkla, keyifle yiyip içmeye...
aykut