Bu
yazı, blogda yazdığım üçüncü yıl sonu yazısı. Her yıl sonu olduğu gibi şöyle
bir özet geçeyim, buradaki Bodrumlu hayatımla ilgili bazı kısa notları
paylaşayım istedim.
Önce
şunu yazayım, bu blog artık işini bitirdi. İçeriğindeki yazılar Bodrum’u merak edenlerin
ilgisini çekecek ip uçlarını barındırdığı ve zamana bağlı yazılar olmadığı için
bloğu kapatmayacağım. Ama sonuçta benim buradaki hayatım çok çılgın ve hızlı
değil. Bodrum içinde oradan oraya gidip geliyorum. Belli mekanlarda geziyorum.
Bu coğrafyanın farklı köşelerinde gezip, yiyip içiyorum ama bunlar çok çeşitli
değil. Kaçınılmaz olarak yazılar birbirini tekrar etmek durumunda kalıyor. Bu
da bir noktadan sonra benim için de okuyan için de sıkıcı olmaya başlıyor. O
yüzden 11 Ocak 2011’de başladığım bu blog meselesine 2014 Ocak ayının 11’inde
ara vereceğim. O gün yazacağım yazıda nedenlerini, bundan sonra neler yapmak
istediğimi anlatacağım. Şimdilik bu kadar yazmış olayım.
 |
Her yolculuk evin önünden arabaya çanta yükleyerek başlıyor |
 |
Bu da ofisin önünden hareket ettiğim bir seyahat öncesi |
 |
Geçtiğimiz hafta Fethiye'ye doğru yola çıkarken |
 |
Şubat ayında Antalya'dan Bodrum'a dönerken yolu uzatıp sahili takip etmiştim |
 |
En çok gezindiğim bölgeler. Buraya Datça ve Marmaris'i de eklemem gerek |
Baştan
söyliyeyim; ben bu 2013 yılını pek sevemedim. Benim içimde de ülkenin içinde de
çeşitli çalkantılar, sıkıntılar oldu. Ben bunları aşıp yılın bu son gününe
geldim. Bu yıl yalnızlığımı daha çok sahiplenmek istedim. Galiba dış
müdahalelere git gide daha kapalı oluyorum. Belki buraya yerleşmemin önemli
nedenlerinden biri de buydu. Yalnızlığımı, çok sevdiğim bir yerde daha yoğun
yaşamak istemiş olabilirim. Sonuçta dostlarımla, arkadaşlarımla birlikte zaman geçirmeyi
seviyorum, asosyal değilim. Ama akşam eve geldiğimde yalnız kalmak istiyorum.
Bu da benim hayatım işte, böyle yaşamayı seçiyorum. İş hayatımda da özel
hayatımda da ortaklıkları uzun süre yürütemedim zaten.
Bu
yıl, İstanbul’a beni bağlayan önemli bir unsur olan ofisimi kapattığım yıl
oldu. Oradaki eşyalarımı buraya taşıyıp, kendimden dörtbucuk yıl sonra işimi de
Bodrum’a getirdim. Bu durumda ev-ofis düzeninden çıktım. Sabahları gittiğim bir
ofis olması buradaki hayatımı değiştirdi. Şimdi işlerin durumuna göre istediğim
saatte gidip gelebildiğim bir ofis bana da iyi geldi. Evdeki iş düzenimi de
bozmadığımdan, arada evden de çalışıyorum.
 |
İstanbul ofisimizdeki kutular... taşınıyorum |
 |
O kutular Bodrum'a geldiler... taşındım |
 |
Şubat ayında Bodrum ofisimize yerleşip çalışmaya başladık |
Böylece
ilk taşındığım yıl 54 günümü geçirdiğim İstanbul’da bu yıl sadece 10 gün
geçirmiş oldum. Arada bir iki defa da günü birlik gidip geldim. İstanbul ile
ilişkimi seviyeli bir iş ilişkisine çevirdik iyi oldu.
Yalıkavak’ın
nasıl olup da bu kadar bozulduğunun nedenlerini anlamaya çabalar, bu paralar
nereden geliyor, izinler nasıl alınıyor diye düşünürken 17 Aralık’ta patlayan
yolsuzluk skandalları ufkumu açtı. Şimdi o marinanın izinlerinin Çevre ve
Şehircilik Bakanlığından nasıl alındığını tahmin etmem zor değil. Çağlayan ve
Bayraktak isimli yiyici zevatın marinada sıklıkla görülmesinin sebeplerini
artık kafamda bir yerlere oturtabiliyorum.
 |
Yalıkavak'tan ayrılmak zorunda kaldım. Özlüyorum |
 |
Evimin karşısına yüksek duvarlı marina inşa edildi, sinek gibi helikopter konup kalkıyor, hem gürültü hem toz yapıyorlardı |
 |
Yalıkavak'ta huzurum kaçınca evi boşalttım. Artık sadece Bodrum merkezinde yaşıyorum. |
Bu
yıl İstanbul gidişlerim azaldı ama Ege’deki gezilerimi çoğaltabilmişim.
İstediğim tam da buydu. Az İstanbul, çok Ege. Hatta Akdeniz’e, Antalya’ya bile
üç kere gittim. Ocak ve Şubat aylarında Antalya dönüşlerinde Fethiye’ye
uğramıştım. Geçtiğimiz hafta da Fethiye’deydim. Fethiye, sezon dışında çok
sevdiğim bir bölge. Hoş, Ege’de sezon dışında her yer çok farklı ve çok daha
güzel. Kalabalık gidince çevrenin de mekanların da tadına varıyorsunuz. Bu yaz
Faralya’ya gidemedim, ona üzülüyorum. Faralya yazın Ege’nin cenneti. Hele benim
sık gittiğim bölgede 20 kişi oluyoruz o kadar. Yani o çılgın kalabalıktan
uzaktayız durumu…
Bu
yıl beş kez Datça’ya geçmişim. Bu bloğu takip edenler biliyor, Datça benim için
çok özel bir yer. Başka türlü bir sevgim var. Günün birinde yılın yarısı
Datça’ya göçersem kendime şaşırmayacağım. Yapabilirim.
 |
Palamutbükü |
 |
Bademler bahar açtığında gelin gibi süslenmiş Datça |
 |
Turunç'a giderken İçmeler |
 |
Palamutbükü. Ekim ayının sonuna doğru |
 |
Datça'da Fevzi'de bir akşam |
 |
Bu yıl iki kez Turunç'a gittim |
 |
Kasım ayının ortasında bir gece Fevzi'de rakı masasının sonu |
 |
Sonbaharda Selimiye |
 |
Selimiye |
 |
Yine Datça'da Fevzi'deyken |
İki
kere Selimiye’de konakladım. Bir gece için de Alaçatı’ya gitmişim. Geride
bıraktığımız bu Aralık ayında iki gece de İzmir’deydik. İzmir’i bir kere daha ne
kadar sevdiğimi fark ettim. Önümüzdeki kış daha çok gitmeliyim.
Beş
kere İstanbul’a gitmişim. Bunlar hep iş için gidişlerdi. Gezmek için gidecek
halim yok zaten.
 |
Aralık ayında Gökova Akyaka |
 |
Şubat ayında Fethiye'den Antalya'ya doğru giderken |
 |
Bu yıl da sağlıklı şeyler yedik... Pazar sayesinde |
 |
Kekova... Şubat ayında |
 |
Çökertme |
 |
Alaçatı |
 |
Aralık ayında Fethiye |
 |
İzmir'de Deniz Restoran'dayken |
 |
Bir İstanbul seyahatimde Balıkçı Sabahattin'de bizim ekiple beraberken |
 |
Yine bir İstanbul seyahatinden. Selçuk, Uğurcan ve Yurdaer Hoca ile |
 |
Bodrum'da milli bayramlar çok coşkulu kutlanır. Bu yıl coşku daha da arttı |
 |
Mart ayında Olimpos |
 |
Şubat alında Toroslar |
 |
Mazı |
 |
Bodrum yönünden Fethiye'ye girerken |
Özetle,
Bodrum’da iyi bir yıl geçirdim. Arada canımı sıkan olaylar olmadı değil,
önümüzdeki yıl hiç olmamasını diliyorum. Hayat hep lay lom değil ama kendi
kendimize sıkıntı yaratmamayı öğrenmeli, olanları da daha sakin karşılamayı
bilmeliyiz. Bunu kendime söylüyorum ki bundan sonra böyle yapayım. Sonuçta önce
kendimizi sevmeyi öğrenmeli. Bunu da öğrenmem çok zaman aldı ama işte okumakla
uygulamak aynı değil.
 |
Mahmut Kaptan ile |
 |
Gezi direnişinin Bodrum'a yansıması |
 |
Her bahar evimin yolu üzerindeki bu ağaç bana başka bir coşku veriyor. Bu yıl da öyle oldu |
 |
Mahmut Kaptan'ın açılışından |
 |
Kış geldi, evin kış köşesi devreye girdi |
 |
Bizim Hüseyin'i evlendirdik... Kına gecesinden |
 |
Ofisten çıkarken bazen böyle bir manzarayla karşılaşıyorum... |
 |
Bu yıl da Bodrum sokaklarında gezinip buranın tadını çıkardım |
 |
Yurtsev abimizi kaybettik. |
 |
Bazen hava böyle fırtınalı olabiliyor, sonra güneş açıyor. Hayatımız gibi |
 |
Geçen ay iki can dostun Bodrum ziyaretinden... Haluk, Serdar ve ben aynı karedeyiz |
 |
Alper abimiz yine kış akşamları Mahmut Kaptan'da bize şarkılar söyledi |
 |
Buranın lezzetlerinin tadına vardık... |
 |
Dil mevsimini iple çektik (şimdi tam zamanı) |
 |
Ege coğrafyasında binlerce kilometre yaptım... |
 |
Arabayla Ege'de gezinmek için yola çıkmak beni en mutlu eden şeylerin başında geliyor |
İnsan
ilişkileri bakımından kimseye kızgın ve kırgın olmadığım bir yıl geçirdim.
Bloga yorum yazan birkaç kendini bilmez, şahsen tanımadığım ahmakları
saymıyorum tabii. Adam yerine koyduklarımdan söz ediyorum.
Ve
tabii bu yıl “Bodrumluhayat”ıma gelenlere hoşgeldiniz diyorum. Onlar da yılın bana
kazandırdıkları oldular.
2014
yılının hepimize sağlık, mutluluk, başarı ve huzur getirmesini diliyorum. Bu
sayfalarda buluştuğum tüm blogdaşlarımın yeni yılını kutlarım.
Ben
Mahmut Kaptan’a gidiyorum… Sizlere de iyi eğlenceler. İlk kadehim sizler için kalkacak!
Bodrum,
31.12.2013
 |
Yeni yılda da hep gülelim... |
Serdar Bey, biraz veda biraz yeni yıl mesajı kokan yazınızı 2013'un son saatlerine girerken okudum. Sizi bizlerle buluşturan blogonuzu kapatmamanıza sevindim. Her ne kadar yazmayacağım deseniz de arada bir iki satırda paylaşırsanız biz takipçilerinizi mutlu edersiniz. Bu gece uzun kelamlara girmeye gerek yok aslında.. Madem ilk kadehiniz bize, benden de bilmem kaçıncı kadehim size ve dostlarınıza gelsin ve 2014 hepimize güzellikler getirsin diyorum. Dostçakalın...
YanıtlaSilYeni yılınız kutlu olsun Serdar Bey.Sıkı takipçilerinizden,meleket hakkındaki düşüncelerine katılan ve her postunuzu ayrı bir hikaye tadında okuyan biri olarak kararınıza üzüldüm.Bunu bir süreliğine uzak kalmak olarak kabul ediyorum.Hayatınız her ne kadar dediğiniz gibi olsa da biz yine de her yazınızdan birşeyler öğreniyor ve samimi bir dostun sohbetindeymiş gibi okuyorduk .Dönüşünüzü bekleyenlerden biri olarak gidip gelip blogunuzu kontrol edeceğim.Sevgiyle kalın , 2014 umarım ülkemiz ve şahsınız adına çok daha güzel geçer...
YanıtlaSilBlogunuzu kapatma kararı aldınızsa inanın çok üzüleceğim, çünkü sessizce de olsa takipteydim, 7 senedir Bodrum da yaşamama rağmen bilmediğim çok yer öğrendim blogunuzdan, ayrıca gitmeyi çoook istediğim ama henüz gidemediğim Datça ve çevresini anlatan yazılarınızı keyifle okuyordum, bizi mahrum etmeyin bunlardan, ara sırada olsa yazın...
YanıtlaSilİyi seneler
üzüldüm doğrusu,neden monoton olsun ki,her postuda ayrı bir zevkle okumuştum,umarım kararınızdan vazgeçersiniz..sevgiler..
YanıtlaSilYeni ve bundan sonraki her yılınız,Bodrum dolu olsun.Ben her yazınızı severek ilgi ve merakla okuyorum.Hatta ne zaman yazacak diye sabırsızlıkla bekleyenlerdenim.Ama sizede sonuna kadar hak veriyorum.Nereye kadar,her hafta ne yazılabilirki?Ama ne olursa olsun,sayfanızı kapatmayın.Biz size çok alıştık.Oralarda biyerlerde serdar bey abimiz var diye bilmek bile,inanın bizi çok mutlu ediyor.Senede iki seferde olsa yazın ama mutlaka yazın.Ben güzel resimlerinizi twitterden da takip ediyorum.Yaz geldiğinde mutlaka sizinle tanışmak istiyoruz.Kendinize çok iyi bakın.Müziğinizden Giannis Parios,Gönlünüzden Bodrum,Sofranızdan rakı ve barbun eksik olmasın:))Bodruma emanet olun. Saygılar.
YanıtlaSilHocam,
YanıtlaSilbloga devam etmeyeceginize üzüldüm Ayda 1 kezde olsa birseyler yazarsaniz seviniriz...Biz Bodrumu sizin sayenizde sevdik...Evimizi orada aldik...Ve her hafta en az 1-2 kez birseyler yazdinizmi diye buraya bakiyorduk... 2014 Yilinin gönlünüzce gecmesi dilegi ile....
Mutlu yıllar Serdar Bey, bir süredir Bodrum'dayız, ne zaman Gemibaşı'nın önünden geçsek, Zazu'ya takılsak, sizin sokağınızdan yürüsek kulaklarınızı çınlatıyoruz. Blogunuzda yazdıklarınızı rehber edindiğimizi itiraf etmeliyim. Tanıdık bir yerde tanış olmuş sözcüklerle dolaşmak gibidir bazı-gezi mekan yazıları, sizinkiler de öyle. Takipçilerinizi fazla üzmezsiniz umarım! Arada bir de olsa yazacağınızı umut etmek düşüyor bizlere :)
YanıtlaSilBu akşam (5 Ocak) sizi Zazu'da gördük. Fakat rahatsız etmek istemedik. Lütfen çok sevdiğimiz yazılarınıza seyrekleştirmeden devam ediniz.
YanıtlaSilRica ederim, rahatsız olmazdım. Teşekkür ederim.
SilSizin blogunuzdaki yazılarınızdan sonra Bodrum'a yerleşmeye karar verdik. Daha önce 1987-1997 yılları arasında her yıl yaklaşık 2 ay kadar Bodrum'da bulunmam maksadıyla zaten bildiğim, tanıdığım bir yerdi. Ancak sizin anlatımınız sayesinde ait olduğum yerin İstanbul değil, Bodrum olduğuna karar verdim. Eşiminde konuya sıcak bakması sayesinde Aralık ayı başında aracımıza atlayıp Bodrum'a geldik. (Hatta ofisinizin önüne kadar gelip sizi aramıştık. Ama siz İzmir'deymişsiniz görüşemedik.) Orada kaldığımız 3 gün boyunca Bodrum-T.reis arasında her yeri dolaştık, evlere baktık, gezdik, dolaştık. Şimdi işlerimizin planlamasını yapıyoruz. İnşallah en kısa zamanda bizlerde Bodrum'lu oluruz. Ama bilin ki bunda sizin içtenlikle yazmış olduğunuz yazılarınızın payı son derece büyüktür. O yüzden size ne kadar teşekkür etsek azdır. Hatta bırakın yerleşmeyi, eğer daha önceden Bodrum'u da az çok bilen bir insan yazılarınızı okurken bile kendini orada hayal ederek mutlu olabiliyor. Şimdiye kadar yazdıklarınız için kendi adıma teşekkür ediyorum. Bundan sonrada yazacaklarınızı her zaman sıkılmadan takip edeceğimizi bilmenizi istiyorum. Ta ki siz yazmaktan sıkılıncaya kadar. İnşallah bir gün geldiğimizde tanışmak umuduyla. Güzel günler diliyorum.
YanıtlaSil