30 Mayıs 2011 Pazartesi

Bodrum'a yerleşeceklere Bodrum'lu hayata dair notlar


Temelli Bodrum’a taşındıktan sonra, yaşadıklarımdan çıkardığım notları, değerlendirmeleri, gözlemlerimi ve bazı deneyimlerimi burada paylaşıyorum. Bunlar bazen Bodrum’da yediğim, içtiğim şeyler, bazen mekanlar, bazen de Bodrum’un ta kendisiyle ilgili. Bugün yeni bir seriye başlıyayım dedim. Herhangi bir konuda 25 yapılması, 25 yapılmaması gereken şey. Tabii bu tür bir rakamla sınırlanmış listeler her zaman adil olmuyor. Ya 25 tane neden bulmak için ya da 25’e indirmek için zorlanıyorsunuz. Ama burada bilimsel makale yazmıyoruz, onun için önemi yok. Maksat eğlence olsun. Önce listeyi vereyim. Sonra ilk 5 maddesini açalım. İlerleyen günlerde diğer maddeleri yazarım

Bodrum’da yapılmaması gereken 25 şey;
1.    Her yere arabayla gidilmez
2.    Her akşam evde oturulmaz
3.    Her akşam dışarı çıkılmaz
4.    Ben ot yemem denmez
5.    Hep aynı meyhaneye gidilmez
6.    Zazu’ya uğramadan geceye devam edilmez
7.    Zazu’ya uğramadan eve dönülmez
8.    Kışın Mahmut Kaptan ihmal edilmez
9.    Yağmurdan şikayet edilmez
10.  Fırtınasına laf edilmez
11.  Plastik Starbucks bardağıyla yolda yürünmez
12.  Meyhanede balığın yanında şarap içilmez
13.  Sebze meyve Migros’tan alınmaz
14.  Hele balık hiç alınmaz
15.  Şehir hayatının alışkanlıklarıyla yaşanmaz
16.  Günlük tekne turuna çıkılmaz, çıkana karışılmaz
17.  Karaciğeri dinlendirmek gerektiği unutulmaz
18.  Akciğer zaten hiç kirletilmez
19.  Yerel meselelere ilgisiz kalınmaz
20.  Haftada bir balıkçılar çarşısına uğramamazlık olmaz
21.  Yazın Sait’e gitmemezlik yapılmaz
22.  Turiste yan gözle bakılmaz
23.  Acele edilmez
24.  Levreğe barbun denmez, komik duruma düşülmez
25.  Yirmibeş madde bulacağım diye stres yapılmaz

Evin kış köşelerinden biri
Yalıkavak'ta sonbahar

Bir kış günü ara sokaklardan biri
Datça'da bir ilkbahar akşamı


Bunlar da yapılması gereken 25 şey;
1.    Bodrum’da yaşanıldığı için şükredilir
2.    Yunan müziği dinlenir
3.    Akşamüstü yürüyüşü yapılır
4.    Meyhanede konuşulan meyhanede kalır
5.    Korna çalınmaz
6.    İstanbul’a laf edilir
7.    Kedisine köpeğine iyi davranılır
8.    Yüzülür
9.    Cumaları pazara gidilir
10.  Rakı Bodrum’un resmi içkisidir; içilir
11.  Civar kasabalara, Selimiye’ye, Datça’ya gidilir
12.  Onbeş gün Bodrum’da tatil için bütün yıl çalışana anlayış gösterilir
13.  Koylar ihmal edilmez, gidilir, gezilir
14.  Her koyda bir meyhane edinilir, senede bir iki uğranır
15.  Otlar konusunda ihtisas yapılır, hardal otuyla ebegümeci bir görüşte tanınır
16.  Ortamına göre hangi müzik uygunsa o dinlenir
17.  En az ayda bir kez sabahın ilk ışıklarına kadar gezilir
18.  Kasabadaki en ufak çevresel bir değişiklik farkedilir, konu edilir
19.  Ayda bir iki esnaf lokantasında öğlen yemeği yenir
20.  Ara sokaklarda kaybolunur
21.  Altı ayda bir karaciğer detoksu yapılır
22.  Mevsiminde kırk tane enginar yenir
23.  En az senede bir kez Gökova kıyısına gidilip Balıkçı, Bedri Rahmi ve Azra Erhat anılır
24.  Bedenine, hayatına özen gösterilir
25.  Çünkü Bodrum’da uzun ve sağlıklı yaşanır

Şimdi şu maddeleri biraz açayım ki buraya yerleşecek kişilere biraz ipucu olsun.

Her yere arabayla gidilmez
Bodrum'a yerleşmeye karar veren kişi hayatını, tarzını değiştirmeyi istiyor demektir.
Şehirdeki alışkanlıkların, tarzların şehirde bırakılması gerek. Bunların başında da hareket etmek, yürümek, bisiklete binmek geliyor. Bodrum'un içindeyseniz arabaya ihtiyacınız olan gün sayısı haftada biri geçmez. O da büyük haftalık alışveriş için. Eğer koylarda yaşıyorsanız araba sadece Bodrum'a inmek için gerekir. Ama Bodrum'da arabasız da yapılmaz. Çünkü koylar arası mesafeler fazladır. Yalıkavak'tan Turgutreis'e gideyim, akşamüstü de Bodrum'a uğrayıp sonra yine Yalıkavak'a dönerim dediğiniz zaman 75-80 km yolu gözden çıkarmanız lazım. Ama yaşadığınız yerde gün içinde araba kullanmadan yapabilirsiniz. Bunu bir alışkanlık haline getirmek şart. O zaman Bodrum'un tadına varırsınız. Belediye birkaç yere tabela yerleştirdi; Bodrum yürüyerek daha güzel diyor. Doğru. Hem Bodrum'da yaşadığınızı farketmek, hem de sağlık için yürümelisiniz. Ben ayrıca geçenlerde İstanbul'a gittiğimde bir bisiklet aldım. Bodrum'a ilk geldiğimde aldığım ve sadece Yalıkavak'ta kullandığım bisiklet kışları denizin dibindeki evimde durmaktan pas içinde kaldı. İlk heves, bilmeden, sormadan almıştım. Meğer benim yaşım ve kullanış amacım için alınacak en yanlış bisikleti almışım. Önerim; eğer bisiklet alacaksanız geçmişte benim yaptığım gibi markete gidip almayın, şimdi yaptığım gibi profesyonel bir satıcıdan, iyi bir markaya biraz daha fazla para verin ama size uygun olan bisikleti alın. Gerçi aşağıda resmini gördüğünüz yeni bisikletimi yapılış amacı dışında da kullanıyorum ama burası Bodrum, her iş için ayrı bisiklet alacak değiliz ya.

Her akşam evde oturulmaz
Bodrum'a yerleşmeye karar veren kişi, sadece kafa dinlemek için geliyorsa yanlış iş yapıyor demektir. Tabii ki buradaki hayat şehir hayatıyla kıyaslanmaz. Tabii ki Bodrum'da çok sakin, tam kafa dinleyecek yerler var. Ama demek istediğim şu ki; eğer amaç sadece kafa dinlemekse o zaman mesela Datça daha uygun olabilir. Sadece Bodrum'da var olan bir özellik ise, ister kafa dinlemek için gelin, ister eğlenmek için, her iki seçenek için de uygun yer. Hem insan görmek isterim hem sakin olmak isterim diyenler için zaten başka iyi bir seçenek yok ki. Bodrum bu anlamda çok tadında bir yerleşim. Şimdi bu yazıyı okuyanlar içinde eminim ki ağustos ayındaki barlar sokağının halini bilip de "ne diyor bu?" diye düşünen olabilir. Şunu unutmamak lazım; Bodrum'a yerleşmekten söz ediyoruz. Yani temmuz ve ağustos ayları geçtikten sonra daha 10 ay var. Ve o 10 ay zaten Bodrum'un asıl güzel dönemi. Dolayısıyla şunu vurgulamak istiyorum; Bodrum'a yerleşiyorsanız ara sıra akşamları Bodrum'un sunduğu fırsatları değerlendirmek gerek. Barlarına, meyhanelerine, kulüplerine gitmek, sosyal hayata katılmakta lazım. Her akşam evde oturacaktın da neden Bodrum'a geldin diye sorarlar.

Bu bisikleti Amerika'lılar Miami caddelerinde hava atmak için tasarlamışlar
ama Bodrum'da benimle heryere gidiyor, hatta pazara bile geliyor
Gümüşlük Limon'dan
Bu kareyi birkaç saat önce çarşıdayken çektim
Yalıkavak'ta bir kış günü
Her akşam dışarı çıkılmaz
Herşeyin bir ayarı var değil mi? Eğer her akşam Bodrum'un gece hayatına dalmaya geldiyseniz, dönün ve hayatınızı uzatın derim. Bu tempoya ne can dayanır ne para. Şaka maka eğer eğiliminiz varsa Bodrum sizi öyle bir içine çeker ki anlamazsınız. Buraya yerleşmeyi isteyecek kafadaysanız akşamları muhallebiciye giden tiplerden değilsiniz demektir. Dışarıda harika hava var, misal kış olmuş ama bir kazakla yürüyüşe çıkmışsınız. Üstüne bir de güzel güneş batıyorsa meyhanelerin yanından geçerken içeri girmemek için irade lazım, onu söyliyeyim. Kolay değil. Ama işte bunun da ayarını tutturmalı. Ben ne yapıyorum? Haftanın 2-3 gecesi çıkıyorum, diğer akşamlar evdeyim. Bu sizin için az ya da çok olabilir, bilemem. Herkesin beklentisi, tarzı farklı. Zaman oluyor 7-8 gün üst üste dışarıda yiyorum, çünkü ya bayram tatili oluyor dostlar geliyor, ya buradaki ortamın azgın olduğu döneme denk geliyor. Bir de bakıyorum evi özlemişim. Böyle dönemlerden sonra bir hafta kendimi eve kapatıyorum. Yoksa işin tadı kaçar. Zaten hele kışın evde mesela şömine başında olmanın tadı da bambaşka. Bir de dışarıda fırtına varsa...

Ben ot yemem denmez 
Daha önce de yazdım. Ege ot cenneti. Ama asıl cennet Kuzel Ege. Yani İzmir ile Ayvalık arası. Yanlış anlaşılmasın Bodrum da fena değil. Ben ot kültürümü burada geliştirdim. İstanbul'da yıllarca Ece'de ve Doğa Balık'ta birbirinin aynı lezzette otlara dünya para verdiğimizi buraya gelince iyice anladım. Küçücük tabakta 5-10 TL verdiğimiz otun çuvalının 40 TL olduğun görünce... Her otun tadı başka. Pişirmeyi bilmek gerek. Yoksa İstanbul'da yapıldığı gibi at kaynar suya, üstüne limon, zeytinyağı ve biraz sarmısak bitti... öyle değil işte. Bodrum pazarında ot satan bir teyze var, müthiş konuşkan ve çok sevimli. Bilmediğim otların hem tipini hem yapılışını ondan öğreniyorum. Bu cuma yine gittim, bu sefer de yaban semizotu verdi. İlk kez yaptım. Çok lezzetli, biraz daha mayhoş bir tadı var. Kavurması yapılıyor. Datça'daki Fevzi'de http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/04/datcaya-ilk-gittigimde-galiba-2005-ylnn.html mevsiminde 10 çeşit ot yiyebiliyorsunuz, üstelik dediğim gibi her biri ayrı lezzette. 

Fevzi'de ot resitali
Hep aynı meyhaneye gidilmez
Biraz önce yazdığım gibi haftada 2-3 gece çıkıyorum ama arada bu 3-4 veya 4-5 güne çıkıyor. Hele yazın bizler burada nöbetçi meyhane amiri durumundayız. Bütün kış buralara gelmek isteyen arkadaşlar, dostlar yaz aylarında gelince ben de onlarla birlikte olmak istiyorum. Bir ekip geliyor, dönüyor başka bir ekip geliyor. İşte o dönemlerde biz kadroluyuz. Tabii bu da burada yaşamanın başka bir tadı. Kışın bu tempo olmuyor. Hal böyle olunca Bodrum'daki bütün meyhaneleri yıllar içinde öğreniyorsunuz. Sonra aradan birkaç tanesi sıyrılıyor. Kimi ortamıyla, kimi mezeleryle, kimi balığıyla... bir tercih sebebi bulunuyor. Hep aynı meyhaneye gitmek, hep aynı insanlarla aynı işi yapmak gibi. Hem her meyhanede farklı bir yeriniz olmalı, hepsinde iyi ağırlanmalı, hem her birinde farklı insanlarla karşılaşmalı, farklı konular konuşulmalı. Benim Bodrum'daki kışlık ekibim zaten Zazu'da buluşuyoruz. Hareket noktası orası. Zazu'yu bir sonraki yazıda 6. ve 7. maddede detaylı yazacağım. Oradan Mahmut Kaptan http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/05/tipik-bodrum-meyhanesi-mahmut-kaptan.html, Trattara, Deniz Feneri http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/01/balkclar-carss-ve-deniz-feneri.html veya Gemibaşı'na gidiyoruz. Ara sıra açık olduğu dönemde Orfoz ve bu aralar yeni düzeniyle yılların Körfez'i de gittiğimiz balık ve meze ağırlıklı meyhanelerden. Ben et yemediğim (hiç değil, ayda bir iki kez yiyorum) ve balık sevdalısı olduğumdan balıkçıları seçiyorum. Yazın Yalıkavak'ta yaşıyorum. Orada da tabii Sait http://bodrumluhayat.blogspot.com/2011/02/yalkavakta-harika-lezzetler-sait.html ve köyün içindeki balıkçı barınağının oradaki Çardaklı Mehmet gittiğim yerler. 

Deniz Feneri
Mahmut Kaptan
Yalıkavak'ta Sait
Maddeleri önümüzdeki günlerde detaylı anlatmayı sürdüreceğim.

2 yorum:

  1. süpper olmuş yazınız, çok severek okudum, bir de kış köşeniz varya, çokk güzel:))

    YanıtlaSil
  2. çok güzel, severek okudum,resimlerde çok tanımlayıcı olmuş, bu arada en en en güzeli kış köşesi, muhteşem, orada geçen kışa kış denmemeli:)))

    YanıtlaSil